Alternatif Yaşam Üzerine etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Alternatif Yaşam Üzerine etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Nisan 30, 2019

Çözüm Pink Floyd Dinleyen Çiftçiler


Youtube’un güzel özelliklerinden biri izlediğim videoya benzer içerikte videoları tavsiye etmesi. Son yazımdan sonra Alternatif Yaşam Planlaması blogu benzeri hayatlara ait videoları Youtube önerilenleri içinde denk geldikçe izliyorum.

Dün bir Youtube  kanalı izledim. Alternatif Yaşam Planlamasına benzer imkan ve amaçla bahçesi olan birköy evinde yaşayan bir ailenin Youtube kanalı. Ev kiralık ve bahçesi yüz metrekareden küçük. Tavukları, arıları var, sınırlı alanları olsa da bahçelerine bir şeyler ekiyorlar. Ailede bir kişi gelir elde etmek için hala maaşlı bir işte çalışıyor. Köy evinde, olabildiğince kendi ürettikleri ile yetinerek yaşamayı sistemden çıkmadan, sistemden çıkamadan öğreniyorlar. Önceki yıllarda denemelerini yapıp, yayınladığım yazılarımdaki gibi sirke nasıl yapılır? şalgam nasıl yapılır? gibi denemeler yapıp, sonuçları Youtube kanallarında yayınlıyorlar. İş bu boyutta olunca da sistemden çıkabilmeleri mümkün olmuyor, sadece sağlıklı ve doğal beslenip, alternatif yaşam bilgisi ve deneyimi kazanıyorlar.    

Evet, başlangıç ve “işletme” sermayesi olmadan Alternatif Yaşam ancak bu kadar ilerleyebiliyor, benim deneyimlerim de bu yönde. Peki para olmadan sistemden tamamen çıkamayacak mıyız? Bence çıkmayın… Zorunlu masraflarınızın ne kadarını birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü, beşinci yılda üretebilirsiniz? İşler planladığınız gibi gitmez, hasat olmaz, hayvanlar hastalanır, ölürse yeniden başlayacak paranız ve zamanınız var mı? Zorunlu masraf kişiye göre değişebilecek bir kavram, tasarruf için tuvalet kağıdı kullanmayan insanlar tanıyorum.

Ayakları yere basan alternatif yaşam projelerinin  belediyeler, devlet, vakıflar tarafından desteklenmesi en büyük hayallerimden biri. Son dönemde izlediğim ve yukarıda bir örneğini verdiğim bazı girişimler maddi desteklenmeyi hak ediyor.   

2010 yılında Seferihisar Yavaş Şehir olarak kabul edilince, Alternatif Yaşam Planlaması blogumda yaptıklarımı anlatan bir mesajı Sn Tunç Soyer’e göndermiştim. Mesajımdan birkaç gün sonra başkanın sekreteri tarafından arandım. Tunç Bey’in benimle görüşmek istediğini belirtti. Görüşme için gün ve saat ayarlandı. Pink Floyd Dinleyen Çiftçiler kitabım o dönem henüz yayınlanmamıştı. Alternatif Yaşam Planlaması blogumda yazdıklarımın çıktısını alıp, Pink Floyd Dinleyen Çiftçiler kapağı ile Tunç Bey’e vermek üzere hazırladım.
Tunç Bey görüşmede çok ilgili ve yakın davrandı, Alternatif Yaşam Planlaması ile neyi amaçladığımı anlattım. Belediye ile ilk etapta yapabileceğimiz atık yağları toplayarak diozel üretmek ve elde edilen biodizelin belediye tüketiminde kullanılması projemden bahsettim. Tunç Bey ilgi ile dinledi ve bunu bir proje olarak sunmamı istedi. “Pink Floyd Dinleyen Çiftçiler” başlağını da çok beğendi.
O dönem Seferihisar Belediyesinin kaynaklarında ve kadrolarında projeme ve bana yer bulunamadığı için o iş öylece kaldı. Ben kendi yolumda ilerledim. 

Morfik rezonans hakkında bir yazı yayınlamıştım. Özetle şunu der, bir bilgi belli sayıda kullanıcı tarafından öğrenilir ve kullanılırsa, o bilgiyi hiç deneyimlemeyen kullanıcılar tarafından da öğrenilir ve kullanılmaya başlanır. Hayalimdeki Alternatif Yaşamı hakkıyla yaşayan 1000 ailenin olması durumunda morfik rezonas koşullarının oluşmaya başlayacağını ve mevcut systemin çökeceğini düşünüyorum.
Ve sanırım bunun için bu kadar az sayı ile dönüşüm başlatılabilecekken maddi olarak desteklenmiyor.  

Tarımımız çöktü, Pink Floyd Dinleyen Çiftiçiler’in mikro etkisi birkaç on yılda makroya yayılacaktır.  

Özetle ben uzun zamandır Alternatif Yaşam Planlaması blogunda yaptıklarımla 1000 aileden biri olmaya adayım.

Bildireyim istedim..

Pazar, Nisan 14, 2019

Alternatif Yaşam Teorisi Kanıtlandı !!!

Youtube’un yaygınlaşması, video üretebilmenin kolaylaşması ile birlikte Alternatif Yaşamlardan haberdar olabilmek daha kolaylaştı. Bir kaç hafta önce Alternatif Yaşam kurabilmiş biri hakkında videolar izledim. Birinci videoya bu linkten ulaşabilirsiniz. Serinin devamını birinci videodan takip edebilirsiniz.

1997'de Alternatif yaşamını ilk düşündüğümde şu an içinde bulunduğumuz durumların bir çoğu bu kadar kötü ve büyük değildi. Birçok kişi için pastoral bir sevda gibi görünüyordu kendi kendine yeten bir çiftlikte yaşam. Son birkaç yazımda üstü kapalı olarak anlatmaya çalıştığım güncel Türkiye gerçeklerini biraz daha açık anlatayım ve Alternatif bir yaşamın benim gibi kişiler için neden zorunluk haline doğru gittiğini yazayım.

Yıllarını eğitim alma, kendini geliştirme, öğrenme, üretme, ve ilerleme için vermiş ve vermeye devam eden insanlar artık bu ülkenin istenmeyen ve fakat, ürettiklerinden ve tükettiklerinden sonuna kadar faydalanılacak insanlar haline geldiler. Eskiden de bu böyleydi ama bu kadar fazla değildi. Sistemin ayakta kalması bizim tüketmemiz ve üretmemize bağlı. Ben bu durumu sürekli tekme yiyerek mahalle maçı yapmaya benzetiyorum. Bir süre sonra “Eee yeter ama oynamıyorum” diyip eve gitmek gibi bir durum bu.
Yukarıda linki verdiğim video dizisinin bir bölümünde kendi elektriğini ürütme sebepleri içinde bire bir benim düşündüklerimi üstü kapalı anlatıyorlar. Artık her şeyi üstü kapalı anlatıyoruz zaten.

Yıllarca yaptığım araştırma, inceleme, denemelerden sonra Alternatif Yaşam Planlamasının gerçekleşmesi için ne gerektiğini 2018 deki yazımda  bir pragrafta özetlemiştim,

Özel mail adresime sıklıkla "Alternatif Yaşam Planlaması hayata geçmeyecek mi?" sorusu geliyor. Yıllardır yaptığım çalışmalar, yayınladığım yazılardan edindiğim bilgi Alternatif Yaşam Planlaması için en az iki kuşağın önemli maddi harcamaları karşılayacak gücünün olması ve en az iki kuşağın çok öz verili şekilde çalışıp, kayıt tutması, yayınlaması ve üretmesi ile üçüncü kuşağın benim hayalimdeki Alternatif Yaşamı sürdürebileceği yönünde.

Ve fakat toplum olarak öyle garip bir şekilde sürükleniyoruz ki en az üç kuşağın özveri ile bu hayatı sürdürmesi gerek maddi, gerek hayat beklentileri olarak zor görünüyor. 
   

Verdiğim video dizisindeki başarılı alternatif yaşamda sevinerek gördüm ki yazdıklarım hepsi doğru.

  1. Önemli miktarda birikiminiz olması lazım. Bütçenizi düzeniniz oturuncaya kadar, sıfır gelir ile üç, dört yıl kendinize yetecek zorunlu ihtiyaçlarınızı temin edebilecek şekilde yapın.
  2. En azından teorik bilginizin belli bir düzeyin üzerinde olmasını sağlayın. 
  3. Mevcut yaşamınızda deneyebildiğiniz kadar çok Alternatif Yaşam hazırlıkları yapın ve tecrübe edinin. Mesela mutfak artıklarından balkonda kompost yapmak, yada evde uygun bir yerde solucan yetişirebileceğiniz bir küçük set almanız yapılabileceklerden bir kaçı.
  4. El becerilerinizi geliştirin, basit el aletlerini kullanmayı öğrenin.
  5. Çiftlikte çok fazla ve düzenli çalışmak zorunda olduğunuzu bilin.
  6. Türkiye’de hiç bir ekoköy projesinin başarılı olmadığını unutmayın. Bizlerin algısı ve eğitimi ekoköy ortak yaşamına henüz hazır değil. Birinci kuşak ile alternatif hayat yaşayan ikinci kuşaklar olmadan başarılı bir Türk ekoköyü olabileceğini düşünmüyorum. Bu yüzden tek başınıza plan yapın. Şehirden köye taşınan insanlar olarak aynı köy içinde farklı evlerde yaşayın ama ortak bir yapıda bir hayat kurgulamayın.    

Belirttiğim video dizisini izleyince, Youtube benzer içerikleri önermeye başladı. Bir çoğu son bir sene içinde yayınlanmış Alternatif Yaşam denemesi yapan, şehirden köye taşınan insanların videoları. Yukarıda belirttiğim ana başlıkların birden fazlası bu videoları yayınlayanların hayatlarında ve videolarında yoktu. Bence başarılı olmaları çok zor. Alternatif Yaşam Planlaması deneme,yanılma ile öğrenilecek bir proje değil. İyi hazırlık yapılmış olması gerekiyor.     

Daha önce Youtube da yayına başlayacağını yazdığım çiftlik yaşamı videoları için hazırlıklar devam ediyor, yayına başlamayı biraz ertelemek zorunda kaldık. En uygun zamanda başlayabilmek için çalışıyoruz.  

Salı, Aralık 25, 2018

1.000.000 Görüntülenme

1.000.000 kez görüntülendi Alternatif Yaşam Planlaması. Teşekkür ederim.

Son dönemde yazı yayınlamıyorum. Blog yazarlığı hızla video (Youtube) yayıncılığına evriliyor. Ben de farklı bir konuda Youtube kanalımda videolar yayınlıyorum. Şimdilik Youtube yayıncılığını öğreniyorum, diyeyim.


Dünyanın ve ülkenin gitmekte olduğu yönde, birey olarak ne yapabilirim sorununa en sade hali ile önerilerimi yazmak istedim.


  1. The Power Of Community belgeselini izleyin.
  2. Bulabildiğiniz her uygun alanda tarım yapabilmek için gerekli bilgi ve ekipmanı sağlayın
    1. Solucan yetiştiriciliği öğrenin, solucan satın alın.
    2. İmkaniniz varsa fotosentez lambaları alın.
    3. Gıda saklama yöntemlerini öğrenin.
  3. Yaptıklarınızın kayıdını tutun.
  4. Size benzer kişilere ulaşabileceğiniz ve ürün değişimi yapabileceğiniz kapalı topluluklar oluşturun.


Cumartesi, Ocak 06, 2018

Durum Nedir?



Alternatif Yaşam İçerikli en son yazıyı 2013'de yazmışım. Gaia Education hakkında bir yazıydı bu. Dört dönemlik Gaia Ecovillage Design Education programının üç dönemi tamamlayıp, dördüncü dönem kayıt dondurdum. Yeniden ne zaman başlarım, eğitimi bitirir miyim bilemiyorum. Bildiğim kadarı ile hala Türkiye'den bu eğitimi tamamlayan ve sertifikalı eğitmen olan biri bulunmuyor. 

Bu yazıya başlamadan önce blogumdaki Kardeş Adresler'i inceledim. Sadece üç blog'da yakın tarihte yayınlanan yazılar okudum. Garip bir şekilde bir çoğumuz bloglarımızda yazmayı bırakmışız. 

Blog yazıları azalıyor olmasına rağmen, son yıllarda Youtube'da, Alternatif Yaşam Planlaması için kafamda soru olan olan birçok konu hakkında onlarca video yayınlanmaya başlandı. Tereyağ nasıl yapılır? Sac ekmeği nasıl yapılır? Kompost nasıl yapılır? gibi bir çok soru hakkında onlarca video var ancak Alternatif Yaşam Planlamasındaki alt başlıkların tamamını/çoğunluğunu içeren bir Youtube kanalı göremedim.  Son yıllardaki yoğun tempomdan Youtube'da video izlemeye bile çok az zaman bulabiliyorum, belki Alternatif Yaşam Planlaması alt başlıkları kapsamında geniş içerikli bir Youtube kanalı vardır. Yeri gelmişken, birkaç farklı içerikte Youtube kanalları konusunda öğrenme, araştırma, kurgu ve deneme kayıtlarına devam ettiğimi yazayım. 

Peki son yıllarda neler yapıyorum? Son beş yıldır, sadece bayram tatillerinin olduğu haftalar dışında aralıksız haftada 70 saat çalışıyorum... Cam Bahçe kendi yağında kavruluyor ve çok vakit harcamıyorum. Son dört yıldır mesaimin büyük  bölümünü Afrika'daki ülkelerde geçiriyorum. Ege bölgesinin en büyük un fabrikasının Dış Ticaret Müdürlüğü görevindeyim. Seyahatlerimle ilgili Microblog tadında fotoğrafları muratunel kullanıcı isimli Instagram hesabımda paylaşıyorum. Afrika'ya bu kadar yoğun ve uzun süreli geziler yapmak gerek yönetici kariyerim, gerek Alternatif Yaşam Planlaması yazarı olarak bana çok fazla artı sağlıyor.              

Instagram'dan konu açılmışken, üniversiteden oda arkadaşım, Alternatif Yaşam Planlaması blogundan habersiz, kendi Alternatif Yaşam Çiftliğinde yaşamaya ve deneyimlerini melininciftligi kullanıcı adıyla Instagram'da paylaşmaya başladı. Bu Instagram hesabını takip etmenizi tavsiye ederim. Boşuna denemişler bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim diye.   

Alternatif Yaşam Planlaması "pastoral" bir kaçış, bir tercih olarak başlamış olmasına rağmen son yıllarda yaşadıklarımızı düşününce giderek bir "zorunluluk" haline gelmeye başlıyor. 
Son yıllarda ülke adına endişelerim de artıyor. Bu konu hakkında neredeyse iki yıldır taslaklar arasında beklettiğim ve bir türlü yayınlamak istemediğim bir yazı duruyor. Taslağı Demokrasi ve Pareto Etkisi başlığı ile kaydetmiştim. Bu yazıdan sadece bir paragrafı bu yazıya ekleyeyim. 

Pareto ilkesi (80-20 kuralı, önemli azın yasası ve etken seyrekliliği ilkesi olarak da bilinir) der ki, çoğu olay için, etkilerin kabaca yüzde sekseni, etkenlerin yüzde yirmisinden kaynaklanır. İş dünyasında yaygın bir kuraldır, satışların (paranın) yüzde sekseni, müşterilerin yüzde yirmisinden gelir. Bir şirket yöneticisi gözüyle bakarsam müşterilerimin yüzde yirmisi yarattığı ekonomik değer nedeniyle, kalan yüzde seksenden daha değerlidir. Şirketin geleceğini, pazarlama stratejilerini ve yatırım kararlarını gelirimin çoğunluğunu oluşturan yüzde yirmilik kesime göre belirlerim.    

Özel mail adresime sıklıkla "Alternatif Yaşam Planlaması hayata geçmeyecek mi?" sorusu geliyor. Yıllardır yaptığım çalışmalar, yayınladığım yazılardan edindiğim bilgi Alternatif Yaşam Planlaması için en az iki kuşağın önemli maddi harcamaları karşılayacak gücünün olması ve en az iki kuşağın çok öz verili şekilde çalışıp, kayıt tutması, yayınlaması ve üretmesi ile üçüncü kuşağın benim hayalimdeki Alternatif Yaşamı sürdürebileceği yönünde. 

Ve fakat toplum olarak öyle garip bir şekilde sürükleniyoruz ki en az üç kuşağın özveri ile bu hayatı sürdürmesi gerek maddi, gerek hayat beklentileri olarak zor görünüyor.     

Perşembe, Mart 17, 2016

...devam....

Neredeyse 2 yıl sonra ilk yazının hazırlıkları içindeyim... Konu başlıklarını ve linkleri not alıyor, araştırmalar yapıyorum.

Uzun bir yazı olacak....

 


Pazartesi, Mart 10, 2014

Haftada 70 Saat Çalışmak



Bir süredir yazmıyorum, yazamıyorum.

Cam Bahçe birinci senesini doldurdu. Bir senede üretim sürecinde ve cam ürünlerin olası hedef pazarlarına ulaşmasında önemli yol aldım.  

Büyük bir projede tek başıma ilerliyorum. 

Pazartesi-Cuma, 8:30, 18:00, haftada 40 saat maaş karşılığı çalışıyorum.
Hafta içi akşamları birkaç saat ve Cumartesi-Pazar en az onikişer saat Cam Bahçe için, toplamda haftada ortalama 70 saat çalışıyorum. 

Cam Bahçe ürünlerinin dünyada mutfak tezgahı, karo, boya ve sıva katkısı, gabion duvar dolgu malzemesi gibi birçok kullanım alanı var. Bu kullanım alanları için araştırma ve ürün geliştirme çalışmalarına devam ediyorum. 

Yukarıda Banio Yapı Market'e yaptığımız ilk yüklemenin resmi var. Cam Bahçe ürünlerini Banio Yapı Market rafında bulabilirsiniz. 


Cuma, Nisan 05, 2013

CAM BAHÇE www.cambahce.com - Işığı ve Renkleri Yansıtın


Uzun süre üzerinde kafa yorup, çalıştıktan, ithalat için birçok yerle yazıştıktan ve anlaştıktan sonra Türkiye'de pek bilinmeyen ve uygulanmayan yeni örtü (malç) malzemesi, geri dönüşüm cam şişelerden yapılan örtü ürünleri, satışı için hazırladığım siteyi açtım. 

Cam Bahçe - www.cambahce.com ürünleri dünyada bir çok ülkede bahçe ve saksı dekorasyonunda yaygın olarak kullanılıyor. Yaygın kullanım alanı dekoratif amaçlı olmasına rağmen örtüleme (malç) konusunu bilenlerin tahmin edeceği üzere tarımda da cam örtü (malç) kullanılıyor. Cam Bahçe sitesinde, Lincoln Üniversitesinde asma bahçelerinde, cam örtünün üzüm verimi ve kalitesi üzerine olumlu sonuçları hakkında yazı ve videolar bulmak mümkün. Cam örtü ışığı yansıtma özelliği nedeni ile tarımda verim artışı sağlıyor. 

Özel tamburlarda işlenmiş cam örtü kesici ve delici özelliğini kaybediyor. Başlangıçta bilincim cam parçacıklarını tehlikeli ve yasak kabul ediyordu. Avucumda renkli, minik cam parçacıklarını güvenle ovuşturmak bana yasaklı bir şeyi yapıyormuşcasına keyif veriyor. 
2-4 MM boyutundaki ürünlerin üzerinde çıplak ayakla güvenle yürünebiliyor. Youtube da çıplak ayakla cam üzerinde yürüme videolarını izlemiştim, ben de denedim, sorunsuz yürünebiliyor. 

Cam Bahçe sitesinden bir alıntı ile yazımı bitireyim.

Cam Bahçe ürünlerine sitedeki iletişim bilgilerinden ulaşabilirsiniz.  

Cam Bahçe toprak örtü ürünleri, geri dönüşüm şişelerinin özel tamburlarda işlenmesi ile üretilmiştir. 
  • Renkli ve kalıcıdır. Camın doğada çözülmesi 1000 yılı bulmaktadır. 
  • Bilinen toprak örtü malzemelerine (taş, tüf gibi) renkli bir alternatif olabileceği gibi, mevcut toprak örtü malzemeleri ile birlikte de yaratıcı ve renkli tasarımlar yapmanızı sağlar. 
  • Çimento veya seramik yapıştırma malzemeleri ile karıştırılarak moziak olarak kullanılabilir.
  • Yabancı otların önlenmesi için örtü malzemesi olarak kullanılır. 
  • Serildiği yerden salyangozlar geçemez.    

1 ton cam örtü elde etmek için : 
  • 7.200 adet soda şişesi (200 ml)
  • 5.300 adet kola şişesi (33 cl)
  • 4.000 adet bira şişesi (50 cl)
  • 2.700 adet şarap şişesi (70 cl)
  • 1.700 adet meyve suyu şişesi ( 1 litre)
kullanılmaktadır.  
       


Salı, Nisan 02, 2013

Paylaşım Bahçeleri Bu Nedenle Hayata Geçmedi !


Takip edenlerin iyi bildiği üzere ceviz bahçesi kurmak en büyük hedeflerimden biri. Ve fakat planladığım ölçekte ceviz bahçesi kuracak kadar birikimim bulunmuyor. Paranın, doğru proje için, tedarik edilebilir bir unsur olduğunu iyi bildiğim için ceviz bahçesi kurmak için kapsamlı bir proje hazırladım. 

Özetle : Asgari 1000 dönün büyüklüğünde ceviz bahçeleri kurulacak ve bu ceviz bahçelerinin 1 dönüm hissesi, 10 sene boyunca aylık düzenli ödemeler karşılığı benim gibi kişilere satılacaktı. 5-10 dönüm ceviz bahçesi kurmak karlı bir yatırım değilken, 1000 dönümlük bahçenin 2-3 hissesini almak karlı, hem de çok karlı, bir gelecek yatırım aracı olarak hesaplanıyordu. Bu projeyi Paylaşım Bahçeleri olarak adlandırdım.  

Paylaşım Bahçeleri için tüm fizibilite çalışmaları inanılmaz derecede karlı sonuçlanıyordu. Paylaşım Bahçeleri getirisini kıyaslayabilmek için bireysel emeklilik getirileri verilerini kullandım. Mevcut bireysel emeklilik sistemi benim olan parayı 30 sene sonra bana geri veriyordu. Bana göre değildi, Paylaşım Bahçeleri kesinlikle çok başarılı bir projeydi. 

AMA, bir noktadan sonra Paylaşım Bahçeleri projesine yatırımcı aramayı bıraktım. Paylaşım Bahçeleri projesi için para sağlayacak yatırımcıdan önce güvenilir bir yatırımcı arıyordum. Paylaşım Bahçeleri için en büyük endişem bu işin "Saadet Zinciri", "Kar Ortaklığı" gibi Türkiye'de defalarca yapılmış kötü niyetli girişimlere alet olmasını istemiyordum. Bu nedenle Paylaşım Bahçeleri projesinin basılı kopyalarını kütüphanemde bir yere kaldırdım. 

Yukarıda geçen hafta Dünya Gazetesinin baş sayfası var. Çiftlikte Saadet Zinciri başlıklı haber özetle Paylaşım Bahçeleri için taşıdığım endişenin ne kadar haklı olduğunu gösteriyordu. 

Paylaşım Bahçeleri çok başarılı bir proje. Şu an için benzer getiri sağlayacak bir gelecek yatırım aracı yok. AMA Türkiye'de kötü niyetli çok insan var.... 

Neyse....      

Pazartesi, Ocak 28, 2013

Pink Floyd Dinleyen Çiftçiler Taslak Kitabı

Web Sitenizi - Blogunuzu Kitap Haline Nasıl Çevirirsiniz? yazımda anlattığım süreci Alternatif Yaşam Planlaması yazıları için uygulamadım ve ilk kitap taslağı bugün elime ulaştı. 

Elimdeki taslak kitap (Taslak dediğime bakmayın, sert kapaktan, pırıl pırıl 303 sayfalık bir kitap, içerik olarak taslak diyebilirim.) 2010 - 2012 yazılarını, yazılara yapılan yorumları ve bağlantı adreslerini kapsıyor. İnternet yazarlığının kitap haline nasıl geleceğine güzel bir örnek. 

2006 dan itibaren tüm yazıları gözden geçirmek ve iyi bir seçki ile Pink Floyd Dinleyen Çiftçiler kitabını hazırlamayı düşünüyorum. 

Ve Fakat ciddi anlamda zaman sorunu yaşıyorum ve yardımcı yazar ilanıma yetersiz sayıda başvuru oluyor. 

Yine iş başa düşecek gibi görünüyor :)    

Yazı Sonrası Notu:

Yukarıdaki yazıyı yayınladıktan sonra

-Kitabı nereden alabiliriz? sorusu yoğun olarak gelince bu eklemeyi yapmak istedim.

Yanda gördüğünüz kitaplar içerik olarak taslak konumda ve 2010-2012 arasında Alternatif Yaşam Planlamasındaki her yazı yer alıyor. Bu taslak kitap üzerinde çalışmaya başlıyoruz. 2006-2012 yazılarından bir seçki hazırlayacağız. Fark edeceğiniz üzere birinci çoğul şahıs kullanıyorum.

Kitap haberinden sonra kadim dostlarımdan ve yeteneklerine çok güvendiğim arkadaşlarımdan biri kitap derlemesinde bana yardım edecek. 

Salı, Ocak 22, 2013

İstanbul'a Ekolojik Şehir

Bugün Alternatif Yaşam Planlaması okuru Ahmet Özcan beyden bir mesaj aldım. 20 Ocak akşamı Atv Anahaberde yer alan İstanbul'a Ekolojik Şehir haberini izleyip, izlemediği soruyor ve izlemediysem haberi izleyebileceğim linki benimle paylaşıyordu. Haberi izlememiştim. Ahmet Beye paylaşımı ve takibi için teşekkür ederim. 

Haberi bu bağlantıdan izleyebilirsiniz.  

Ben, İstanbul'a Ekolojik Şehir haberini yorumsuz olarak paylaşıyorum.  

Salı, Ocak 01, 2013

Petrol Bitti. Şimdi Ne Olacak?


Gaia Education'daki eğitmenim izlememiz ve yorumlamamız için sınıfa bir belgesel önerdi. Belgeselin adı : The Power of Community. How Cuba Survived Peak Oil. (Toplumun Gücü. Küba Peak Oil krizinden nasıl kurtuldu.) 4 Ocak'a kadar belgesel hakkında bir yorum yazıp, sunmam gerekiyor. 

Bir sabah kalktınız ve artık petrolün ülkenizde olmadığını öğrendiniz. Nasıl olur? Birden petrol mü biter? diyeceksiniz. Petrol birden bitmemiş ama 1990 yılında Rusya'nın Küba'ya petrol vermeyi durdurmasıyla Küba için zorunlu petrolsüzlük dönemi bir anda ve hazırlıksız başlamış. Belgesel 1990 - 2004 arasında,  petrolsüz dönemde Küba'da neler yaşandığını anlatıyor. İngilizce bilenler filmi Youtube'dan izleyebilirler. Belgeselin Türkçe alt yazısı var mı diye biraz araştırdım ama bulamadım.

Belgeseli İngilizce izleyemeyecek olanlar için belgeselden bazı çarpıcı noktaları bu yazıda paylaşmak istiyorum.      

Belgeseli izlerken Türkiye'de aynı şey olsaydı diye düşündüm ve belgeseli izlerken bir yandan da kafamda bu hayali filmi izledim. Kara mizah keyifli bir film izledim kafamda.

1989 yılına kadar Rusya, Küba'ya yılda 13-14 milyon ton petrol veriyor. Değişen ve dağılan Rusya yönetimi, ani bir kararla, bundan böyle Küba'ya eskide olduğu kadar petrol vermeyeceğini ve bundan sonra yılda 1 milyon ton petrol verebileceğini belirtiyor. Bir anda %93 lük azalma. Bu noktadan sonra Küba'da neler olduğunu, petrol bağımlılığının hangi sektörleri ne şekilde etkilediğini, Küba halkının durumu nasıl çözüme dönüştürdüğünü anlatıyor belgesel.
Şimdi Küba'da olanların Türkiye'de olsaydı ne olurdu düşüncesiyle yazdıklarımı okuyun. Ben belgeseli bu gözle izledim ve trajik komik bir tat aldım.

Petrol girişi durunca ilk ve en önemli sorun beslenme oluyor. Traktörlerde kullanılacak petrol bulunmuyor, tarımda kullanılan gübre ve ilaçlar petrol türevli olduğu için üretimleri önemli ölçüde düşüyor. Kırsal alanda yetiştirilen ürünlerin şehirlere taşınması mümkün olmuyor ve şehir halkı açlıkla mücadele etmeye başlıyor. Bebeklerde ve hamilelerde ciddi sağlık sorunları görülüyor. 1994 yılına gelindiğinde Küba'daki insanların ortalama kilosu kriz öncesine göre 9,5 kilo azalmış oluyor.
Ülke elektiriğinin büyük bölümü petrolden sağlandığı için ülke genelinde 14-16 saat süren elektirik kesintileri oluyor. Tropikal bir iklimde olan Küba'da bu kadar süre elektiriksiz kalmak buzdolaplarındaki birçok gıdanın bozulmasına yol açıyor.
Toplu taşımada ve az sayıdaki özel araçta kullanılacak yakıt olmadığı için insanlar işlerine gidemiyorlar. Çin'den birbuçuk milyon bisiklet getiriliyor, kendi kaynakları ile de beşyüzbin bisiklet üretip, halka bisiklet dağıtıyorlar.
Küba petrolsüzlüğün getirdiği sorunlar ile uğraşırken Amerika'nın baskısıyla 1992 yılında Küba'ya uygulanan ambargo daha da sıkılaşıyor. Küba limanlarına uğrak yapan bir gemi altı ay boyunca Amerikan limanlarına giremez kuralı getiriliyor. Bu yasak konteyner gemilerinin Küba'ya uğraklarını durdurmasına yol açıyor. Konteyner gemilerinin bir ülkeye uğramaması demek 15-20 ton gibi küçük ölçekli yüklerin ülkeye girememesi ve ülkedeki ürün çeşitliliğinin olmaması anlamına geliyor. Küba'ya gelen gıda ithalatı %80 azalıyor. Tohum, hayvan yemi, yedek parça, gübre, tarımsal ilaç ithalatı duruyor.
Para alım gücünü kaybediyor ve karne günleri başlıyor.
Beslenmeye çözüm olmak için şehirlerde yaşayan halk bulabildiği her alanda tarım yapmaya başlıyor.   Kimyasal gübre ve tarım ilacı bulunamadığı için herkes zorunlu olarak organik tarım yapmak zorunda kalıyor. Ve fakat şehirli halkın tarım bilgisi olmadığı için yetiştiricilikte ciddi sorunlar yaşıyorlar. Öğrenmenin tek yolu deneme, yanılma.
Devlet, sınırlı alanda doğal yollar ile tarım yapmayı öğretmek için Avusturalya'dan iki permakültür eğitmeni getirtiyor. 400 Küba'lı permakültür eğitmeni eğitimi alıyor ve öğrendiklerini halka öğretiyorlar. Evlerin damlarında, sokak aralarında, bahçelerde bulabildikleri her yerde tarım yapıyorlar. Çiftçilik birden en itibar gören meslek haline geliyor. Tüm bu süreçte herkes bildiğini ve öğrendiğini birbiri ile paylaşıyor.
Ürünler şehirde ve şehrin kenarında yetiştirildiği için taşınma zorunluluğu olmadan yerel pazarlarda satılıyor.
Yıllar boyunca kimyasal gübre ve tarım ilaçları ile bozulan toprağı düzeltmek ve verimli hale getirmek beş yıl zamanlarını alıyor. Evsel atıklar kompost ve verikompost (solucan kullanılarak yapılan kompost uygulaması) olarak değerlendirilip, gübre olarak kullanılıyor.
Tarım için sınırlı alanları olduğu için birçok ürünü yan yana ekiyorlar. Ürün çeşitliliği beraberinde canlı çeşitliliğine getirdiğinden zararlılar ile mücadele eden doğal düşmanları da aynı ortamda yer alıyor. Kimyasal ilaç kullanmaya gerek kalmadan ürün zararlılarını doğal düşmanları yok ediyor. (Bizim Uğur Böceği olarak bildiğimiz sevimli böcek, yaprak biti düşmanıdır ve bulunduğu ortamdaki zararlıları yer.)
Zamanla üretilen biogübre (kompost, solucan toprağı) diğer Latin ülkelerine ihraç edilecek kadar artıyor. 1980 yılında Küba'da yılda 21.000 ton tarımsal ilaç kullanılırken, 2004 yılında sadece 1.000 ton tarımsal ilaç kullanılmaya başlanıyor.
Traktör kullanamadıkları için yeniden öküz kullanarak toprağı işlemeye başlıyorlar.
Ülkede toprak reformu yapılıyor ve hazineye ait olan çiftliklerin %40'ı halk tarafında oluşturulan tarım kooperatiflerine veriliyor. Binlerce dönüm hazine arazisi küçük çiftçilere veriliyor. Kendilerine verilen arazide ekim yaptıkları sürece bu araziler sahiplerinde kalıyor.
Ülkede bisiklet kullanımı ve yürüme arttığı için Küba halkının genel sağlığı iyileşiyor.      
--------------------------------------------------------------------------
Belgeselden çarpıcı bir cümle ile devam edeyim: Bir gün hepimizin karşılaşacağı sorunla ilk karşılaşan ülke Küba oldu. 

Belgesel Peak Oil kavramının ne olduğunu açıklayarak başlıyor. Peak Oil'in ne olduğunu bu bağlantıdan öğrenebilirsiniz. Yaşadığımız dönem ucuz petrol dönemi olarak biliniyor. Petrol üretimi tepe noktasına ulaştıktan sonra geçen her gün petrol bitimine doğru gideceği için petrol fiyatları her geçen gün artacak. Küba'nın zorunlu ve erken olarak yaşadığını bir gün hepimiz yaşayacağız.

Bu noktada kaos senaryoları yerine petrolün sınırlı bir kaynak olduğunun bilinci ile yukarıda örnekleri verilen bir çok uygulamayı şimdiden hayatımıza geçirerek petrole olan ihtiyacımızı azaltmak ve kalan petrolü çok daha uzun süre kullanmak önemli.

ODTÜ 'de yapılan toplantıda Prof Dr Ali Gökmen, Ankara halinden alınan istatistiklere dayanarak, Ankara'nın  %95 gıda ihtiyacının Ankara dışındaki illerden taşınma yolu ile Ankara'ya geldiğini belirtmişti.

Bizler sonu bilenen bir oyunda nelerin peşinde koşuyoruz? Neleri öğreniyoruz? Çocuklarımıza neler öğretiyoruz? (Alternatif Yaşam Planlaması okurları, kardeş siteler yazarları ve emek verenleri hariç...)        

Pazar, Aralık 23, 2012

Şehirli Ekoköy ITHACA


Ekoköyler kitabını okurken en çarpıcı ekoköy örneklerinden birini Ithaca Ekoköyü olarak işaretlemiş ve araştırmak için not almıştım. Ithaca genel ağ sitesini ilk aramada buldum. Ithaca ekoköyünün temel fikirlerinden biri orta sınıf Amerikan aile yaşantı standartını korurken, ekolojik ayakizini olabildiğince azaltmak olarak belirtiliyor. 

Ithaca Ekoköyü nerede daha iyi anlayabilmek için Google Maps de aşağıdaki aramayı yaptım. Ithaca Ekoköyü kentin ortasında. Ithaca Koleji (Üniversitesi), kent müzesi, golf sahası, yat limanı, otobüs istasyonu Ithaca ekoköyünün etrafında.    




Ithaca sitesinde Ithaca'yı özetleyen iki sunum bulunuyor. Sunumlara bir ve iki numaralı bağlantılara tıklayarak ulaşabilirsiniz. (1) - (2)

Ithaca hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak için sitelerinden Ithaca kitabını satın aldım. Geçen hafta kitap geldi. Yukarıda Tuna'nın kitapla birlikte fotoğrafını görüyorsunuz. Yoğun programım arasında kitabı ne zaman okuyabilirim bilmiyorum ama bir ara okuyup çarpıcı yanları sizlerle paylaşacağım.  

Dün ODTÜ'de Sürdürülebilir Toplumlar için Ekoköy Çözümleri toplantısına katıldım. Bu konuda ayrı bir yazı yazacağım ama konuştuğumuz konulardan biri "Ekoköyler şehirden uzak olmalı mı?", "Alıştığımız şehir hayatından  vazgeçmeden bir ekoköyde yaşamak mümkün mü?" sorularının cevabı Ithaca Ekoköyü.







Cuma, Aralık 21, 2012

Değişim Kentleri (Transition Towns) ve Petrolün Tepe Noktası (Peak Oil)

Transition Towns ve Peak Oil kavramlarını Gaia Ecovillage Desing Education programı içinde öğrendim. Her ikisi hakkında da Youtube'da birçok video bulmak mümkün. Kısaca Peak Oil nedir? Transition Towns nedir? anlatayım. 

Petrol sınırlı bir kaynak. Birçok ürünün olduğu gibi petrol miktarının da bir tepe noktası var. Bu tepe noktadan sonra her gün petrol giderek azalacak. Petrol üretiminin en yüksek olduğu nokta Peak Oil olarak adlandırılıyor. Petrol için en üst noktaya ulaştık mı? Ne zaman ulaşacağız? gibi sorular petrol fiyatlarını etkileyeceği için tam olarak bilinmiyor. Tabii bir de henüz bulunmamış petrol rezervleri var. Aşağıdaki grafik Peak Oil'i anlatmak için hazırlanmış. Grafikte Turuncu renk ile görünen alan henüz bulunmamış rezervleri temsil ediyor.    


Karamsar görüş, petrol bitecek biz de sürüneceğiz, şöyle sefil olacağız, böyle kötü şeyler olacak çığırtkanlığını yapıyor. (Ben de bunlardan biriydim) 
Transition Towns (Değişim Kentleri) fikri kurucusu Rob Hopkins, insanlara kötü senaryolar anlatmanın onları harekete geçirmek yerine "Amaann, nasıl olsa patlayacak, gittiği yere kadar bu şekilde sürdüreyim" düşüncesine soktuğunu ve mevcut durumu değiştirmeye çabalamadıklarını söylüyor. 

Petrol insanlık için iyidir. Doğru kullanmak koşulu ile. Bu nedenle petrol tüketimimizi hayatımızın gerekli olmayan alanlarından çıkartalım. İlk ve en önemli konulardan biri gıdaların bize gelinceye kadar aldıkları yol ve bu yolda kullanılan petrol miktarı. Doğruluğu beni şüpheye düşürse de Standart İngiliz kahvaltısındaki ürünlerin, İngiliz tüketicinin kahvaltı masasına gelinceye kadar 78.000 km yol aldıklarını okumuştum. Yani kahvaltıdaki çay Seyşeller'den (6000 km (tahmini olarak atıyorum)), portakal Mersin'den (3000 km), tereyağ  Almanya'dan (1000 km) gibi bir hesaplamanın toplam sonucu 78.000 km. 

Gıdanın bu kadar petrol tüketimine bağlı olduğu bir ortamda petrol tepe noktasını (Peak Oil) aştığımızı düşünelim. Her gün petrol bitmeye yaklaşıyor ve her gün fiyatı artıyor. Buna bağlı olarak gıda fiyatları da her gün artıyor. Karamsar senaryo, öldük, bittik, mahvolduk derken, Değişim Kentleri fikrini benimseyenler "Madem öyle bir an önce yerel gıda üretimine başlayalım, soframıza gelen gıdanın olabildiğince az taşınmasını sağlayalım." diyor. Bu fikir ile kentlerini yeniden sebze, meyve yetiştiren kentler haline getirmeye çalışıyorlar. Parklara, bahçelere, yol aralarına ektikleri ağaçların kestane, ceviz gibi ürün veren ağaçlar olmasına dikkat ediyorlar.      

İki sene boyunca İzmir - Kemalpaşa'da çalıştım. Kemalpaşa kiraz yetiştirmesi ile ünlü. Çok kaliteli topraklara sahip. Çalıştığım süre boyunca Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesi içinde kaliteli tarım topraklarının moloz ile kapandığını, molozların üzerine beton döküldüğünü ve bu alanlara fabrikalar kurulduğunu gördüm. Yorum yapmıyorum...    

Transition Towns hareketi hakkında detaylı bilgiye bu bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.       

Yukarıda anlattığım Peak Oil ve Transition Town konuları Gaia Education Ecovillage Desing Education eğitimin iki soru ve araştırma konusuydu. 

Yeni ödevim aşağıdaki resimleri Peak Oil ve Transition Towns fikirleri kapsamında değerlendirmek. Dünya'nın farklı ülkelerinden ailelerin haftalık beslenme ürünleri ve masrafları resimlerde yer alıyor. 










  
Yaşadığım Urla'da ve hemen yanındaki Seferihisar'da haftanın farklı günlerinde evimin yakınlarında pazarlar kuruluyor. Pazardaki birçok ürün Urla ve çevresinde yetişiyor.   
   

Pazartesi, Aralık 17, 2012

Sürdürülebilir Toplumlar İçin Ekoköy Çözümleri


Bu cumartesi ODTÜ'deyim. Ekoköyler ve Ecovillage Desing Education hakkında daha fazla bilgi edinmek ve tanışmak istiyorsanız Ankara'da buluşalım. 
---------------------------------------------------
SURDURULEBILIR TOPLUMLAR IÇIN EKOKOY COZUMLERI
22 Aralık 2012, Cumartesi
10.00-16.00
Orta Dogu Teknik Üniversitesi (ODTU), Ankara
Kültür ve Kongre Merkezi-C Salonu
Sunumlar ve Moderasyon:
Gozde Cuce (GEN-Avrupa Gönüllü Elcisi)
Ali Gokmen ve Inci Gokmen (Günesköy - ODTU)
Hayatlarimizda giderek artan yogunlukta hissetmeye basladigimiz ekolojik, ekonomik ve toplumsal darbogazlara karsi ne yapabilecegimizi, nereden baslayabilecegimizi düsünürken dünyada cok cesitli ölcek ve modellerde oluşan, olusmakta olan ekokoyler bize isik tutuyor. Ekokoylerde uygulanan yerel, basit ve mikro yasam bicimlerinin, cözüm denemelerinin ve basari örneklerinin yayginlastirilmasi amaciyla Küresel Ekokoyler Agi-Avrupa ve Günesköy Kooperatifi ortakliginda yürütülen “Toplumsal Katilim icin Ekokoy Stratejileri” projesi kapsaminda düzenledigimiz bulusmaya yürekten davetlimizsiniz…
Bulusmada sizlerle…
  • Küresel Ekokoyler Agi (Global Ecovillage Network-GEN) hakkinda bilgi ve tecrübe paylasiminda bulunmayi;
  • Sürdürülebilir yasamin tamamlayici dort boyutuna (ekoloji, ekonomi, sosyal, kültürel) dayali bir müfredata sahip olan “Ekokoy Tasarimi Egitimleri” (Ecovillage Design Education-EDE) ile ilgili deneyimleri aktarmayi;
  • Türkiye’deki ekolojik yerleskeleri desteklemek ve gelistirmek icin var olan olanaklari birlikte degerlendirmeyi
ve bu vesileyle Türkiye’de sürdürülebilir yasamla ilgili calismalara emek veren ve ilgi duyan herkesle bir araya gelmeyi diliyoruz.
GORUSMEK UMIDIYLE…
Program:
22 Aralık 2012, Cumartesi
09.30-10.00: Kayit
10.00-10.30: Acilis ve tanisma
10.30-11.00: Guneskoy ve Ekolojik Yerleskeler Agi (EKOYER) sunusu
11.00-11.20: Cay arası
11.20-12.30: GEN ve Ekokoy Tasarim Egitimi (EDE) sunusu
12.30-14.00: Ögle arasi
14.00-15.30: Sürdürülebilir yasam ve topluluklarla ilgili deneyim paylasimi
15.30-16.00: Degerlendirme ve kapanis

Salı, Kasım 20, 2012

Parfüm Nasıl Yapılır? Esans Nasıl Elde Edilir?

Esans nasıl elde edilir? Parfüm nasıl yapılır? öğrenmek istediğim konulardan biri. Genel ağda bu konuda işe yarar bilgiyi şimdilik bulamadım. Bahçemdeki hanımeli çiçeklerinin ve lavantaların güzel ve doğal kokularını esans olarak saklamayı istiyorum. 

Bugün esans nasıl elde edilir? Parfüm nasıl yapılır? sorularına cevap ararken aşağıdaki videoyu buldum.  

Genel ağın bilgi dünyasına kattığı zenginlik büyük bir nimet. Ve fakat her okuduğumuza, her gördüğümüze inanmamak gerektiğini de unutmamak lazım.



Çiçekleri doğra, bir beze doldur, üzerine su ilave et, bezin üstünü kapat, bir gece beklet, çiçeklerin bulunduğu bezi sık, elde ettiğin suyu kaynat. Kalan öz: İşte sana parfüm... 

Pek inandırıcı gelmedi.... Denemesi zor, pahalı ve zaman alan bir şey olmadığını için en yakın zamanda deneyeceğim. 

Bakalım ne kadar doğru... 

Pazartesi, Kasım 19, 2012

Alternatif Yaşam Planlaması Aksiyon Dergisinde (Sayı 937)


Eylül ayında, üç saatten fazla sürede, çok keyif alarak yaptığımız Alternatif Yaşam Planlaması röportajı bu haftaki Aksiyon dergisinde yayınlandı. (Röportaja bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz.) Alternatif Yaşam Planlamasını ve beni çok iyi anlayan ve anlatan bir röportaj oldu.

Röportajı gerçekleştiren Tuğba Kabacaoğlu'na öncelikle Alternatif Yaşam Planlaması takipçisi kimliği ile, sonra Alternatif Yaşam Planlamasını çok iyi anlayıp, bu keyifli yazıyı hazırlayan muhabir kimliği ile teşekkür ederim. Röportajımızı resimleyen foto muhabiri Mehmet Yaman'a da Alternatif Yaşam Planlamasına gösterdiği ilgiden dolayı teşekkür ederim. 

Tuğba Hanım ile yaptığımız röportajdan sonra Alternatif Yaşam Planlaması yeniden hız ve heyecan kazandı. Uzun süredir araştırmasını yaptığım Gaia Education tarafından düzenlenen Ekoköy Dizayn Eğitimine kayıt olmamda Tuğba Hanım ile yaptığımız röportajın katkısı büyük oldu. Alternatif Yaşam Planlamasına ve bana büyük katkısı olacağına inandığım bu eğitime kayıt olmama vesile olduğu için  de Tuğba Kabacaoğlu'na teşekkür ederim. 

Okunuyor olduğunu bilmek, yazar kimliği ile kabul görmek beni çok sevindirdi. Tüm takipçilerime ve okurlarıma teşekkür ederim.   

Aksiyon dergisinde yer alan röportaja bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz. 

Keyifli ve Yoğun Günler

Gaia Education Ekoköy Dizayn Eğitiminde ilk ödevimi dün teslim ettim. Eğitime başlarken planladığım süreden daha fazla zamanımı ders içeriğini araştırmak, ilgili videoları izlemek  ve öğrenmek ile geçiriyorum. Daha önce bahsettiğim üzere eğitimi sanal kampüsü kullanarak, internet üzerinden alıyorum, uygun olduğum zamanlarda sanal kampüse giriyor, eğitmenlerin ve sınıf arkadaşlarımın yayınladıkları ödev ve mesajları okuyorum. Geçen hafta eğitim kordinatörü ile görüştüm ve almakta olduğum eğitimi şimdiye kadar Türkiye'den bitiren kimsenin olmadığını öğrendim. Bu durum bana ayrı bir heyecan ve moral veriyor ve çalışma azmimi arttırıyor.

Alıştığım eğitim sisteminden oldukça farklı bir uygulama ile dersler işleniyor. İlk bölüm için 20 sayfalık bir metini okumam gerekiyordu. Bizim eğitim sistemimiz ile öğrenmeye alışmış biri olarak, 20 sayfayı kısa sürede okur, ilgili soruları cevaplarım diye düşündüm. Yanılmışım... Yirmi sayfalık metin nelerin araştırılması ve okunması gerektiği hakkında bilgi veren ana metinmiş meğer. Yirmi sayfayı okuyarak soruları cevaplamak mümkün değildi. Konu başlıklarını araştırınca gördüm ki birçok başlık yurtdışındaki birçok üniversitede iki senelik master programı konusuymuş. Endüstriyel Ekoloji, Ekolojik Ekonomi gibi konu başlıkları bana yeni kavramlar olmasına rağmen master seviyesinde eğitim verilen kapsamlı akademik eğitimlermiş. Bu iki başlık hakkında daha kapsamlı yazıyı yakın zamanda yayınlayacağım. 

Youtube Okulu
Youtube'un doğru kullanılması ile derin ve zengin bir eğitim kaynağı olduğunu daha önce yazmıştım. Ne kadar haklı olduğumu sanal kampüs eğitimi sırasında daha iyi görüyorum. Üniversitelerdeki seminerleri, dersleri, konunun uzmanı ve hatta kuramcısı kişiler ile yapılan mülkatları Youtube'da bulmak ve ilk ağızdan bilgiye ulaşmak artık mümkün. Tabii ileri düzeyde İngilizce bilme zorunluluğu günümüzün ve Youtube'un  olmazsa olmazı. Üç hafta boyunca günde ortalama üç, dört saatimi Youtube araştırması ve ilgili videoları izleyerek geçirdim. İlk bölümde yer alan soruların TAMAMININ cevaplarını Youtube'da buldum. Öğrenmede görsellik çok önemli. 

Zaman ve Mekanın Olmadığı Bir Eğitim
Sanal kampüsteki bir başka teknolojik yenilik ve avantaj Skype kullanımı. Skype dışında konferans görüşme yapma imkanı sağlayan programlar var ama Skype konferans görüşmenin lideri konumunda. Sınıf tanışmasında ad soyad kadar önemle istenen bilgiydi Skype adresi. Ekoköy Dizayn Eğitiminin önemli amaçlarından biri tüm dünya üzerinde ekoköylerde yaşayan ve yeni ekoköyleri kuracak kişilerin birbirleri ile iletişim halinde olması ve bilgiyi paylaşmasını öğretmek. Bu nedenle konferans görüşmeler düzenleyerek cevaplamamız gereken sorular eğitim programında yer alıyor. En doğudaki Japonya-Tokyo'dan, en batıdaki Amerika-Seattle'a  kadar uzanan büyük coğrafi bölgede yer alan sınıf arkadaşlarım ile konferans düzenlemek (Bir yerde gece yarısı iken, diğer yanda sabahın ilk saatleri olan bir dünyada konferans düzenlemek) üstünden gelmemiz gereken farklı bir deneyimdi.

Geçen hafta ilk konferans toplantımızı Tayland, Hollanda ve Belçika'dan sınıf arkadaşlarım ile yaptık. Tayland Türkiye'den beş saat, Hollanda'dan altı saat ileride. Yarım saat boyunca ödevimiz hakkında konferans görüşme yaptık, keyifli, faydalı ve ilginç bir deneyimdi. 
Dünyada eğitimin gittiği yönü şu an içinde bulunarak yaşıyor, deneyimliyorum. Kısa sürede (en fazla beş yıl içinde) birçok eğitim şu an almakta olduğum eğitim gibi olmak ZORUNDA kalacak. Zaman ve Mekan kavramı olmayan, bilginin paylaşıldığı ve kişi tarafından sindirildiği bir eğitim düzenine doğru gidiyor dünya.     


Yeni Projelere Zaman Yetmiyor
Eğitim tahmin ettiğimden daha fazla zamanımı aldığı için birbiri ile bağlantılı olan birçok projeyi tamamlayacak zamanı bulmakta zorlanıyorum. 
Elimde bekleyen birbiri ile bağlantılı projeler:
  1. Parabolik ayna yapımını tamamlayacağım. Parabolik ayna ve gücü hakkında bilgi verecek bir videoya bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz. Benzer bir parabolik ayna yapmak için 2x2 cm büyüklüğünde minik aynalar kesmeye başladım. Aynaları kırmadan kesmek, kestiğim küçük aynaların kenarlarını zımparalamak epey zaman alıyor. Dün üç saatlik çalışma sonunda 130 dan fazla küçük ayna hazırladım. 150 cm çapında bir parabolik ayna yapmayı planlıyorum. Tahminlerime göre 2000 taneden fazla minik ayna kullanmam gerekecek. Bir yandan aynaları hazırlarken, bir yandan da parabolik aynayı yerleştireceğim, yukarıdaki bağlatısını verdiğim videoda yer alan ayna benzeri, metal platformun çizimlerini planlıyorum. İlk öncelik aynaları ve metal aksamı ile parabolik aynayı hazırlamak. 
  2. Parabolik aynayı ilk olarak deniz suyunu damıtmak ve tatlı, içilebilir su elde etmek için kullanacağım. Parabolik ayna kullanarak kaynatacağım deniz suyu buharlaşacak, buharlaşan su bakır boru içinde soğuyacak ve içilebilir su olarak damıtılacak. 
  3. Parabolik ayna kullanarak esans elde etmeye çalışacağım. Araştırmalarıma göre, iki gün boyunca çiçek veya kokulu yaprakların bekletildiği %60'lık alkol çözeltisinden, yukarıda bahsettiğim deniz suyunu damıtma yöntemini kullanarak, esans elde etmek mümkün. Bu çalışma ile ilgili bazı şüphelerim olmasına rağmen deneyip sonucunu paylaşacağım. 
  4. Parabolik aynaya güneş takip sistemi yerleştirerek güneşi otomatik olarak odaklamak mümkün. Youtube'da Solar Tracking ile arama yapıldığında birçok video bulunabiliyor. Konu ile ilgili videoları indirdim ancak henüz izleme fırsatım olmadı. Yapılabilirliğini araştırdıktan sonra parabolik aynayı güneş takip eder hale getirmek büyük enerji sağlayacaktır. 
  5. Güneş Panelleri hakında geçtiğimiz aylarda yazılar yayınladım. Bu yazılarda yapılan panellerin bir benzerini hazırlamak için kola, soda kutularını biriktirmeye başladım. Güneş panelini kış ilerlemeden yapabilirsem bu sene içinde sağlayacağı faydayı görebilirim. 
  6. Güneş takip sistemli parabolik aynayı, güneş panellerine ısı sağlayacak şekilde yerleştirerek panellerin verimliliğini arttırmayı planlıyorum. 
Hepsi birbiri ile bağlantılı emek yoğun ve deneysel bir liste. Alternatif Yaşam Planlaması tam zamanlı bir iş olmalı ki tüm bunları sindire sindire, gerekirse tekrar tekrar yapabileyim. Zeytinyağı sıkmak için yaptığım ahşap presi tamamlamam (İlgili yazıya bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz) iki yılımı almıştı. Zamanımın büyük bölümünü ayırdığım eğitimi de düşünürsem yukarıdaki listeyi tamamlamak ve sonuçları görmek bir süre gecikebilir. 

Gün doğmadan neler doğar...               

Perşembe, Kasım 08, 2012

350 Nedir?



350 PPM (Part Per Million), birçok bilim adamı ve iklim bilimcinin mutabık kaldığı atmosferdeki karbon miktarının güvenli kabul edilen en üst seviyesidir.

350 PPM hakkında detaylı bilgilerin yer aldığı 350.org adresine bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz. Bu yazının bazı bölümleri 350.org sitesindeki bilgilerin Türkçeleştirilmesidir.

275 - 392 - 350
İnsanlık tarihinin başlangıcından 200 sene öncesine kadar atfosferdeki karbon miktarı 275 PPM seviyesindeydi. 275 PPM karbon seviyesi faydalı bir seviyedir. Havada karbon olmaması durumunda dünya yaşam için çok soğuk olacaktır.   

Peki şu anda atmosferdeki karbon miktarı nedir?
Evet, şu anda atmosferdeki karbon miktarı 392 PPM. Güvenli kabul edilen en üst seviyenin, 350'nin, epey üzerinde.

Güvenli kabul edilen en üst seviyenin epey üzerinde olmanın sonucu ne olur? sorusunu uzun uzun cevaplamak yerine Türkçe altyazısı bulunan Wake Up, Freak Out, Then Get a Grip isimli animasyon videoyu izleyelim. 12 dakikalık bu kısa video karbon miktarını hızla 350 PPM seviyesine çekmezsek neler olacağını çok güzel özetliyor. (Bu video hakkında 2009 yılında yazdığım yazıya bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz.)      

Mevcut durum değişmediği sürece her sene atmosferdeki karbon miktarı 2 PPM artıyor.

Türkiye olarak karbon salınımında gelişmiş ülkelerin epey gerisindeyiz, karbon salınımı konusunda bizim yapacaklarımızdan daha önemlisi Amerika, Çin, İngiltere gibi kalabalık ve yoğun karbon salınımı yapan ülkelerin ne yapacağı önemli.   

Hadi hayırlısı...



Pazartesi, Kasım 05, 2012

Alternatif Yaşam ARTIK Bir ZORUNLULUK

Uzun yıllardan beri alternatif yaşam nasıl olur konusunda araştırıyor, okuyor, yazıyorum. İlk çıkış noktam: "Zorunlu yaşamsal ihtiyaçlarımızı karşılamak için maaş karşılığı bir işte çalışmanın adil olmadığı" fikrinden ibaretti.
Zaman içinde küresel ısınma, huzurlu yaşam, koas senaryoları durumunda yaşanacaklar gibi birçok fikirle temel fikrimi besledim ve Alternatif Yaşamın gerekliliğini anlatmaya çalıştım. AMA aşağıdaki haberin yarısı bile doğruysa kendimiz için olmasa bile çocuklarımız için Alternatif Yaşama geçmeliyiz.

Aynı haber birçok adreste yer alıyor. Ben bu bağlantıdan haberi aldım.
-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-  
5 Yıla Kadar Her İki Kişiden Biri Kanser Olacak!
A Haber'de Deşifre Programı'na konuk olan Profesör Doktor Erkan Topuz, GDO'lu ürünlerle dünyanın dünya savaşından beter günler yaşayacağını belirterek 5 yıla kadar her 2 kişiden 1'inin kanser olacağını iddia etti.

İşte havası, toprağı, suyu kanser yaparken bir de GDO çıktı başımıza diyen Prof.Dr. Topuz'un dikkat çektiği noktalar
Ayda 12 tane sosis yiyen çocuklarda lösemi riski 5 kat fazla, hafta bir sosis yiyen çocuklarda beyin tümörü iki kat fazla.
Salam, sucuk gibi çiğ etten yapılan etlerden uzak duralım. Yumurta çok katı pişilirse kanserojen madde birikir. Kırmızı et yerine balık ve beyaz et tüketelim. Hindinin yağ oranı daha düşüktür. Hindiye yönelelim, mutlaka balık yiyelim. Haftada 1 kilodan fazla balık tüketmeyelim.
Beyaz şekerden uzak duralım. Sigara gibi üzerine 'öldürür' diye yazalım. Kanserin bir numaralı maddesi şekerdir.
Her meyvayı azar azar tüketin. Oturup da kilolarca meyvayı bir kere de yemeyin.
Yoğurt çok önemlidir. En önemli kanserden koruyucudur, özellikle kolon, yemek borusu ve meme kanserlerinde çok önemlidir.
-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-
 
Almakta olduğum Ekoköy Dizayn Eğtiminde öyle şeyler öğreniyorum ki: Bizler uyurken, ( ve hala uyuyorken) sayısı dünya ölçeğinde binlerle ifade edilecek kadar az sayıda kişi uyanmış ve Alternatif Yaşamı kurmuşlar. Dünya üzerinde sınırlı sayıda ekoköy var. Sürdürülebilir yaşam adına gerekli olan birçok beceriye ve bilgiye sahipler.
Koskoca Türkiye'de sığınabileceğimiz bir ekoköyümüzün olmaması, sürdürülebilirlik adına gerekli olan ekolojik, ekonomik, sosyal bilgi ve becerilere sahip olmamız çok üzücü. Ne yazık ki bu bilgi ve becerilere kısa sürede sahip olamayacağız. 
 
Sürdürülebilir Yaşam Mühendisliği Bölümü başlıklı yazım ütopik bir hayal değil, ARTIK bir zorunluluk. Doğru program ve eğitimle beş sene içinde önemli becerilere sahip gençler yetiştirebiliriz.   
 
Alternatif Yaşam Planlamasında olduğu gibi gündelik hayatın koşuşturmacasından bulunan aralarda ve aileden çalınan zamanda yapılan araştırma, deneme, okuma ile ilerleme ancak bu kadar oluyor. YETERLİ OLMUYOR yani. Şimdiye kadar Alternatif Yaşam Planlamasında aldığım yol, doğru bir program ve eğitimle iki senede alınabilecek seviyede.
 
Alternatif Yaşam Planlaması tam zamanlı bir iş olmadığı sürece hobi bahçesi, kendin yap, emekli uğraşı tadında olmak zorunda kalacak ve tekrarlanabilir bilginin oluşması on yıllar sürecek.  
 
Tabii bu birikimi bekleyecek on yıllarımız varsa ?!  
 
         

Cuma, Kasım 02, 2012

Sürdürülebilir Yaşam ve Tefekkür

Neden Türkiye'de ekoköyümüz yok sorusunun cevabı bir araştırmaya konu olabilecek kadar uzun.

Bu konudaki kısa gözlemlerim:

* Ekoköyün ne olduğunu bilmiyoruz. Bize öğretilen ve DAYATILAN hayata (Temel yaşam ihtiyaçlarını karşılamak için para kazanma zorunluluğunun olduğu hayata) medeni, bir alternatif olduğunu bilmiyoruz.

* Ekoköyde yaşamamızı sağlayacak Sürdürülebilir Yaşam Mühendisliği yazımda belirttiğim beceri ve bilgilerin birçoğunu bilmiyoruz, gerekli kas becerisine de sahip değiliz.

* İlkokuldan itibaren okulda, sonrasında iş hayatında, işbirliği değil rekabet duygusuyla yaşamayı öğreniyoruz.

* Sadeliğin, basit bir yaşamın bir erdem olduğu bilgisiyle değil, daha fazlasına sahip olmak için her yolun mübah olduğu fikrini benimsiyoruz.

* Birleştirici özellik sağlayan maneviyata hakim olmamamız.

Mevlevi Ekoköy
Dünya üzerinde farklı inanç etrafında birleşmiş birçok ekoköy bulunuyor.

Amish'ler tam anlamıyla bir ekoköy olarak kabul edilemez. Hiristiyan inanca sahip farklı bir yaşam sürdürüyorlar. Modern hayatın kolaylıklarının onları bu dünyaya daha çok bağlayacağına inandıkları için araba, elektrik, su tesisatı gibi hayatı kolaylaştıran birçok aracı kullanmıyorlar. Kendi kendilerine yeten bir yaşam sürüyorlar.
Amish'ler dışında Kibutzlar da ortak inançta (Musevilik) birleşen topluluklara örnek.
Damanhur ve Findhorn tanınan ekoköyler. Bu toplulukların da ortak inanç sistemleri mevcut.

Bildiğim kadarı ile İslam inancı etrafında birleşmiş bir ekoköy yok. Kurulacak ekoköy dünyada ilk olacak. Ekoköy insanlarının hayata, doğaya, canlılara bakışı, saygı ve paylaşım esasına dayanıyor. Yaradılanı, yaradandan ötürü seven bir Mevlevi Ekoköy neden olmasın?

Tefekkür için fırsat 
Güneşli bir bahar gününde bahçede oturmak, güneşi hissetmek, böcekleri, kuşları izlemek, huzur veren, rahatlatıcı bir deneyim. Birçok inanç çevreyi, doğayı, canlıları izlemeyi, dinlemeyi, anlamayı öğütlüyor. Bahçede etrafı dinleyerek ve gözleyerek geçirdiğim keyifli zamanın beni ne kadar mutlu ettiğini bir sohbet sırasında paylaştım. Tefekkür ettiğimi öğrendim.

Tefekkür Nedir?
Herhangi bir mesele hakkında düşünme, zihni yorma, derin düşünme ve işin şuuruna varma.

“Göklerin ve yerin yaratılışında, gecenin ve gündüzün gidip gelişinde elbette aklıselim sahipleri için ibret verici deliller vardır” (Âl-i İmrân, 3/190).
“Onlar ayakta, oturarak ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar, gözlerin ve yerin yaratılışı üzerinde tefekkür ederler (düşünürler). Rabbimiz (derler), bunu boş yere yaratmadın, sen yücesin, bizi ateş azabından koru!..” (Âl-i İmrân, 3/191).

İbn Abbas (r.a)’ın naklettiğine göre, bazı insanlar Allah’ın zatı hakkında düşünmek istediler. Bunun üzerine Hz. Muhammed (s.a.s) bu hususta şu açıklamada bulundu: “Allah’ın yarattıkları hakkında düşünün. Allah’ın zatını düşünmeyin. Allah’ın şahsı hakkında düşünmeye güç yetiremezsiniz”

Yukarıda alıntılar yaptığım tefekkür hakkındaki yazının tamamına bu linkten ulaşabilirsiniz.

Gündelik hayatın hızlı, hırsları, kavgası, kaprisleri bize maddi ve fiziki zarar veriyor. Günümüz kent yaşamında ne kadar çabalarsak çabalayalım, gündelik hayatın olumsuz enerjisi, manevi hayatımızı da olumsuz etkiliyor. Ekoköylerin huzurlu ortamı derinliği olan maneviyatı yaşamayı sağlıyor. 

Bir kuş yuvasını ve içindeki yavruları izlemekten ibaret görünen eylem, bir ibadet olabiliyor.     

- o - o - o - o - o - o - o - o - o - o - o - o - o - o -
Ne zamandır yukarıdaki yazı taslak olarak bekliyordu. Yayınlama konusunda çekincelerim vardı.
* "Türkiye'de ekoköy neden yok?" u sorgulamak kısa bir yazı konusu ve kişisel gözlem konusu olmayacak kadar derin bir konuydu.
*  Türkiye'de olumlu yönde gelişmekte olan ekoköy çalışmalarına haksızlık etmiş olur muydum?
* Yazımda belirttiğim Mevlevi Ekoköy fikrinin algı filtrelerinden geçerken vermek istediğim mesajdan farklı bir sonuca varacağından endişe ediyordum.     

Belirtiğim nedenlerden dolayı yazıyı yayınlamıyordum. Dün gece Kristal Sular Ekoköy'u kurucusu Max Lindegger'in bir yazısını okuyordum. Düşüncelerimizin önüne koyduğumuz filtrelerin nasıl olanı değil, görmek istediğimizi görmemizi sağladığını okuyunca yazımı yayınlamaya karar verdim.   

Max Lindegger, Kristal Sular Ekoköyü hakkında röportaj yapmak isteyenler için:
" Ne zaman röportaj yapsam gazeteciler sansasyonel bir şey arıyor. Aradıkları şeyler de hep hippiler oluyor. Sözlükte hippi kelimesi aydınlanmış kişi anlamındadır. Duymak istedikleri şey seks, uyuşturucu ve rock’n roll." diyor.

Algı filtreleri gerçeği farklı şekilde gösterebiliyor, bunun için endişelenmek yersiz.  Algı kişiye göre değişse de Öz değişmiyor.