Pazartesi, Ocak 14, 2013

Kompost Nasıl Yapılır Videosu Youtube'da

2013 planlarım arasında Alternatif Yaşam Planlamasında yaptığım uygulamaları video haline getirmek de var.

Kompost yapımını anlattığım ilk videoyu tamamladım ve Youtube'a ekledim.

İlk defa bu tarz bir video yapmanın acemiliğiyle anlatımda bazı ufak tefek hatalar olmakla birlikte, 2009 dan beri yaptıklarımı altı dakikada özetleyen güzel bir video oldu.

Ben beğendim...

İşte ilk Alternatif Yaşam Planlaması videosu.





Cumartesi, Ocak 12, 2013

#Anlayamıyorum - 1


  • AVM'lerde giriş kapısına en yakın yere park edebilmek için yol ortasına park etmeyi, 
  • Yol ortasına park etmeyi, 
  • 200-300 metre mesafedeki otoparka park etmek yerine, yol ortasına park etmeyi, 
  • Arabanın fiyatı artıkça saygısızca park edebilme özgürlüğü olduğunu düşünmeyi, 
  • İki durak arasının 100-150 metre olmasını ve sürekli durmak zorunda kalmayı,
  • Dolmuş ikinci vitese bile geçmeden, az önce inen kişi ile birlikte inmek yerine, "İnecek var" diyerek dolmuştaki onlarca kişinin vaktini almayı,
  • Dolmuşta kendini üzüm zannederek "Bir tane" diyerek ücret uzatanları,   
  • Hiç yürümeyeyim, kapıma kadar araç ile gideyim düşüncesini,  
  • Sigaraya sonsuz sevgi ile bağlı olmayı ve bırakmak istememeyi, 
  • Sabah kalkar kalmaz sigara içmeyi, 
  • Araba kullanırken sigara içmeyi, 
  • Sigara içenler girp, franjit olmazken, her kışı grip ve franjit ile boğuşarak geçirmeyi, 
  • Zifiri karanlık oluncaya kadar yada yağmurlu günlerde farlarını açmayanları, 
  • Kapalı havada bile güneş gözlüğü takanları,
  • Benim her durumda ve her zaman her şeye hakkım var düşüncesini,  
anlayamıyorum. BEN anlayamıyorum...

Cuma, Ocak 04, 2013

Solucan Gübresi Nasıl Yetiştirilir? - Birinci Bölüm -

Evsel ve bahçesel atıklarımın büyük bölümünü kompost haline getiriyor ve bahçemde kullanıyorum. 2013 de kompost işlemini bir adım ileriye götürerek solucan ile kompost (vermicomposting)  yapmaya karar verdim. 

"Solucan gübresi" içindeki gübre kelimesinin bizde yarattığı kötü kokulu çağrışımlarının aksine yağmur sonrası toprak kokan, siyah renkli, organik açıdan çok zengin doğal bir oluşum. Ben solucan gübresi demek yerine solucan toprağı demeyi tercih ediyorum.    

Onbeş gün boyunca Worm Farm, Vermicomposting arama kelimeleri ile onlarca Youtube videosu indirdim, izledim, sınıflandırdım ve notlar aldım. Türkiye'de az sayıda kişinin bildiği ve yaptığı ve sadece üç ticari firmanın olduğu bir alan solucan yetiştiriciliği. Youtube'daki video zenginliğinden Amerika'da bu işin çok yaygın ve bilinen bir uygulama olduğu belli oluyor. Onlarca Youtube videosunu izlemek çok zamanımı aldı. Bazı videolar çok başarılı şekilde konuyu anlatırken bazıları tamamen vakit kaybıydı. Bazı videolardaki Amerika kırsal insanı aksanlı "Amerikanca"yı anlamlandırmaya çalışmak ayrı bir keyifti. İndirdiğim videoları izleyip, içeriklerine göre Başlangıç - Büyük Ölçek - Solucan Ayıklama - Topraktan Solucan Çıkarma - Solucan Toprağını Ayırma klasörlerine kaydettim. Hangi videoları tekrar izlememin faydalı olacağını belirlemek için videoların adlarını değiştirmeden başlarına 1-10 arası numaralar verdim. Aşağıdaki ekran görüntüsünde klasör ve dosya detaylarını görebilirsiniz.
Bu kadar Youtube ve video indirmekten bahsetmişken hangi program ile Youtube videoları indirilebiliyor bilgisini de vereyim. Ben ytddownloader programını kullanıyorum. Programı ücretsiz indirebiliyorsunuz, tavsiyem indirdikten sonra 23 usd vererek PRO sürümüne geçmeniz.  

Başlangıç seviyesi videolar içinde gerek görüntü gerek içerik açısından en iyi bulduğum videoyu izleyerek devam edelim. 

Kısa özetle evde solucan yetiştirmek için yukarıdaki hazırlıkları yapmalısınız.

İlk solucan kovamı hazırladım. Hazırlık aşamasını daha sonra detaylı anlatacağım. Bu mevsim bahçede solucan bulmak biraz zor oldu. Sanırım solucanlar toprağın derinine inmişler, hafta sonu yeniden solucan arayacağım. 

Yandaki kovada üç solucanım var. 01 Ocak 2013 tarihinde kovadaki yaşamlarına başladılar. Dün resimlemeden önce kontrol ettim durumları iyi görünüyordu.

Gelişmeleri ve yeni yazıları önümüzdeki günlerde paylaşacağım. 


     

Salı, Ocak 01, 2013

Petrol Bitti. Şimdi Ne Olacak?


Gaia Education'daki eğitmenim izlememiz ve yorumlamamız için sınıfa bir belgesel önerdi. Belgeselin adı : The Power of Community. How Cuba Survived Peak Oil. (Toplumun Gücü. Küba Peak Oil krizinden nasıl kurtuldu.) 4 Ocak'a kadar belgesel hakkında bir yorum yazıp, sunmam gerekiyor. 

Bir sabah kalktınız ve artık petrolün ülkenizde olmadığını öğrendiniz. Nasıl olur? Birden petrol mü biter? diyeceksiniz. Petrol birden bitmemiş ama 1990 yılında Rusya'nın Küba'ya petrol vermeyi durdurmasıyla Küba için zorunlu petrolsüzlük dönemi bir anda ve hazırlıksız başlamış. Belgesel 1990 - 2004 arasında,  petrolsüz dönemde Küba'da neler yaşandığını anlatıyor. İngilizce bilenler filmi Youtube'dan izleyebilirler. Belgeselin Türkçe alt yazısı var mı diye biraz araştırdım ama bulamadım.

Belgeseli İngilizce izleyemeyecek olanlar için belgeselden bazı çarpıcı noktaları bu yazıda paylaşmak istiyorum.      

Belgeseli izlerken Türkiye'de aynı şey olsaydı diye düşündüm ve belgeseli izlerken bir yandan da kafamda bu hayali filmi izledim. Kara mizah keyifli bir film izledim kafamda.

1989 yılına kadar Rusya, Küba'ya yılda 13-14 milyon ton petrol veriyor. Değişen ve dağılan Rusya yönetimi, ani bir kararla, bundan böyle Küba'ya eskide olduğu kadar petrol vermeyeceğini ve bundan sonra yılda 1 milyon ton petrol verebileceğini belirtiyor. Bir anda %93 lük azalma. Bu noktadan sonra Küba'da neler olduğunu, petrol bağımlılığının hangi sektörleri ne şekilde etkilediğini, Küba halkının durumu nasıl çözüme dönüştürdüğünü anlatıyor belgesel.
Şimdi Küba'da olanların Türkiye'de olsaydı ne olurdu düşüncesiyle yazdıklarımı okuyun. Ben belgeseli bu gözle izledim ve trajik komik bir tat aldım.

Petrol girişi durunca ilk ve en önemli sorun beslenme oluyor. Traktörlerde kullanılacak petrol bulunmuyor, tarımda kullanılan gübre ve ilaçlar petrol türevli olduğu için üretimleri önemli ölçüde düşüyor. Kırsal alanda yetiştirilen ürünlerin şehirlere taşınması mümkün olmuyor ve şehir halkı açlıkla mücadele etmeye başlıyor. Bebeklerde ve hamilelerde ciddi sağlık sorunları görülüyor. 1994 yılına gelindiğinde Küba'daki insanların ortalama kilosu kriz öncesine göre 9,5 kilo azalmış oluyor.
Ülke elektiriğinin büyük bölümü petrolden sağlandığı için ülke genelinde 14-16 saat süren elektirik kesintileri oluyor. Tropikal bir iklimde olan Küba'da bu kadar süre elektiriksiz kalmak buzdolaplarındaki birçok gıdanın bozulmasına yol açıyor.
Toplu taşımada ve az sayıdaki özel araçta kullanılacak yakıt olmadığı için insanlar işlerine gidemiyorlar. Çin'den birbuçuk milyon bisiklet getiriliyor, kendi kaynakları ile de beşyüzbin bisiklet üretip, halka bisiklet dağıtıyorlar.
Küba petrolsüzlüğün getirdiği sorunlar ile uğraşırken Amerika'nın baskısıyla 1992 yılında Küba'ya uygulanan ambargo daha da sıkılaşıyor. Küba limanlarına uğrak yapan bir gemi altı ay boyunca Amerikan limanlarına giremez kuralı getiriliyor. Bu yasak konteyner gemilerinin Küba'ya uğraklarını durdurmasına yol açıyor. Konteyner gemilerinin bir ülkeye uğramaması demek 15-20 ton gibi küçük ölçekli yüklerin ülkeye girememesi ve ülkedeki ürün çeşitliliğinin olmaması anlamına geliyor. Küba'ya gelen gıda ithalatı %80 azalıyor. Tohum, hayvan yemi, yedek parça, gübre, tarımsal ilaç ithalatı duruyor.
Para alım gücünü kaybediyor ve karne günleri başlıyor.
Beslenmeye çözüm olmak için şehirlerde yaşayan halk bulabildiği her alanda tarım yapmaya başlıyor.   Kimyasal gübre ve tarım ilacı bulunamadığı için herkes zorunlu olarak organik tarım yapmak zorunda kalıyor. Ve fakat şehirli halkın tarım bilgisi olmadığı için yetiştiricilikte ciddi sorunlar yaşıyorlar. Öğrenmenin tek yolu deneme, yanılma.
Devlet, sınırlı alanda doğal yollar ile tarım yapmayı öğretmek için Avusturalya'dan iki permakültür eğitmeni getirtiyor. 400 Küba'lı permakültür eğitmeni eğitimi alıyor ve öğrendiklerini halka öğretiyorlar. Evlerin damlarında, sokak aralarında, bahçelerde bulabildikleri her yerde tarım yapıyorlar. Çiftçilik birden en itibar gören meslek haline geliyor. Tüm bu süreçte herkes bildiğini ve öğrendiğini birbiri ile paylaşıyor.
Ürünler şehirde ve şehrin kenarında yetiştirildiği için taşınma zorunluluğu olmadan yerel pazarlarda satılıyor.
Yıllar boyunca kimyasal gübre ve tarım ilaçları ile bozulan toprağı düzeltmek ve verimli hale getirmek beş yıl zamanlarını alıyor. Evsel atıklar kompost ve verikompost (solucan kullanılarak yapılan kompost uygulaması) olarak değerlendirilip, gübre olarak kullanılıyor.
Tarım için sınırlı alanları olduğu için birçok ürünü yan yana ekiyorlar. Ürün çeşitliliği beraberinde canlı çeşitliliğine getirdiğinden zararlılar ile mücadele eden doğal düşmanları da aynı ortamda yer alıyor. Kimyasal ilaç kullanmaya gerek kalmadan ürün zararlılarını doğal düşmanları yok ediyor. (Bizim Uğur Böceği olarak bildiğimiz sevimli böcek, yaprak biti düşmanıdır ve bulunduğu ortamdaki zararlıları yer.)
Zamanla üretilen biogübre (kompost, solucan toprağı) diğer Latin ülkelerine ihraç edilecek kadar artıyor. 1980 yılında Küba'da yılda 21.000 ton tarımsal ilaç kullanılırken, 2004 yılında sadece 1.000 ton tarımsal ilaç kullanılmaya başlanıyor.
Traktör kullanamadıkları için yeniden öküz kullanarak toprağı işlemeye başlıyorlar.
Ülkede toprak reformu yapılıyor ve hazineye ait olan çiftliklerin %40'ı halk tarafında oluşturulan tarım kooperatiflerine veriliyor. Binlerce dönüm hazine arazisi küçük çiftçilere veriliyor. Kendilerine verilen arazide ekim yaptıkları sürece bu araziler sahiplerinde kalıyor.
Ülkede bisiklet kullanımı ve yürüme arttığı için Küba halkının genel sağlığı iyileşiyor.      
--------------------------------------------------------------------------
Belgeselden çarpıcı bir cümle ile devam edeyim: Bir gün hepimizin karşılaşacağı sorunla ilk karşılaşan ülke Küba oldu. 

Belgesel Peak Oil kavramının ne olduğunu açıklayarak başlıyor. Peak Oil'in ne olduğunu bu bağlantıdan öğrenebilirsiniz. Yaşadığımız dönem ucuz petrol dönemi olarak biliniyor. Petrol üretimi tepe noktasına ulaştıktan sonra geçen her gün petrol bitimine doğru gideceği için petrol fiyatları her geçen gün artacak. Küba'nın zorunlu ve erken olarak yaşadığını bir gün hepimiz yaşayacağız.

Bu noktada kaos senaryoları yerine petrolün sınırlı bir kaynak olduğunun bilinci ile yukarıda örnekleri verilen bir çok uygulamayı şimdiden hayatımıza geçirerek petrole olan ihtiyacımızı azaltmak ve kalan petrolü çok daha uzun süre kullanmak önemli.

ODTÜ 'de yapılan toplantıda Prof Dr Ali Gökmen, Ankara halinden alınan istatistiklere dayanarak, Ankara'nın  %95 gıda ihtiyacının Ankara dışındaki illerden taşınma yolu ile Ankara'ya geldiğini belirtmişti.

Bizler sonu bilenen bir oyunda nelerin peşinde koşuyoruz? Neleri öğreniyoruz? Çocuklarımıza neler öğretiyoruz? (Alternatif Yaşam Planlaması okurları, kardeş siteler yazarları ve emek verenleri hariç...)        

Salı, Aralık 25, 2012

Sürdürülebilir Toplumlar için Ekoköy Çözümleri - ODTÜ Toplantısı -


Anlamsız ve faydasız yüzlerce iş seyahatinde yaptığım gibi geçtiğimiz cumartesi sabahı beşte kalktım, tüm gün toplantıya katıldım ve aynı günün akşamı yorgun argın eve döndüm. Ve fakat bu kez önemli bir fark vardı. Bu kez toplantı benim için çok önemli ve anlamlıydı. 22 Aralık günü ODTÜ'de Sürdürülebilir Toplumlar için Ekoköy Çözümleri toplantısına katıldım. 

Toplantıya gidebilmek başlı başına bir olaydı. Toplantıdan önceki Perşembe gecesi arabam bozuldu. Yardım servisi ile telefonda görüşme, benim tamir edemeyeceğim bir hasar olduğunun tesbiti, çekici çağrılması, çekicinin  beklenmesi, arabanın servise götürülmesi vs vs. Bir dünya yorgunluk. Haa, küçük bir not Volkswagen yol yardım, benden on tam puan aldı. Az önce anlattığım süreci çok iyi yönetti, tebrikler VW !
Arabayla havaalanına gider, akşamda dönerim düşüncesiyle. Cumartesi sabah 07:00 gidiş, pazar akşam 00:10'da İzmir'de olacağım dönüş bileti almıştım. Gelin görün ki artık arabam yoktu. Urla'dan uçağa yetişmek için 05:45 de yola çıkmam lazımdı. O saatte bir toplu taşıma aracı bulamayacağım için uçak parası kadar para vererek gidiş dönüş taksi ile gitmek zorunda kaldım. 

Neyse... Özetle, maceralı bir şekilde Ankara'ya gittim ve geldim. 

Sürdürülebilir Toplumlar için Ekoköy Çözümleri toplantısına elli kişiden biraz fazla katılımcı vardı. 

Toplantının son cümlesi ile başlayayım:
Her yüz ekoköy teşebbüsünden, doksanı başarısızlık ile sonuçlanıyor. Üç, beş kişi bir araya geldik, paraları denkledik, bir arazi aldık, hadi hemen gidip bir ekoköy kuralım yaşayalım.... Diye yola çıkarsak, başarısız olma ihtimalimiz %90 :) Ekoköy oluşumu için en önemli gereklilik sosyal yön. Karşılıklı anlaşma, ortak dil, uzlaşma sağlanamadığı sürece başarılı bir oluşum zor.

Prof Dr İnci Gökmen'in açılış konuşmasından sonra Prof Dr. Ali Gökmen GEN (Global Ecovillage Network) hakkında bir sunum yaptı. Benim için çarpıcı noktalardan biri Portekiz'deki Tamera Ekoköy'ü hakkındaki bölümdü.  


Tamera Ekoköyünün sitesini henüz detayı inceleme şansım olmadı ama Ali Hoca yukarıdaki resimde sol üst karede yer alan resmin içeriğini anlattığında Vizyontele'nin meşhur repliklerinden biri aklıma geldi. 
- "Şerefsizim ben bunu düşünmüştüm." 
Tamera'da yaşayanlar fresnel merceklerini, içinden yağ geçen borulara, odaklamışlar gündüz depoladıkları enerjiyi gece  kullanabiliyorlar. Tamera'da kullanılan fresnel merceklerinden bir tanesini almak (75x50 cm boyuntundaki bir Fresnel Mercek) ve Türkiye'ye kargo ile getirmek 200 dolardan fazla tutuyor. Fresnel merceklerini evde yapabilme şansım olmadığı için benzer projede kullanmak üzere uydu anten çanağını kullanarak bir parabol ayna yapma üzerinde çalışmam devam ediyor. 
Tamera'da ocak parabol ayna ile ısıtılıyor. Parabol aynalar Scheffler Reflector adı ile de biliniyor. Aşağıda Gözde Hanımın Ekoköyler sunumunda Mısır'daki Sekem Ekoköyünde kullanılan büyük Scheffler Reflektörünü görebilirsiniz. Bir an önce parabol aynamı bitirmeli ve denemeleri yapmam lazım. Bu konuyu bir başka yazıda anlatacağım. 


Ali Hoca Güneşköy'de yaşadıkları deneyimlerden ve Güneşköy'ün geleceği hakkında bilgi verdi. Ali Gökmen hocadan sonra GEN Avrupa Gönüllü Elçisi Sn. Gözde Cüce ekoköyler ile ilgili sunumunu yaptı. Gözde Hanım Almanya Seiben Linden ekoköyünde geçirdiği bir aylık deneyimi ve Gaia Ecovillage Desing Education eğitimi tecrübesini anlattı. Benim online olarak almakta olduğum Ecovillage Desing Education her yıl bellirli ekoköylerde bir aylık bir program olarak da alınabiliyor. Gözde Hanım bu eğitimi yerinde alan kişilerden biri. Sunumu sırasında bana da söz verdi ve ben de kısaca Online eğitim hakkında katılımcılara bilgi verdim. Gözde Hanıma sunumunda bana yer ayırdığı için teşekkür ediyorum.  

Toplantıdan bir kaç tesbiti paylaşayım. 

Neden köyler terk ediliyor ? 
Bu soruya ilk olarak Balıkesir'in Balya, Göloba köyünde arıcılık ve büyükbaş hayvancılık yapan yetiştiricimiz Fikret Usta cevap verdi. Fikret beyin bu konudaki tespiti köy kadınlarının şehir kadınlarının yaşantısına olan özlemi. Köyün zor şartları kadınları, şehre gitmeye itiyor. Bu noktada kadın erkek eşit şekilde işbölümü yapılmasının, köy hayatında kadınlar üzerinde olan ağır yükü hafifletebileceğini konuştuk.    
Ali Gökmen hoca köylerin boşalmasının iki temel nedeninin olduğunu söyledi. Eğitim ve sağlık koşullarının köylerde giderek yetersiz hale gelmesinin, köylerin boşalmasının temel nedenleri olduğunu belirtti. 

Ekoköyler köylerde olmak zorunda mı? (Genel özet, benim salt düşüncem değildir)
Bir çoğumuz hep şehirde yaşadık. Şehirden kopmamız kolay değil. Şehri değiştirmek, şehirde bir ekoköyde yaşamak mümkün değil mi? Ben Ithaca Ekoköy'ünden bahsettim ve şehirli ekoköyün hali hazırda olduğunu belirttim.  

Çocuklar için alternatif bir eğitim mümkün mü? Çocuklara doğal yaşamı nasıl öğretebiliriz?
Toplantıya katılan eğitimci ve eğitim konusunda yüksek lisans çalışması yapan katılımcılar ile bu soruyu konuştuk. İlkokulda ekoloji, permekültür dersleri olabilir mi? Benim yorumum, benim çocuklarımda olduğu gibi ailede yaşayarak görmeleri ve öğrenmeleri. Kızım Derin (7 yaşında) kompost nasıl? neden yapılır? Faydası nedir şimdiden biliyor.
Bu noktada Alternatif Eğitim Derneğinden bahsetmeden geçmek olmaz. Okuma yazma öğretmek ayrı bir bilgi ve beceri, uzmanları tarafından verilmeli. Okuma Yazma becerisi edinildikten sonra çocuklara veli(??) tarafından eğitim verilebileceğine inanıyorum. VE fakat Türkiye'de suistimale çok açık.

Gaia Education Ekoköy Dizayn Eğitimindeki dört ana boyuttan biri Sosyal Boyut. Oybirliği ile karar alma, kaliteli iletişim, çatışmasız karar alma gibi bir ekoköyun başarı ile devam edebilmesi için çok önemli konuların işlendiği bir boyut. Sosyal Boyutu 2013-2014 eğitim döneminde alacağım, şimdilik detay veremiyorum. Türkiye'de başarılı ekoköy olmayışının önemli sebeplerinden biri sosyal boyutun ekoköy oluşumlarında bilinmemesi, düşünülmemesi. Ali Hoca, ekoköyün kuruluşundan önce tüm şartların ve kuralların YAZILI olarak belirlenmesinin önemini vurguladı.
 
Tek başına yada tek bir aile olarak alternatif yaşam için Ekolojik Boyut bilgisi, ekoköy oluşumu için Sosyal Boyutun bilgisinin olmazsa olmaz bilgiler olduğuna inanıyorum.

Toplantının önemli yanlarından biri Alternatif Yaşam Planlaması okurları ile tanışma ve yorumlarını alabilme şansı oldu. Beklediğimden çok daha fazla sayıda Alternatif Yaşam Planlaması okuyucusu ile tanıştım, övgülerini aldım. Toplantıda tanıştığım ve henüz tanışamadığım Alternatif Yaşam Planlaması Okuyucularına teşekkür ederim.  
   
   

Permakültür Kitapları ve Dergileri


Gaia Education Ecovillage Desing Education, Ekoljik Boyut eğitiminde iki modülü geride bıraktım. Her iki modülün sunumlarından eğitmen Ezio Gori'den "well done" aldım. Eğitmen Ezio Gori Güney Afrika'da yaşıyor. Permakültür konusunda uzman kişilerden biri. Permakültür hakkındaki sitesine bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz.   

Eğitimde üçüncü modülün son teslim tarihi 9 Ocak 2013. Üçüncü Modülün konusu permakültür, sürdürülebilir tarım ve doğal yaşam. Her modül için ders notları otuz sayfa kadar. İlk modülde otuz sayfayı görünce, bunu okumam ne kadar sürer ki diye düşünmüş, tembellik yapmıştım. Meğer eğitim notları SADECE bakmamız gereken yerleri gösteren kılavuzlarmış. Otuz sayfa içinde verilen bağlantı, referans, araştırma konularını inceleyinceye, ucu bucağı olmayan bir okyanusta yüzdüğümü anladım. Her modülün sonunda o modül hakkında düşündüklerimizi eğitmenlere anlattığımız bir bölüm var. Birinci modülün sonundaki değerlendirme bölümüne aşağıdaki paragraf ile başladım. 
---------------------------------------
Module 1 took more time than I expect since I need to understand and adapt myself to UOC and GAIA’s learning system. Module 1 in Ecological Handbook is only 30 pages which guided me wrongly. I was thinking that book will be enough to understand the concept. I did lots of Google search and Youtube search to better undestand the topics. There is a famous jazz song called “How deep is the ocean?” (http://www.youtube.com/watch?v=VNb-2XISoGY) Each topic under Module 1 (such as resilience, industrial ecology, economical ecology, peak oil, energy decent) are like an ocean. The more you know,  the more you need to dive deeper. I could not guess how much I need to dive for each topic but I can surely say I learned a lot of new dimensions.           
-------------------------------------
Özetle yukarıda anlattığım okyanus benzetmesini yaptım. How deep is the ocean (Okyanus ne kadar derin?) isimli meşhur bir caz şarkısı vardır. Bu şarkıya gönderme yaparak, "Her konu bir okyanus, daldıkça daha derine dalmak gerekiyor ve ne kadar derine dalmam gerektiğini belirlemekte zorlanıyorum." dedim. 

Tüm bu anlattıklarım üçüncü modül içinde gördüğüm iki bağlantının bende hissettirdiklerini size aktarabilmek içindi. 

Birinci bağlantı Permaculture Activist dergisinin sitesiydi. Siteye bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz.  
İkinci bağlantı da yine bir permakültür dergisi sitesi. Derginin adı Permaculture Magazine. Siteye bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz. 
Siteleri inceleyince, permakültür hakkında yazılmış kitapları görünce, okunması, denenmesi ve öğrenilmesi gereken ne kadar çok şeyin olduğunu görüyorum. Sevindirici olduğu kadar korkutucu bir durum bu.

Yine yapılacak çok iş var.... Artık yardım almamın vakti geldi ve fakat henüz doğru kişiyi bulamadım.  

  


Pazar, Aralık 23, 2012

Şehirli Ekoköy ITHACA


Ekoköyler kitabını okurken en çarpıcı ekoköy örneklerinden birini Ithaca Ekoköyü olarak işaretlemiş ve araştırmak için not almıştım. Ithaca genel ağ sitesini ilk aramada buldum. Ithaca ekoköyünün temel fikirlerinden biri orta sınıf Amerikan aile yaşantı standartını korurken, ekolojik ayakizini olabildiğince azaltmak olarak belirtiliyor. 

Ithaca Ekoköyü nerede daha iyi anlayabilmek için Google Maps de aşağıdaki aramayı yaptım. Ithaca Ekoköyü kentin ortasında. Ithaca Koleji (Üniversitesi), kent müzesi, golf sahası, yat limanı, otobüs istasyonu Ithaca ekoköyünün etrafında.    




Ithaca sitesinde Ithaca'yı özetleyen iki sunum bulunuyor. Sunumlara bir ve iki numaralı bağlantılara tıklayarak ulaşabilirsiniz. (1) - (2). 

Ithaca hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak için sitelerinden Ithaca kitabını satın aldım. Geçen hafta kitap geldi. Yukarıda Tuna'nın kitapla birlikte fotoğrafını görüyorsunuz. Yoğun programım arasında kitabı ne zaman okuyabilirim bilmiyorum ama bir ara okuyup çarpıcı yanları sizlerle paylaşacağım.  

Dün ODTÜ'de Sürdürülebilir Toplumlar için Ekoköy Çözümleri toplantısına katıldım. Bu konuda ayrı bir yazı yazacağım ama konuştuğumuz konulardan biri "Ekoköyler şehirden uzak olmalı mı?", "Alıştığımız şehir hayatından  vazgeçmeden bir ekoköyde yaşamak mümkün mü?" sorularının cevabı Ithaca Ekoköyü.