Örnek Modeller etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Örnek Modeller etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Nisan 05, 2013

CAM BAHÇE www.cambahce.com - Işığı ve Renkleri Yansıtın


Uzun süre üzerinde kafa yorup, çalıştıktan, ithalat için birçok yerle yazıştıktan ve anlaştıktan sonra Türkiye'de pek bilinmeyen ve uygulanmayan yeni örtü (malç) malzemesi, geri dönüşüm cam şişelerden yapılan örtü ürünleri, satışı için hazırladığım siteyi açtım. 

Cam Bahçe - www.cambahce.com ürünleri dünyada bir çok ülkede bahçe ve saksı dekorasyonunda yaygın olarak kullanılıyor. Yaygın kullanım alanı dekoratif amaçlı olmasına rağmen örtüleme (malç) konusunu bilenlerin tahmin edeceği üzere tarımda da cam örtü (malç) kullanılıyor. Cam Bahçe sitesinde, Lincoln Üniversitesinde asma bahçelerinde, cam örtünün üzüm verimi ve kalitesi üzerine olumlu sonuçları hakkında yazı ve videolar bulmak mümkün. Cam örtü ışığı yansıtma özelliği nedeni ile tarımda verim artışı sağlıyor. 

Özel tamburlarda işlenmiş cam örtü kesici ve delici özelliğini kaybediyor. Başlangıçta bilincim cam parçacıklarını tehlikeli ve yasak kabul ediyordu. Avucumda renkli, minik cam parçacıklarını güvenle ovuşturmak bana yasaklı bir şeyi yapıyormuşcasına keyif veriyor. 
2-4 MM boyutundaki ürünlerin üzerinde çıplak ayakla güvenle yürünebiliyor. Youtube da çıplak ayakla cam üzerinde yürüme videolarını izlemiştim, ben de denedim, sorunsuz yürünebiliyor. 

Cam Bahçe sitesinden bir alıntı ile yazımı bitireyim.

Cam Bahçe ürünlerine sitedeki iletişim bilgilerinden ulaşabilirsiniz.  

Cam Bahçe toprak örtü ürünleri, geri dönüşüm şişelerinin özel tamburlarda işlenmesi ile üretilmiştir. 
  • Renkli ve kalıcıdır. Camın doğada çözülmesi 1000 yılı bulmaktadır. 
  • Bilinen toprak örtü malzemelerine (taş, tüf gibi) renkli bir alternatif olabileceği gibi, mevcut toprak örtü malzemeleri ile birlikte de yaratıcı ve renkli tasarımlar yapmanızı sağlar. 
  • Çimento veya seramik yapıştırma malzemeleri ile karıştırılarak moziak olarak kullanılabilir.
  • Yabancı otların önlenmesi için örtü malzemesi olarak kullanılır. 
  • Serildiği yerden salyangozlar geçemez.    

1 ton cam örtü elde etmek için : 
  • 7.200 adet soda şişesi (200 ml)
  • 5.300 adet kola şişesi (33 cl)
  • 4.000 adet bira şişesi (50 cl)
  • 2.700 adet şarap şişesi (70 cl)
  • 1.700 adet meyve suyu şişesi ( 1 litre)
kullanılmaktadır.  
       


Salı, Ocak 01, 2013

Petrol Bitti. Şimdi Ne Olacak?


Gaia Education'daki eğitmenim izlememiz ve yorumlamamız için sınıfa bir belgesel önerdi. Belgeselin adı : The Power of Community. How Cuba Survived Peak Oil. (Toplumun Gücü. Küba Peak Oil krizinden nasıl kurtuldu.) 4 Ocak'a kadar belgesel hakkında bir yorum yazıp, sunmam gerekiyor. 

Bir sabah kalktınız ve artık petrolün ülkenizde olmadığını öğrendiniz. Nasıl olur? Birden petrol mü biter? diyeceksiniz. Petrol birden bitmemiş ama 1990 yılında Rusya'nın Küba'ya petrol vermeyi durdurmasıyla Küba için zorunlu petrolsüzlük dönemi bir anda ve hazırlıksız başlamış. Belgesel 1990 - 2004 arasında,  petrolsüz dönemde Küba'da neler yaşandığını anlatıyor. İngilizce bilenler filmi Youtube'dan izleyebilirler. Belgeselin Türkçe alt yazısı var mı diye biraz araştırdım ama bulamadım.

Belgeseli İngilizce izleyemeyecek olanlar için belgeselden bazı çarpıcı noktaları bu yazıda paylaşmak istiyorum.      

Belgeseli izlerken Türkiye'de aynı şey olsaydı diye düşündüm ve belgeseli izlerken bir yandan da kafamda bu hayali filmi izledim. Kara mizah keyifli bir film izledim kafamda.

1989 yılına kadar Rusya, Küba'ya yılda 13-14 milyon ton petrol veriyor. Değişen ve dağılan Rusya yönetimi, ani bir kararla, bundan böyle Küba'ya eskide olduğu kadar petrol vermeyeceğini ve bundan sonra yılda 1 milyon ton petrol verebileceğini belirtiyor. Bir anda %93 lük azalma. Bu noktadan sonra Küba'da neler olduğunu, petrol bağımlılığının hangi sektörleri ne şekilde etkilediğini, Küba halkının durumu nasıl çözüme dönüştürdüğünü anlatıyor belgesel.
Şimdi Küba'da olanların Türkiye'de olsaydı ne olurdu düşüncesiyle yazdıklarımı okuyun. Ben belgeseli bu gözle izledim ve trajik komik bir tat aldım.

Petrol girişi durunca ilk ve en önemli sorun beslenme oluyor. Traktörlerde kullanılacak petrol bulunmuyor, tarımda kullanılan gübre ve ilaçlar petrol türevli olduğu için üretimleri önemli ölçüde düşüyor. Kırsal alanda yetiştirilen ürünlerin şehirlere taşınması mümkün olmuyor ve şehir halkı açlıkla mücadele etmeye başlıyor. Bebeklerde ve hamilelerde ciddi sağlık sorunları görülüyor. 1994 yılına gelindiğinde Küba'daki insanların ortalama kilosu kriz öncesine göre 9,5 kilo azalmış oluyor.
Ülke elektiriğinin büyük bölümü petrolden sağlandığı için ülke genelinde 14-16 saat süren elektirik kesintileri oluyor. Tropikal bir iklimde olan Küba'da bu kadar süre elektiriksiz kalmak buzdolaplarındaki birçok gıdanın bozulmasına yol açıyor.
Toplu taşımada ve az sayıdaki özel araçta kullanılacak yakıt olmadığı için insanlar işlerine gidemiyorlar. Çin'den birbuçuk milyon bisiklet getiriliyor, kendi kaynakları ile de beşyüzbin bisiklet üretip, halka bisiklet dağıtıyorlar.
Küba petrolsüzlüğün getirdiği sorunlar ile uğraşırken Amerika'nın baskısıyla 1992 yılında Küba'ya uygulanan ambargo daha da sıkılaşıyor. Küba limanlarına uğrak yapan bir gemi altı ay boyunca Amerikan limanlarına giremez kuralı getiriliyor. Bu yasak konteyner gemilerinin Küba'ya uğraklarını durdurmasına yol açıyor. Konteyner gemilerinin bir ülkeye uğramaması demek 15-20 ton gibi küçük ölçekli yüklerin ülkeye girememesi ve ülkedeki ürün çeşitliliğinin olmaması anlamına geliyor. Küba'ya gelen gıda ithalatı %80 azalıyor. Tohum, hayvan yemi, yedek parça, gübre, tarımsal ilaç ithalatı duruyor.
Para alım gücünü kaybediyor ve karne günleri başlıyor.
Beslenmeye çözüm olmak için şehirlerde yaşayan halk bulabildiği her alanda tarım yapmaya başlıyor.   Kimyasal gübre ve tarım ilacı bulunamadığı için herkes zorunlu olarak organik tarım yapmak zorunda kalıyor. Ve fakat şehirli halkın tarım bilgisi olmadığı için yetiştiricilikte ciddi sorunlar yaşıyorlar. Öğrenmenin tek yolu deneme, yanılma.
Devlet, sınırlı alanda doğal yollar ile tarım yapmayı öğretmek için Avusturalya'dan iki permakültür eğitmeni getirtiyor. 400 Küba'lı permakültür eğitmeni eğitimi alıyor ve öğrendiklerini halka öğretiyorlar. Evlerin damlarında, sokak aralarında, bahçelerde bulabildikleri her yerde tarım yapıyorlar. Çiftçilik birden en itibar gören meslek haline geliyor. Tüm bu süreçte herkes bildiğini ve öğrendiğini birbiri ile paylaşıyor.
Ürünler şehirde ve şehrin kenarında yetiştirildiği için taşınma zorunluluğu olmadan yerel pazarlarda satılıyor.
Yıllar boyunca kimyasal gübre ve tarım ilaçları ile bozulan toprağı düzeltmek ve verimli hale getirmek beş yıl zamanlarını alıyor. Evsel atıklar kompost ve verikompost (solucan kullanılarak yapılan kompost uygulaması) olarak değerlendirilip, gübre olarak kullanılıyor.
Tarım için sınırlı alanları olduğu için birçok ürünü yan yana ekiyorlar. Ürün çeşitliliği beraberinde canlı çeşitliliğine getirdiğinden zararlılar ile mücadele eden doğal düşmanları da aynı ortamda yer alıyor. Kimyasal ilaç kullanmaya gerek kalmadan ürün zararlılarını doğal düşmanları yok ediyor. (Bizim Uğur Böceği olarak bildiğimiz sevimli böcek, yaprak biti düşmanıdır ve bulunduğu ortamdaki zararlıları yer.)
Zamanla üretilen biogübre (kompost, solucan toprağı) diğer Latin ülkelerine ihraç edilecek kadar artıyor. 1980 yılında Küba'da yılda 21.000 ton tarımsal ilaç kullanılırken, 2004 yılında sadece 1.000 ton tarımsal ilaç kullanılmaya başlanıyor.
Traktör kullanamadıkları için yeniden öküz kullanarak toprağı işlemeye başlıyorlar.
Ülkede toprak reformu yapılıyor ve hazineye ait olan çiftliklerin %40'ı halk tarafında oluşturulan tarım kooperatiflerine veriliyor. Binlerce dönüm hazine arazisi küçük çiftçilere veriliyor. Kendilerine verilen arazide ekim yaptıkları sürece bu araziler sahiplerinde kalıyor.
Ülkede bisiklet kullanımı ve yürüme arttığı için Küba halkının genel sağlığı iyileşiyor.      
--------------------------------------------------------------------------
Belgeselden çarpıcı bir cümle ile devam edeyim: Bir gün hepimizin karşılaşacağı sorunla ilk karşılaşan ülke Küba oldu. 

Belgesel Peak Oil kavramının ne olduğunu açıklayarak başlıyor. Peak Oil'in ne olduğunu bu bağlantıdan öğrenebilirsiniz. Yaşadığımız dönem ucuz petrol dönemi olarak biliniyor. Petrol üretimi tepe noktasına ulaştıktan sonra geçen her gün petrol bitimine doğru gideceği için petrol fiyatları her geçen gün artacak. Küba'nın zorunlu ve erken olarak yaşadığını bir gün hepimiz yaşayacağız.

Bu noktada kaos senaryoları yerine petrolün sınırlı bir kaynak olduğunun bilinci ile yukarıda örnekleri verilen bir çok uygulamayı şimdiden hayatımıza geçirerek petrole olan ihtiyacımızı azaltmak ve kalan petrolü çok daha uzun süre kullanmak önemli.

ODTÜ 'de yapılan toplantıda Prof Dr Ali Gökmen, Ankara halinden alınan istatistiklere dayanarak, Ankara'nın  %95 gıda ihtiyacının Ankara dışındaki illerden taşınma yolu ile Ankara'ya geldiğini belirtmişti.

Bizler sonu bilenen bir oyunda nelerin peşinde koşuyoruz? Neleri öğreniyoruz? Çocuklarımıza neler öğretiyoruz? (Alternatif Yaşam Planlaması okurları, kardeş siteler yazarları ve emek verenleri hariç...)        

Salı, Aralık 25, 2012

Sürdürülebilir Toplumlar için Ekoköy Çözümleri - ODTÜ Toplantısı -


Anlamsız ve faydasız yüzlerce iş seyahatinde yaptığım gibi geçtiğimiz cumartesi sabahı beşte kalktım, tüm gün toplantıya katıldım ve aynı günün akşamı yorgun argın eve döndüm. Ve fakat bu kez önemli bir fark vardı. Bu kez toplantı benim için çok önemli ve anlamlıydı. 22 Aralık günü ODTÜ'de Sürdürülebilir Toplumlar için Ekoköy Çözümleri toplantısına katıldım. 

Toplantıya gidebilmek başlı başına bir olaydı. Toplantıdan önceki Perşembe gecesi arabam bozuldu. Yardım servisi ile telefonda görüşme, benim tamir edemeyeceğim bir hasar olduğunun tesbiti, çekici çağrılması, çekicinin  beklenmesi, arabanın servise götürülmesi vs vs. Bir dünya yorgunluk. Haa, küçük bir not Volkswagen yol yardım, benden on tam puan aldı. Az önce anlattığım süreci çok iyi yönetti, tebrikler VW !
Arabayla havaalanına gider, akşamda dönerim düşüncesiyle. Cumartesi sabah 07:00 gidiş, pazar akşam 00:10'da İzmir'de olacağım dönüş bileti almıştım. Gelin görün ki artık arabam yoktu. Urla'dan uçağa yetişmek için 05:45 de yola çıkmam lazımdı. O saatte bir toplu taşıma aracı bulamayacağım için uçak parası kadar para vererek gidiş dönüş taksi ile gitmek zorunda kaldım. 

Neyse... Özetle, maceralı bir şekilde Ankara'ya gittim ve geldim. 

Sürdürülebilir Toplumlar için Ekoköy Çözümleri toplantısına elli kişiden biraz fazla katılımcı vardı. 

Toplantının son cümlesi ile başlayayım:
Her yüz ekoköy teşebbüsünden, doksanı başarısızlık ile sonuçlanıyor. Üç, beş kişi bir araya geldik, paraları denkledik, bir arazi aldık, hadi hemen gidip bir ekoköy kuralım yaşayalım.... Diye yola çıkarsak, başarısız olma ihtimalimiz %90 :) Ekoköy oluşumu için en önemli gereklilik sosyal yön. Karşılıklı anlaşma, ortak dil, uzlaşma sağlanamadığı sürece başarılı bir oluşum zor.

Prof Dr İnci Gökmen'in açılış konuşmasından sonra Prof Dr. Ali Gökmen GEN (Global Ecovillage Network) hakkında bir sunum yaptı. Benim için çarpıcı noktalardan biri Portekiz'deki Tamera Ekoköy'ü hakkındaki bölümdü.  


Tamera Ekoköyünün sitesini henüz detayı inceleme şansım olmadı ama Ali Hoca yukarıdaki resimde sol üst karede yer alan resmin içeriğini anlattığında Vizyontele'nin meşhur repliklerinden biri aklıma geldi. 
- "Şerefsizim ben bunu düşünmüştüm." 
Tamera'da yaşayanlar fresnel merceklerini, içinden yağ geçen borulara, odaklamışlar gündüz depoladıkları enerjiyi gece  kullanabiliyorlar. Tamera'da kullanılan fresnel merceklerinden bir tanesini almak (75x50 cm boyuntundaki bir Fresnel Mercek) ve Türkiye'ye kargo ile getirmek 200 dolardan fazla tutuyor. Fresnel merceklerini evde yapabilme şansım olmadığı için benzer projede kullanmak üzere uydu anten çanağını kullanarak bir parabol ayna yapma üzerinde çalışmam devam ediyor. 
Tamera'da ocak parabol ayna ile ısıtılıyor. Parabol aynalar Scheffler Reflector adı ile de biliniyor. Aşağıda Gözde Hanımın Ekoköyler sunumunda Mısır'daki Sekem Ekoköyünde kullanılan büyük Scheffler Reflektörünü görebilirsiniz. Bir an önce parabol aynamı bitirmeli ve denemeleri yapmam lazım. Bu konuyu bir başka yazıda anlatacağım. 


Ali Hoca Güneşköy'de yaşadıkları deneyimlerden ve Güneşköy'ün geleceği hakkında bilgi verdi. Ali Gökmen hocadan sonra GEN Avrupa Gönüllü Elçisi Sn. Gözde Cüce ekoköyler ile ilgili sunumunu yaptı. Gözde Hanım Almanya Seiben Linden ekoköyünde geçirdiği bir aylık deneyimi ve Gaia Ecovillage Desing Education eğitimi tecrübesini anlattı. Benim online olarak almakta olduğum Ecovillage Desing Education her yıl bellirli ekoköylerde bir aylık bir program olarak da alınabiliyor. Gözde Hanım bu eğitimi yerinde alan kişilerden biri. Sunumu sırasında bana da söz verdi ve ben de kısaca Online eğitim hakkında katılımcılara bilgi verdim. Gözde Hanıma sunumunda bana yer ayırdığı için teşekkür ediyorum.  

Toplantıdan bir kaç tesbiti paylaşayım. 

Neden köyler terk ediliyor ? 
Bu soruya ilk olarak Balıkesir'in Balya, Göloba köyünde arıcılık ve büyükbaş hayvancılık yapan yetiştiricimiz Fikret Usta cevap verdi. Fikret beyin bu konudaki tespiti köy kadınlarının şehir kadınlarının yaşantısına olan özlemi. Köyün zor şartları kadınları, şehre gitmeye itiyor. Bu noktada kadın erkek eşit şekilde işbölümü yapılmasının, köy hayatında kadınlar üzerinde olan ağır yükü hafifletebileceğini konuştuk.    
Ali Gökmen hoca köylerin boşalmasının iki temel nedeninin olduğunu söyledi. Eğitim ve sağlık koşullarının köylerde giderek yetersiz hale gelmesinin, köylerin boşalmasının temel nedenleri olduğunu belirtti. 

Ekoköyler köylerde olmak zorunda mı? (Genel özet, benim salt düşüncem değildir)
Bir çoğumuz hep şehirde yaşadık. Şehirden kopmamız kolay değil. Şehri değiştirmek, şehirde bir ekoköyde yaşamak mümkün değil mi? Ben Ithaca Ekoköy'ünden bahsettim ve şehirli ekoköyün hali hazırda olduğunu belirttim.  

Çocuklar için alternatif bir eğitim mümkün mü? Çocuklara doğal yaşamı nasıl öğretebiliriz?
Toplantıya katılan eğitimci ve eğitim konusunda yüksek lisans çalışması yapan katılımcılar ile bu soruyu konuştuk. İlkokulda ekoloji, permekültür dersleri olabilir mi? Benim yorumum, benim çocuklarımda olduğu gibi ailede yaşayarak görmeleri ve öğrenmeleri. Kızım Derin (7 yaşında) kompost nasıl? neden yapılır? Faydası nedir şimdiden biliyor.
Bu noktada Alternatif Eğitim Derneğinden bahsetmeden geçmek olmaz. Okuma yazma öğretmek ayrı bir bilgi ve beceri, uzmanları tarafından verilmeli. Okuma Yazma becerisi edinildikten sonra çocuklara veli(??) tarafından eğitim verilebileceğine inanıyorum. VE fakat Türkiye'de suistimale çok açık.

Gaia Education Ekoköy Dizayn Eğitimindeki dört ana boyuttan biri Sosyal Boyut. Oybirliği ile karar alma, kaliteli iletişim, çatışmasız karar alma gibi bir ekoköyun başarı ile devam edebilmesi için çok önemli konuların işlendiği bir boyut. Sosyal Boyutu 2013-2014 eğitim döneminde alacağım, şimdilik detay veremiyorum. Türkiye'de başarılı ekoköy olmayışının önemli sebeplerinden biri sosyal boyutun ekoköy oluşumlarında bilinmemesi, düşünülmemesi. Ali Hoca, ekoköyün kuruluşundan önce tüm şartların ve kuralların YAZILI olarak belirlenmesinin önemini vurguladı.
 
Tek başına yada tek bir aile olarak alternatif yaşam için Ekolojik Boyut bilgisi, ekoköy oluşumu için Sosyal Boyutun bilgisinin olmazsa olmaz bilgiler olduğuna inanıyorum.

Toplantının önemli yanlarından biri Alternatif Yaşam Planlaması okurları ile tanışma ve yorumlarını alabilme şansı oldu. Beklediğimden çok daha fazla sayıda Alternatif Yaşam Planlaması okuyucusu ile tanıştım, övgülerini aldım. Toplantıda tanıştığım ve henüz tanışamadığım Alternatif Yaşam Planlaması Okuyucularına teşekkür ederim.  
   
   

Pazar, Aralık 23, 2012

Şehirli Ekoköy ITHACA


Ekoköyler kitabını okurken en çarpıcı ekoköy örneklerinden birini Ithaca Ekoköyü olarak işaretlemiş ve araştırmak için not almıştım. Ithaca genel ağ sitesini ilk aramada buldum. Ithaca ekoköyünün temel fikirlerinden biri orta sınıf Amerikan aile yaşantı standartını korurken, ekolojik ayakizini olabildiğince azaltmak olarak belirtiliyor. 

Ithaca Ekoköyü nerede daha iyi anlayabilmek için Google Maps de aşağıdaki aramayı yaptım. Ithaca Ekoköyü kentin ortasında. Ithaca Koleji (Üniversitesi), kent müzesi, golf sahası, yat limanı, otobüs istasyonu Ithaca ekoköyünün etrafında.    




Ithaca sitesinde Ithaca'yı özetleyen iki sunum bulunuyor. Sunumlara bir ve iki numaralı bağlantılara tıklayarak ulaşabilirsiniz. (1) - (2)

Ithaca hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak için sitelerinden Ithaca kitabını satın aldım. Geçen hafta kitap geldi. Yukarıda Tuna'nın kitapla birlikte fotoğrafını görüyorsunuz. Yoğun programım arasında kitabı ne zaman okuyabilirim bilmiyorum ama bir ara okuyup çarpıcı yanları sizlerle paylaşacağım.  

Dün ODTÜ'de Sürdürülebilir Toplumlar için Ekoköy Çözümleri toplantısına katıldım. Bu konuda ayrı bir yazı yazacağım ama konuştuğumuz konulardan biri "Ekoköyler şehirden uzak olmalı mı?", "Alıştığımız şehir hayatından  vazgeçmeden bir ekoköyde yaşamak mümkün mü?" sorularının cevabı Ithaca Ekoköyü.







Cuma, Kasım 02, 2012

Sürdürülebilir Yaşam ve Tefekkür

Neden Türkiye'de ekoköyümüz yok sorusunun cevabı bir araştırmaya konu olabilecek kadar uzun.

Bu konudaki kısa gözlemlerim:

* Ekoköyün ne olduğunu bilmiyoruz. Bize öğretilen ve DAYATILAN hayata (Temel yaşam ihtiyaçlarını karşılamak için para kazanma zorunluluğunun olduğu hayata) medeni, bir alternatif olduğunu bilmiyoruz.

* Ekoköyde yaşamamızı sağlayacak Sürdürülebilir Yaşam Mühendisliği yazımda belirttiğim beceri ve bilgilerin birçoğunu bilmiyoruz, gerekli kas becerisine de sahip değiliz.

* İlkokuldan itibaren okulda, sonrasında iş hayatında, işbirliği değil rekabet duygusuyla yaşamayı öğreniyoruz.

* Sadeliğin, basit bir yaşamın bir erdem olduğu bilgisiyle değil, daha fazlasına sahip olmak için her yolun mübah olduğu fikrini benimsiyoruz.

* Birleştirici özellik sağlayan maneviyata hakim olmamamız.

Mevlevi Ekoköy
Dünya üzerinde farklı inanç etrafında birleşmiş birçok ekoköy bulunuyor.

Amish'ler tam anlamıyla bir ekoköy olarak kabul edilemez. Hiristiyan inanca sahip farklı bir yaşam sürdürüyorlar. Modern hayatın kolaylıklarının onları bu dünyaya daha çok bağlayacağına inandıkları için araba, elektrik, su tesisatı gibi hayatı kolaylaştıran birçok aracı kullanmıyorlar. Kendi kendilerine yeten bir yaşam sürüyorlar.
Amish'ler dışında Kibutzlar da ortak inançta (Musevilik) birleşen topluluklara örnek.
Damanhur ve Findhorn tanınan ekoköyler. Bu toplulukların da ortak inanç sistemleri mevcut.

Bildiğim kadarı ile İslam inancı etrafında birleşmiş bir ekoköy yok. Kurulacak ekoköy dünyada ilk olacak. Ekoköy insanlarının hayata, doğaya, canlılara bakışı, saygı ve paylaşım esasına dayanıyor. Yaradılanı, yaradandan ötürü seven bir Mevlevi Ekoköy neden olmasın?

Tefekkür için fırsat 
Güneşli bir bahar gününde bahçede oturmak, güneşi hissetmek, böcekleri, kuşları izlemek, huzur veren, rahatlatıcı bir deneyim. Birçok inanç çevreyi, doğayı, canlıları izlemeyi, dinlemeyi, anlamayı öğütlüyor. Bahçede etrafı dinleyerek ve gözleyerek geçirdiğim keyifli zamanın beni ne kadar mutlu ettiğini bir sohbet sırasında paylaştım. Tefekkür ettiğimi öğrendim.

Tefekkür Nedir?
Herhangi bir mesele hakkında düşünme, zihni yorma, derin düşünme ve işin şuuruna varma.

“Göklerin ve yerin yaratılışında, gecenin ve gündüzün gidip gelişinde elbette aklıselim sahipleri için ibret verici deliller vardır” (Âl-i İmrân, 3/190).
“Onlar ayakta, oturarak ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar, gözlerin ve yerin yaratılışı üzerinde tefekkür ederler (düşünürler). Rabbimiz (derler), bunu boş yere yaratmadın, sen yücesin, bizi ateş azabından koru!..” (Âl-i İmrân, 3/191).

İbn Abbas (r.a)’ın naklettiğine göre, bazı insanlar Allah’ın zatı hakkında düşünmek istediler. Bunun üzerine Hz. Muhammed (s.a.s) bu hususta şu açıklamada bulundu: “Allah’ın yarattıkları hakkında düşünün. Allah’ın zatını düşünmeyin. Allah’ın şahsı hakkında düşünmeye güç yetiremezsiniz”

Yukarıda alıntılar yaptığım tefekkür hakkındaki yazının tamamına bu linkten ulaşabilirsiniz.

Gündelik hayatın hızlı, hırsları, kavgası, kaprisleri bize maddi ve fiziki zarar veriyor. Günümüz kent yaşamında ne kadar çabalarsak çabalayalım, gündelik hayatın olumsuz enerjisi, manevi hayatımızı da olumsuz etkiliyor. Ekoköylerin huzurlu ortamı derinliği olan maneviyatı yaşamayı sağlıyor. 

Bir kuş yuvasını ve içindeki yavruları izlemekten ibaret görünen eylem, bir ibadet olabiliyor.     

- o - o - o - o - o - o - o - o - o - o - o - o - o - o -
Ne zamandır yukarıdaki yazı taslak olarak bekliyordu. Yayınlama konusunda çekincelerim vardı.
* "Türkiye'de ekoköy neden yok?" u sorgulamak kısa bir yazı konusu ve kişisel gözlem konusu olmayacak kadar derin bir konuydu.
*  Türkiye'de olumlu yönde gelişmekte olan ekoköy çalışmalarına haksızlık etmiş olur muydum?
* Yazımda belirttiğim Mevlevi Ekoköy fikrinin algı filtrelerinden geçerken vermek istediğim mesajdan farklı bir sonuca varacağından endişe ediyordum.     

Belirtiğim nedenlerden dolayı yazıyı yayınlamıyordum. Dün gece Kristal Sular Ekoköy'u kurucusu Max Lindegger'in bir yazısını okuyordum. Düşüncelerimizin önüne koyduğumuz filtrelerin nasıl olanı değil, görmek istediğimizi görmemizi sağladığını okuyunca yazımı yayınlamaya karar verdim.   

Max Lindegger, Kristal Sular Ekoköyü hakkında röportaj yapmak isteyenler için:
" Ne zaman röportaj yapsam gazeteciler sansasyonel bir şey arıyor. Aradıkları şeyler de hep hippiler oluyor. Sözlükte hippi kelimesi aydınlanmış kişi anlamındadır. Duymak istedikleri şey seks, uyuşturucu ve rock’n roll." diyor.

Algı filtreleri gerçeği farklı şekilde gösterebiliyor, bunun için endişelenmek yersiz.  Algı kişiye göre değişse de Öz değişmiyor.








Çarşamba, Ekim 31, 2012

Sürdürülebilir Yaşam Mühendisliği Bölümü

Yeniden öğrenciliğe başladığımı Ekoköy Dizayn Eğitimi (EDE) başlıklı yazımda anlatmıştım.
Birleşmiş Milletler Gibi...
Derslerim başladı. Online eğitim keyifli bir deneyim. Eğitimi aldığım üniversite Barcelona'da. Eğitimi düzenleyen kurum İskoçya'da. Eğitmenler Fransa, Meksika, Güney Afrika, Brezilya, İngiltere'den. Birleşmiş Milletler tadında olan sınıfım 30 kişi. Sınıftaki tek Türk benim. Dersler, eğitim şekli, sınıf arkadaşlarım hakkında Alternatif Yaşam Planlamasında paylaşacağım çok şey olacağını hissediyorum.

Ekoköy Dizayn Eğitimi alan dünyanın birçok farklı ülkesinden kişilerin bazı ortak özellikleri
  • Belirli bir yaşın (asgari 25 yaş ve yukarısı) üzerinde olmaları,
  • Farklı birçok alanda uzmanlaşmış, kariyer ve hayat tecrübelerine sahip olmaları,
  • İnanç ve ruhsal yönden kendilerini geliştirmiş olmaları,
  • Mevcut dünya sisteminin sürdürülemez olduğunu fark etmeleri
olarak sayılabilir.

Eğitim, ekoköy oluşturmak için gerekli ekonomik, ekolojik, sosyal ve manevi bilgiyi içeriyor. Almakta olduğum eğitim UNESCO tarafından Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Eğitiminin önümüzdeki on yılı için önemli bir unsuru olarak onaylanmış. 2006 yılından beri mezun olan kişi sayısı 1800 kişi.

Ekoköy Dizayn Eğitimi Dünya için çok önemli bir başlangıç. Ve fakat daha iyisinin olması gerektiğini ve hatta bizim daha iyisini yapabileceğimizi düşünüyorum.

Hayalim bir üniversitemizde Sürdürülebilir Yaşam Mühendisliği Bölümünün açılması.  Bizlerin on yıllar süren deneme-yanılma, araştırma, okuma öğrenme süresini dört-beş yıla indirecek, 17-18 yaşında başlayan, mezun olduklarında bedensel güçlerinin en üst seviyesinde olan Sürdürelebilir Yaşam Mühendislerimizin olmasını hayal ediyorum. Dünyada Sürdürülebilir Yaşam Mühendistliği Bölümü henüz yok, en yakın benzeri benim öğrencisi olduğum Ekoköy Dizayn Eğitimi.       

Sürdürülebilir Yaşam Mühendisliği (SYM) Ders Programı...
Turizm ve Otel İşletmeciliği mezunuyum. Bölümümde ilk iki sene restoran yönetimi, servis hizmetleri, mutfak yönetimi, beslenme, sanitasyon, oda hizmetleri gibi uygulama yönü fazla olan dersler vardı. Üçüncü ve dördüncü senelerde ise iş idaresi, maliyet hesabı, ileri muhasebe gibi teorik yanı fazla olan dersler vardı. Sürdürülebilir Yaşam Mühendisliği (SYM) ders programı içinde aynı uygulamayı düşünüyorum.

İlk iki-üç sene uygulama ağırlıklı dersler olmalı. 
  • Bitki ve ağaç yetiştirme ve bakımı (Hububat, sebze, baharat, meyve ve yemiş ağaçlarının yetiştirilmesi, bakımı ve hasadı)
  • İnşaat becerileri (Duvar örme, sıva yapma, demircilik, boya ve tadilat işleri, tesisat döşemesi)
  • Küçükbaş hayvancılık, arıcılık, kümes hayvanları, evcil hayvan bakımı   
  • Acil tıbbi müdahele yapabilecek tıbbi beceri, (Zehirlenme, kanamalı duruma müdahale, enjeksiyon yapabilme, ilk yardım)  
  • Gıda saklama ve üretme yöntemleri (Konserve, gıda kurutma, peynir yapımı, doğal maya üretimi ve ekmek yapımı)
  • Marangozluk
  • Kaynakçılık
  • Basit makinelerin çalışma prensipleri (Pres, değirmen yapımı)
  • Damıtma ve ayrıştırma sistemleri (Deniz suyu, akarsu, gölden içilebilir su elde etme, bitki ve çiçeklerin esanslarını çıkarma)    
  • Temel Kimya (Sabun ve diğer temizlik malzemelerinin yapımı)   
Temel beceri bilgilerinden sonra üç ve/veya dördüncü yılda şu anda almakta olduğum eğitimin benzeri bir eğitim olmalı.
  • Ekonomi
  • Ekoloji
  • Sosyoloji
  • Dünya ve çevre
  • İnanç ve ruhsal gelişim.
Yukarıdaki ders programı SYM bölümünün ana çerçevesi sayılabilir. Temel dersler farklı mühendislik fakültelerinde, farklı bölümlerde öğretiliyor hali hazırda. SYM bölümü için eğitmen ve ders içeriği temin etmek zor olmayacaktır.
Kas Hafızası...
SYM eğitimi kendine yeten sürdürülebilir yaşam için hayati olan fakat kent yaşamının bize unutturduğu becerileri yeniden kazanmamızı sağlayacak.

Sınırlı süre televizyon izlerim. Bu aralar, Youtube'da gezinirken, göz ucu ile izlediğim bir yarışma var. Evli, nişanlı çiftler bazı oyun ve becerileri eşlerinin kaç kez yapabilecekleri üzerine iddiada bulunuyorlar. 25-45 yaş arasında insanlar çivi çakamıyor, testere ile tahta, balta ile odun kesemiyor , bir şeyi isabetli bir yere fırlatamıyor, soğan rendeleyemiyor. Yarışmayı keyifli kılmak adına "beceriksiz" kişileri yarışmacı olarak seçtikleri muhakkak ama SYM de temel ders olarak uygulamalı öğretilecek birçok konuyu kent hayatı bize unutturdu.
  
Sürdürülebilir yaşam için esas olan bir çok beceriyi "Kas Hafızamız" sahip olamadı. Kas hafızası nedir? sorusunun en basit cevabını aşağıdaki deneme ile anlatayım. 

Çok basit ve ve beş yaşından beri çok iyi bildiğim bir şey yaptım. Adımı Soyadımı yazdım.

Ve Fakat sol elimle yazdım. Yapabilmek için gerekli olan her bilgi beynimde vardı ancak sol elim ile yavaş yavaş ve zor yazabildim adımı soyadımı. Çünkü sol elimin kas hafızası harfleri nasıl yapacağını bilmiyordu. Aynı şekilde sağ ayağım ile topa nasıl ve hangi şiddette vuracağımı bilmeme ve isabetli şutlar atabilmeme rağmen aynı şeyi sol ayağıma yaptıramam gibi. Kentli olmak kas hafızamıza yaşamsal becerileri kazandırmıyor.

Şehir dışında küçük bahçeli bir evde yaşıyorum. Bahçede ardiye ve eğitim odası olarak kullandığım bir odam var. Fırsat buldukça ve evde yapabileceğimi düşündüğüm projeler bulduğumda becerilerimi ilerletmek için ahşap ile çalışıyorum. Ahşap saksı, sandık seralar ve ahşap pres marangozluk öğrenmek adına denediğim projelerdi. Ahşap pres ile zeytinyağı sıkabilmek keyifli bir deneyimdi. İyi kötü ahşap ile çalışmayı öğrendim. Mevcut ekipmanlarım ile daha ileri düzeyde marangozluk işlerini yapamıyorum yanda resmi görülen gönye kesim makinası ve tezgahına ihtiyacım var. Tabii marangozluk işlerini deneme yanılma yöntemi ile öğrenmeye çalışmak pek sağlıklı bir öğrenme yolu değil. İşin püf noktaları için yine Youtube'a başvurmam gerekecek sanırım. Yeri gelmişken yazayım: Günümüzde Youtube'u eğitim amacıyla kullanamayan, nasıl kullanacağını bilmeyenlerin fark yaratacak başarılar sağlaması zor. Öğrenmek istediğiniz hemen herşey Youtube'da detaylı anlatımları ile yer alıyor. Tabii İngilizce bilgisi Youtube için çok önemli. SYM'de Youtube'u doğru kullanmayı öğretmek de yer almalı.

Marangozluk dışında metal ve metal profiller ile çalışmayı ve kaynak yapmayı da öğrenmek istiyorum.      

SYM'nin Denkliği Nedir?
SYM fikrini anlattığım bir arkadaşım:
- Diyelim ki böyle bir bölüm açıldı, denkliği ne olacak bu bölümün? diye sordu.
Girişimcilik seminerinde izlediğim Özyeğin Üniversitesi Rektörü Erhan Erkut'un Girişimcilik Bölümünü açarken yaşadıklarını anlattığı anıyı anlattım arkadaşıma.
Özyeğin Üniversitesin'de Girişimcilik Bölümünün denkliği için YÖK ile görüşmüşler. YÖK yetkilileri, bu bölüm mezunları kamu sektörlerinden birinde bir işe başvuracak olursa biz bunları ne mezunu diye düşüneceğiz? diye sormuşlar. Bu soruya Erhan Bey, "Merak etmeyin, biz bu bölüm mezunlarını kamuda işe başvurmasınlar diye yetiştiriyoruz" demiş.
Özyeğin Üniversitesi Girişimcilik Bölümünün denkliği nedir bilmiyorum. Bir denkliği olduğu kesin. Benzer şekilde SYM'nin de bir denkliği bulunacaktır.
Önemli olan SYM mezunlarının denklik kaygısı taşıyacak bir işe başvurmayacak olmaları.

Peki SYM eğitiminin bir lisans diploması ile belgelenmesi zorunlu mu? Eğitim aldığım Gaia Education bir üniversite değil, bir vakıf. Sürdürülebilir yaşamın önemini anlamış bir vakıf tarafından desteklenen ve eğitim sonunda bir sertifika verilen bir eğitim neden kurulmasın?          
İlk Olma Fırsatı
Çok ütopik görünüyor olabilir ama yukarıdaki müfredatı zaman içinde öğreniyor ve uyguluyor ekoköy kurucuları ve yaşayanları. Temel soru neden bu bilgi ve deneyim işi eğitim vermek olan bir yerde verilmesin. Deneme-yanılma ile öğrenmek uzun süren ve zahmetli bir süreç, hızlı ve çok sayıda ekoköylerin oluşması için SYM'lere ihtiyacımız var.

Sürdürülebilir Yaşam Mühendisliği Bölümünün açılması için özel üniversiteler ve vakıflar ile yakın zamanda iletişime geçeceğim. SYM Bölümü açılırsa 80'li yaşlarımda (Bill Mollison gibi) bile yapabileceğim bir işim de olur. Açılacak SYM bölümünde araştırma görevlisi ve eğitmen olmaya hazırım. İyi bir araştırma görevlisi ve eğitmen olacağımı garanti ediyorum.  

05-Kasım-2012 NOTU: Sürdürülebilir Yaşam Mühendisliği Bölümünün ütopik bir hayal değil ARTIK bir zorunluluk olduğu konusundaki yazıma bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

Perşembe, Ekim 18, 2012

Ekoköyler Nedir? Örnek Ekoköyler, Örnek Alternatif Yaşam Modelleri

El kadar kitap. Bir günde rahatlıkla bitirilecek kadar ince. Bu ince hali ile bile örnek olacak çok uygulama ve yaşam biçimini etkileyici biçimde anlatıyor.   İçerisinde anlatılan ekoköyleri, uygulamaları, verilen genel ağ bağlantı adreslerini derinlemesine incelerseniz binlerce sayfalık bilgiye ulaşmak mümkün.

Ekoköyler hakkında kısa ve çarpıcı bilgileri kitaptan birkaç alıntı ile vereyim. (Bir tüyo: Siz de benim gibi okuduğunuz kitapta beğendiğiniz yerlerin altını çiziyorsanız 8B cinsi kurşun kalem kullanın. Çok kolay yazılıyor ve kolay siliniyor, çok yumuşak uçlu bir kurşun kalem.) 

Bölüm 5, sayfa 103 : Ekoköyler gönüllü sadeliğin ve kendine yeterliliğin canlı temsilcileridir.

Bölüm 1, sayfa 23:


Bölüm 2, sayfa 29:


Bölüm 2, sayfa 42 


Bölüm 4, sayfa 98



Ekoköyler kitabında beni etkileyen iki başlıktan, Gaia Education ve Ithaca Ekoköyünden, incelemeye başladım. Gaia Education araştırırken, Ekoköy Dizayn Eğitimi başlıklı yazımda anlattığım süreç sonucu yeniden üniversiteli oldum. İlk online dersi dün aldım. Bu konu ayrı bir yazı konusu olduğu için şimdilik detayları vermiyorum.  

Ekoköyler kitabından Ithaca hakkında yaptığım alıntıyı yukarıya eklemiştim.

Ithaca Ekoköyünün web sitesini inceledim ve Ithaca hakkında okumam gereken yüzlerce sayfalık belgeyi web sitesinden indirdim.

Ithaca'yı Alternatif Yaşam'a çok yakın buldum. Kolaylıkla tekrarlanabilir, deneysel bir yaşam modeli oluşturma çabası içindeler. Yerleşimleri kentte. Ithaca'da yaşıyanlar kentte doğmuş, büyümüş ve hala kentte yaşayan insanlar. Ithaca kent içinde kırsal ekoköy olmayı başarabilmiş bir yapı.  
Yanda resmi olan Ecovillage at Ithaca kitabını satın aldım. Hangi zamanda okuyacağım bilmiyorum ama kitabı okuduktan sonra Ithaca hakkında yazacak çok şey çıkacaktır.



Cumartesi, Ekim 13, 2012

Trombe Duvarı, Güneş ile Isınma, Güneş Panelleri Uygulamaları

Bir süredir New York'taki Ithaca Ekoköy'ünü inceliyorum. Detaylı bir yazıyı yakında yayınlayacağım. İngilizce bilenler bu linkten Ithaca ekoköyü hakkında bilgilere ulaşabilirler. 

Ekrandan uzun yazıları okumayı sevmediğimden olsa gerek Alternatif Yaşam Planlamasındaki yazılarımı kısa tutmaya çalışıyorum. Ve fakat bu yazı size tüm hikayeyi anlatabilmem adına uzun olacak. 

Trombe Duvarını ilk Çelik Erengezgin'in yazılarında okumuş ve çok etkilenmiştim. Küçük Evim blogunda da Trombe duvarı ve güneşle ısınma hakkında çok faydalı yazılar okumuştum. Küçük Evim blogu yazarı Zeynep Hanımın hoşgörüsüne sığınarak bu yazıda çok aydınlatıcı olacağını düşündüğüm iki yazısını kullanacağım. 

Küçük Evim'den aşağıya alıntıladığım Güneş Mimarisi başlıklı yazı ile başlayayım.

Güneş mimarisi, bir evi güneşten en iyi şekilde faydalanacak şekilde planlamayı öneriyor.
Güneş evlerinde, güney cepheler bol camlı ve batı/ doğu cephesine göre geniş planlanıyor. Böylece kışın doğudan batıya doğru güney tarafına yatık ilerleyen güneş tüm gün evin içini ısıtıyor. Yazın güneş kışa göre daha dik geçtiği için çatı ve saçakları, evin aşırı güneş altında kalmasını engelleyebiliyor. Bu kadar basit!
Güneşin bu nimetlerinden faydayı güçlendirmek için, evin içinde doğrudan güneş alan yerlerde taş, tuğla veya beton gibi ısıl kütleler (ısı depolayabilen kütleler) bulundurarak, bunların gündüz kazandıkları ısıyı, gece geri bırakmaları ve ev içi ısıyı dengelemeleri sağlanıyor.
Bu şekilde evin güneyden güneşlenmesini sağlamak, güneşten doğrudan faydalanmanın en basit ve bilinen yolu.
Güneşten yine pasif (yani elektriğe çevirmeden) ancak dolaylı faydalanmanın bir yolu ise, evin güney cephesi önünde, duvar boyu ve yüksekliğince dar bir camekan sera yapmak. Bu sera ile duvar arasında ısınan havayı, duvarın yukarısında bırakılan deliklerden içeri almak ve duvarın aşağısında bırakılan deliklerden de evin içinden soğuk hava akımını sağlamak. Bu şekilde güneş olduğu sürece evin içine sıcak, evden dışarı soğuk havayı döndürerek hem havalandırma hem de ısınma sağlanabiliyor. Camekan arkasındaki duvar, taş, dolu tuğla veya beton gibi bir ısıl kütle olursa gündüz depoladığı ısıyı gece salarak kalorifer görevine devam ediyor.
Bu yöntemde inşaa edilen camlı duvarlara, 1970’lerdeki ilk uygulayıcısı olan Fransız Mimar Felix Trombe’un adı verilmiş. 90’larda unutulan Trombe duvarlar, 2000’li yıllarda tekrar revaçta.
Evinizde doğrudan güneş ısısından mı, yoksa trombe duvarlı ısınmadan mı faydalanmayı tercih edeceğiniz, bölgenizin güneşlenme oranına göre değişebilir. Kışın bol güneşli ancak soğuk olan yerlerde (Kayseri, Van gibi ) Trombe duvarı etkin olabilir.

Küçük Evim'den alıntı yapacağım ikinci yazı Güneşle Isınma başlıklı yazı.

Güneş mimarisi başlığı altında, güney cephede geniş cam alanları, trombe duvarı gibi basit yöntemlerle evinizde güneş ısısından faydalanmanın yollarına değinmiştim. Güneşten pasif olarak (yani elektriğe çevirmeden) faydalanmanın bir yolu da “güneş duvarları”; güneş şöminesi (solar chimney) de deniyor.
Güneş altında bırakılan bir metalin ve arkasında kalan havanın sıcacık olduğunu farketmişsinizdir. Güneş duvarında, delikli metal paneller, alttan-yandan-üstten kapalı olarak evinizin güney cephe duvarına dışardan yerleştiriliyor. Deliklerden giren hava, plaka ve duvar arkasında kalan 20 cm boşlukta ısınarak duvar boyunca yükseliyor ve havalandırma borusu aracılıyla evin içine yönlendiriliyor. Kış güneşinizle ve panellerinizle doğru orantılı olarak, takdire şayan bir oranda bu yolla ısınabilirsiniz.
Yazın ne mi oluyor? Havalandırma borularının eve girişi kapanıyor, bunun yanında plakaların üzerindeki kapakçıklar açılıyor ve ısınan hava doğrudan yukarıdan dışarı bırakılıyor. Çok akıllıca ve çok basit değil mi?
Bir konu aklıma geliyor, yazın panellerin arkasında kalan duvarın ısınmasını önlemek için duvarla panel arasında ısı yalıtımı kaçınılmaz sanırım. Mantar yalıtımı burada da kullanabilirsiniz. Ancak yalıtım yaptığınız durumda, kışın panelin arkasında kalan duvarın ısınma avantajını kullanamayacağınızı da unutmayın.
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Trombe duvarı hakkında bilgimiz olduğuna göre yeniden Ithaca Eköyüne dönebiliriz. Ithaca Ekoköyündeki evlerde de Trombe duvarı kullanılıyor. Yaz aylarında Trombe duvarımı pasif hale getirmek için çok zekice, kolay ve faydalı bir çözüm bulmuşlar. 
Trombe duvarının cam bölümün dışına bir asma dikmişler. Asma kış aylarında yapraksız ve birkaç ana dal bırakılacak şekilde budanıyor. Asma, yukarıda solda, evin içinden çekilen resimde göründüğü gibi, güneş ışığının gelmesini engellemiyor. Yaz aylarında büyüyen asma ve açan yapraklarla cam bölümün üzeri örtülüyor ve camların ısınmasını engelliyor. İşte doğayı kullanmak, çözüm yaratmak bu :) 

Bu konu hakkında planladığım yazı bu kadardı. Küçük Evim blogunda Güneşle Isınmak yazısının "yorum" bölümüne yanlışlıkla tıklayınca bu yazı aşağıdaki tamamlayıcı bilgiler ile uzamış oldu.
Trombe Duvarını panel olarak evinize eklemeniz mümkün. Güneş paneli üretip, montajını yapan firmalar mevcut. Güneş panelinin temel çalışma şemasına bu linkten ulaşabilirsiniz.

Örnek olması için Kanadalı bir üreticiye ait ürünün teknik bilgilerine ve ürünün fiyatına bu linkten ulaşabilirsiniz. Üretici firmanın tanıtım videosunu bu linkten izleyebilirsiniz.  Videoda anlatılanları (ürünün çalışma prensibini) kısaca özetlersem. Paneli duvarınıza yada çatınıza yerleştiriyorsunuz. Paneli dikey yada yatay yerleştirmek mümkün. Güneşli bir günde panel ısındığında ve belirlenen ısıyı geçtiğinde panelde yer alan ve güneş enerjisi ile çalışan fanlar ısınan havayı çıkış deliklerinden eve veriyor. Bu sistem mevcut ısıtma sisteminize ek olarak kullanılıyor, kendi başına bir ısıtma sistemi değil. Akşam, sistem ısı üretmiyor.
Danimarka'lı bir üreticiye ait panelleri Türkiye'ye ithal eden bir firma buldum, detay hakkında mesaj yazdım ama henüz cevap almadım.
Panellerin uygulamalarını aşağıdaki resimde görebilirsiniz.
Bir Türk olarak akla ilk "Bu paneller ne kadar verimli ve ne kadar sürede kendini kurtarır sorusu geliyor?" Bu konuda bolca teknik çarpma, bölmenin olduğu hesaplamalar yapılabilir. Ancak ben kısa yoldan gitmeyi tercih ediyorum. Elin güneş görmez Danimarka'sında ve Kanada'sında bu paneller satılıyorsa, İzmir'de kullanmak kesin verimli olur ve verdiğin paraya değer.

Bir Türk olarak akla ikinci olarak: "Bu ürün yapılması zor bir şeye benzemiyor, biz bunu kendimiz yapamaz mıyız?" sorusu geliyor. Youtube Solar Heater, Hot Air Collector, Solar Panel gibi arama kelimeleri ile birçok videoya ulaşmak mümkün. Ben epeyce video izledim. En keyif aldığım ev yapımı güneş paneli videosuna bu linkten ulaşabilirsiniz. Bu videoda panelin içinin nasıl yapılabileceğini öğreniyorsunuz. Bir başka videoda yapılan panelin eve ve dış duvara nasıl monte edildiği anlatılıyor. Montaj ile ilgili videoya bu linkten ulaşabilirsiniz. Son olarak en basit öğrenci uygulamasını bu linkten izleyebilirsiniz.

Bir Türk olarak akla üçüncü olarak: "Eee bunu neden kimse henüz Türkiye'de yapmıyor? bari ben yapıp satayım, köşe olayım." cümlesi geliyor.
Türkiye'de hazır halde panel yapan var mı henüz araştırmadım. Ama biliyorum ki bu yazıyı okuyan ve güneş enerjisi işinde olan biri bu panelleri yapmayı ve satmayı düşünecektir.  

Perşembe, Ekim 11, 2012

Ekoköy Dizayn Eğitimi (EDE) - Gaia Education

Gaia Education sayfasını bugün inceldim ve Ekoköy Dizayn Eğitiminin (Ecovillage Design Education) başlamak üzere olduğunu sevinerek gördüm. Eğitim hakkında detaylı bilgiye ve kayıt işlemlerine bu linkten ulaşabilirsiniz. 
Eğitim 4 ayrı başlıkta veriliyor.
  1. Sosyal Dizayn Eğitimi
  2. Ekonomik Dizayn Eğitimi 
  3. Ekolojik Dizayn Eğitimi
  4. Dünya Bakışı  
Tüm başlıkların yer aldığı eğitime katılmak 1.100 Pound. İsterseniz eğitim başlıklarını tek tek de alabiliyorsunuz. Her başlık için bedel 300 Pound.
2012-2013 Eğitim programını aşağıda bulabilirsiniz.
Eğitim ve kayıt bilgilerinde eksik bulduğum birkaç soruyu ilgili adrese mesajla sordum. Yarım saat geçmeden cevap verdiler. 
Tüm eğitimleri alır, sınavları geçer ve proje grubunda yer alırsanız eğitim sonunda diploma verilmekte. Eğitimleri tek tek almanız halinde bir katılım belgesi veriliyor. Eğitimler bilgisayar üzerinden erişilecek size özel kullanıcı adı ve şifresi ile yapılmakta. Canlı bağlantı ile ders anlatımı, sohbet şeklinde ders yapısı bulunmuyor.
Ben 2012-2013 ilk dönem için Ekolojik Dizayn dersini almayı, ikinci dönem Ekonomik Dizayn dersini almayı planlamıştım ama tüm programı almayacağım için diploma alamayacaktım. Kalan dersleri gelecek sene alırsam ve tüm eğitim programını tamamlarsam diploma alıp alamayacağımı sordum. Eğitimleri iki seneye yayabileceğimi ve sonunda proje grubunda yer alamam durumunda diploma verileceğini belirttiler. 

Ekoloji Dizaynı dersi için hemen başvuru formunu doldurdum ve cevap bekliyorum. Kayıt süresi geçmiş ama henüz dersler başlamadığı için programa dahil olabilirim diye umuyorum. 

Siz de böyle bir eğitime katılmayı düşünürseniz, Gaia Education'ı araştırıp, bu konudaki öncülüğünü gördükten sonra hızlı karar vererek kayıt olmayı düşünebilirsiniz. 

12 - EKİM - 2012 NOTU : Ekoloji dersine başvurum kabul edildi, havaleyi bugün yaptım. Yeniden öğrencilik günlerime dönüyorum. Başvuru onay mesajında haftada ortalama 12,5 saatimi eğitim sitesinde geçirmem gerektiği yazıyordu. Epey yoğun bir eğitim dönemi beni bekliyor, öğreneceklerim için şimdiden heyecanlanıyorum.

Çarşamba, Eylül 12, 2012

Güneş Başkenti - Freiburg



İzTV'de "Çoşkun Aral ile Avrupa Notları" belgeselinin bir bölümü Freiburg'a ayrılmış. İzTV'yi Digiturk üzerinden izlemek mümkün. Güneş Başkenti Freiburg belgeselinin yayın saatlerini aşağıya ekliyorum.   

Güneş Başkenti Freiburg

Yayın Saatleri
04.09.2012 – 16:10
11.09.2012 – 20:55
15.09.2012 – 12:15

Bu ay yayınlanan ilk iki gösterimi kaçırdık, 15 Eylül'de yayınlanacak bölümü merakla bekliyorum.
Belgesel hakkında İzTV Blogunda 3 yazıyı okumak mümkün.

Temiz Enerjinin Başkenti Freiburg
Freiburg'a Hoşgeldiniz
Freiburg Devam

Başlıklı yazıları yukarıdaki linklerine tıklayarak okuyabilirsiniz. Bu yazılardan küçük ama çarpıcı bir bölümü aşağıya ekliyorum.

Freiburg yılda kaç saat güneş alır araştırmadım ama Türkiye'deki birçok ilden daha az saat güneş aldığını düşünmem yanlış olmaz sanırım. Belirttiğim bu çıkış noktasından ilerleyerek sayfalarca yazılabilir ama fazla yorum yapmama gerek yok diye düşünüyorum. 15 Eylül'de belgeseli izleyelim yeterli.   

----------------------------------------------------------------------------------------------------
- Alıntıdır -

1970 yılında Almanya hükümeti (o zamanki adıyla Batı ya da Federal Almanya) 17 tane yeni nükleer santral kurma kararı almıştı. Bunlardan biri de hemen Freiburg’un 30 km. ilerisinde bulunan Wyhl kasabasında bulunuyordu. Ancak Freiburg halkı bu karara çok büyük bir tepki göstererek, on binlerce kişinin katılımıyla santral inşaatını bastı. Çünkü hemen Fransa sınırında bulunan bu küçük şehir 2. Dünya Savaşı’nda büyük bir yıkım yaşamıştı. Şehir merkezinde bulunan gotik kilisesi hariç tüm şehir yerle bir olmuştu. Büyük bir çabayla yeniden kurdukları şehirlerinin yakınında, her zaman potansiyel büyük bir tehlike olan, nükleer santral yapılmasını istemiyorlardı. Alman hükümeti bu büyük direniş karşısında geri adım atarak Nükleer santral yapımını durdurdu. İşte bu direniş, Avrupa’da gerçek anlamda çevreci hareketin başlangıcı kabul edilir. Freiburg da bu tarihten sonra ”sürdürülebilir şehir” olma sürecini gerçek anlamda başlatmış oldu.

1986 yılında Çernobil felaketinden sonra ise Freiburg Belediye Meclisi, nükleer santral tehdidine karşı alternatif enerjilere yönelme kararı aldı ve ilk kez yerel enerji planını ortaya koydu.

GÜNEŞ ENERJİSİ

Freiburg’a Avrupa’nın ”güneş şehri” denmesinin sebebi, şehrin neredeyse her boş alanının güneş panelleriyle kaplanmış olması.

1972 yılındaki Whyl direnişine de katılmış olan ünlü mimar Rolf Dish, tüm enerji tüketiminin % 40′ının sebebi olan binaların çatılarını güneş panelleriyle kaplayarak yepyeni bir mimari anlayışı ortaya koydu.

‘‘Plus Enerji Evleri” adını verdiği bu evleri sayesinde ev başına yıllık yaklaşık 3 bin euro tasarruf sağlandı. Sıfır karbon salınımının hedeflendiği bu evlerde kullanılan malzemeler de doğaya zarar vermeyen malzemelerden seçildi.

”Pasif Enerji Evleri” nin ana mantığı ise ısıtmaya hiç ihtiyaç duymaması. Oldukça iyi yalıtım sistemi kullanılarak diğer evlere oranla % 90 ısı yalıtımı sağlanmış. Evde yaşayan kişilerin ve elektrikli ev aletlerinin ortaya koyduğu ısının dışarı gitmesi de engellenerek, kendi kendini ısıtan evler yaratıldı.

---------------------------------------------------------------------------------------------------

Salı, Temmuz 03, 2012

Sinek Sekiz Yayınevi Kitapları

Bugün sizlere Sinek Sekiz ağ günlüğü ve Sinek Sekiz Yayınevi kitapları hakkında bilgi vereceğim.

Sinek Sekiz'e ağ günlüğüne Bağlantılar bölümünden ulaşabilirsiniz. Sinek Sekiz Yayınevinden çıkan Permakültüre Giriş kitabı ile ilgili yazıyı 2011 yılında yayınlamıştım.  Bu kitap başlı başına bir temel eser niteliğinde ve mutlaka okunmalı.  

Bir süredir Sinek Sekiz Yayınevini takip edemiyordum. Bugün web sitelerini ziyaret edince fark ettim ki üzerinde çalıştıkları kitapların birçoğunu yayınlamışlar.

Sinek Sekiz kitaplarına ulaşabileceğiniz kitapevlerini ve internet sitelerini Sinek Sekiz web sitesinde bulabilirsiniz. 

Ben Pandora Kitapevinin internet sitesinden tüm kitapları sipariş ettim. Permakültüre Giriş kitabını bir arkadaşıma hediye etmek için ikinci kez aldım.   

"Yayınevi Arama" bölümünden Sinek Sekiz araması yaparsanız tüm kitaplara ulaşmanız mümkün.




Sinek Sekiz Yayınevi kitaplarını okumanızı tavsiye ederim.

Emeğinize, bilginize ve elinize sağlık Sinek Sekiz.

   

Cumartesi, Ocak 30, 2010

TRT 2 - Bir Şey Yapmalı - Marmariç Ziyareti

Ocak 2010 TRT2 Bir Şey Yapmalı! programında Marmariç Köyü ve permakültür çalışmaları yayınlanmış. Ben programı seyredememiştim.

Marmariç'te neler yapılıyor ve permakültür nedir konularında kısa program süresinde elden geldiğince bilgi verilmiş.

Programı kaçıranlar Marmariç Sayfalarından izleyebilirler.

Değişim ve paylaşım süreci arttıkça gelişim de hızla artacak.

Önümüzdeki günlerde Marmariç ziyareti planlıyorum.

Salı, Aralık 15, 2009

Zeitgeist Orientation Movie



Geçen gece geç saatlerde google video da gezinirken Zeitgeist Orientation Movie sunumunu buldum. Birbuçuk saatlik bu sunumun ilk yarım saatini heyecanla izleyip, ara verdim. Ertesi gün konuştuğum arkadaşlarıma Zietgeist Movie'den bahsedince fark ettim ki Zeitgeist Hareketini bilmeyen bir ben kalmışım.

Birbuçuk saat süren ve sürekli bilgi bombardımanı altındaki sunumu aralıksız izlemek dikkati toplamakta biraz sorun yaratıyor. Sunumun büyük bölümüne (özellikle Para Sistemi üzerine anlattıklarına) katılmakla birlikte sonuç bölümünün ütopik olduğunu düşünüyorum.

Sunumdan bir kaç ilginç notu aşağıya ekliyorum.

* Mal ve hizmetlerin satın alınması, tüm sistemin sürmesini sağlayan yegane şeydir.

* Tüm ekonominin dönmesini sağlayan sürekli ya da döngüsel bir tüketime ihtiyaç vardır. Gün gelir tüketim durursa tüm sistem çöker.

* Belirli bir süre sonra bozulması için üretilen mallar, tüketim sisteminin devamını sağlıyor. Oysa bir insan ömrü boyunca sorunsuz çalışabilecek makinalar üretmek mümkün.

* Kar ve para kazanma dürtüsü olmasaydı hiç kimsenin hiç birşey üretmeyeceği düşüncesi bir yanılgıdır.

* Amerikan hükümetinin toplam borcu ile tüm Amerikan vatandaşlarının özel borçlarının toplamı 2007 yılında yaklaşık 53 trilyon dolar, Amerikan hükümetinin 2007 bütçesi 12 trilyon dolar, Gayri safi yurtiçi hasılası 14 trilyon dolar.

* 1949 yılında pamuk hasadının %6 sı makineler tarafından yapılıyor.
1972 de bu rakam %100 e ulaştı.

* 1860 da Amerikan halkının %60 ı tarımda çalışıyordu, 2009 da bu rakam %3 ün altına indi.

* 1950 de üretim sektöründe çalışan sayısı % 33 iken, 2002 de %10.

* Amerika'da çelik üretimi 1982 den 2002 e 77 milyon tondan 120 milyon tona çıkmış. Çalışan sayısı 289.000 den 74.000 e düşmüş.

Peki çalışan bu insanlar nereye gitti?
1950 de servis sektöründe çalışan %59, 2002 de %82

* 1983 ten 1993 e bankalar banka memurlarının %37 sini işten çıkardı. 2000 yılında %90 ATM ler veya otomatik sekreterler ile işlem yapmışlar.

Gelecekde bu işsiz ordusunu işsizlikten kurtaracak yeni sektör nerede?
YOK

* Günümüzdeki işlerin birçoğu mevcut tüketimsel sistemi devam ettirmekten başka bir işe yaramadığı görülüyor.

* Doğa Kanunu Bir: Her insan yeterli besin, temiz hava ve temiz suya ihtiyaç duyar. Bu nedenle ortak yaşamla ilgili çevresel süreçlere saygı gerekir.

Çarşamba, Temmuz 29, 2009

Güneşköy

Güneşköy web sitesinden aldığım Güneşköy Kooperatifi ile ilgili Genel Bilgi yazısını aşağıya kopyalıyorum.

Güneşköy web sayfalarını ziyaret etmenizi tavsiye ederim.

- - - -
Güneşköy Kooperatifi 21 Eylül 2000 tarihinde Ankara'da kurulmuştur. Güneşköy'ün Kırıkkale İli, Yahşihan İlçesi, Hisarköy'de 84 dekar arazisi bulunur. Üye sayısı 9'dur. Güneşköy Avrupa Ekoköyler Ağı (GEN-Europe) üyesidir. Kar amacı gütmez. Kırsal kesimde doğa ile uyumlu ve sürdürülebilir yaşam deneyimleri geliştirmeyi ve bunları paylaşmayı hedefler:

Güneşköy'ün çalışma alanları:

Ekolojik tarım yapar ve yaygınlaştırır, yerli tohum kullanır ve paylaşılmasını sağlar.
Yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılması için çalışmalar yapar.
Doğa ile uyumlu ve ekolojik mimari tasarım ve uygulamalar yapar.
Ekolojik ulaşım sistemlerinin geliştirilmesi için çalışır.
Bozulan doğal yapıların onarılması için çalışır.
Bozulan doğal dengelerin yeniden kurulması için gerekli çalışmaları yapar.
Geri kazanım sistemleri geliştirerek kaynakların verimli kullanımı için çalışır.
- - -

Güneşköy sayfalarında gezinirken Saman Ev/Mandala Binası linkini fark ettim. Saman evin yapım aşamaları, hesaplamalar, yapım maliyeti hepsi linkte verilmiş. Saman Balyasından evler konusunda ilk bilgiyi Ingiltere'de yaşayan okurumuz Fatma Hanımdan almıştım. O günden beri Saman Balyasından Evler konusunda epey araştırma yaptım. Ve fakat bir türlü konu hakkında bir çeviri yapamadım. "Straw bale house" arama kelimeleri ile arama yaptığınızda konu hakkında birçok kitabın, videonun, mimari projenin olduğunu görebilirsiniz. İmece Evini ziyaretim sırasında saman balyasından ev yapım aşamasındaydı.

Saman Balyasından ev yapımı Türkiye'de neden yaygın değildir? başlı başına bir araştırma konusu olabilir.

Çarşamba, Haziran 10, 2009

Özel Ağaçlandırma Çalışmaları

Uzun zamandır ertelediğim bir bilgiyi, yapılan yorumlar ve gelen sorular çerçevesinde paylaşmak istiyorum.

Arama motorlarından herhangi birine "özel ağaçlandırma çalışmaları" yazarsanız İl Çevre Orman Müdürlükleri sayfalarında Özel Ağaçlandırma Çalışmaları ve Genel Esaslarını bulabilirsiniz.

Özel Ağaçlandırma Çalışmaları ve Genel Esaslarını aşağıya kopyalıyorum.

- - - -

ÖZEL AĞAÇLANDIRMA ÇALIŞMALARI VE GENEL ESASLARI

1. ÖZEL AĞAÇLANDIRMANIN TANIMI
2. ÖZEL AĞAÇLANDIRMANIN AMACI
3. ÖZEL AĞAÇLANDIRMANIN YASAL DAYANAĞI
4. ÖZEL AĞAÇLANDIRMANIN GELİŞİMİ
5. ÖZEL AĞAÇLANDIRMAYA KONU EDİLEBİLEN VE EDİLEMEYEN SAHALAR
6. SAHA BÜYÜKLÜKLERİ
7. ÖZEL AĞAÇLANDIRMA BAŞVURUSU
8. PROJELENDİRME
9. ORMANLIK ALANLARDA İZİN ÖNCELİĞİ
10. ÖZEL AĞAÇLANDIRMA ÇALIŞMALARINDA KULLANILABİLECEK TÜRLER
11. ÖZEL AĞAÇLANDIRMA SAHALARINDA YAPILAŞMA
12. ELDE EDİLECEK ÜRÜNÜN DEĞERLENDİRİLMESİ
13. AĞAÇLANDIRMA SAHALARININ TABİ OLACAĞI HÜKÜMLER
14. ÖZEL AĞAÇLANDIRMA SAHALARINDA DEVİR
15. ÖZEL FİDANLIKLAR
16. HİBE VE KREDİLENDİRME
17. KREDİ VERİLEN İŞ GRUPLARI
18. TAHSİS EDİLEN KREDİ KARŞILIĞI BORÇLANMA
19. KREDİ FAİZ ORANLARI
20. KREDİNİN GERİ DÖNÜŞ ZAMANI

1-) ÖZEL AĞAÇLANDIRMANIN TANIMI
Kamu Kurum ve Kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişiler tarafından orman sınırları içindeki açıklıklarla bozuk orman alanlarında, Hazine arazilerinde, gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyet ve tasarrufu altındaki alanlarda asli ve tali orman ürünü veren bitki türleri ile yapılan ağaçlandırmaya özel ağaçlandırma diyoruz.

2-) ÖZEL AĞAÇLANDIRMANIN AMACI
Kamu Kurum ve Kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişiler tarafından orman sahası içindeki açıklıklarla bozuk orman alanlarında, Hazine arazilerinde, gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyet ve tasarrufundaki alanlarda orman sahasını ve ağaç servetini çoğaltmak, toprak, su ve bitki arasındaki bozulan dengeyi kurmak, çevre değerlerini geliştirmektir.

3-) ÖZEL AĞAÇLANDIRMANIN YASAL DAYANAĞI
6831 Sayılı Orman Kanununun 57, 63’üncü maddeleri ile bu maddelere dayanılarak çıkarılan 09.10.2003 gün ve 25254 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “Ağaçlandırma Yönetmeliği” ve 07.07.2004 gün ve 25515 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “Ağaçlandırma Yönetmeliğinin Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” ayrıca 03.09.2005 gün ve 25925 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “Çevre ve Orman Bakanlığı Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolu Hizmetlerine İlişkin Usul ve Esaslar” dır.

4-) ÖZEL AĞAÇLANDIRMANIN GELİŞİMİ
Yurdumuzda özel ağaçlandırma çalışmaları, 1986 yılında başlayarak mevzuatta yapılan iyileştirmeler sonucu artarak devam etmiştir.1986 yılında 1 adet proje ve 1390 dekar özel ağaçlandırma yapılmışken 19.12.2005 tarihi itibari ile Devlet Ormanlarında, Hazine ve Sahipli arazilerde gerçek ve tüzel kişiler tarafından yapılan özel ağaçlandırma toplam proje sayısı 1460, saha toplamı ise 47500 dekara ulaşmıştır.

5-) ÖZEL AĞAÇLANDIRMAYA KONU EDİLEBİLEN VE EDİLEMEYEN SAHALAR
5.1 – Özel Ağaçlandırma Çalışmaları;
a) Bozuk orman alanları ile orman toprağı (OT) sahalarında,
b) Hazine arazileri ile Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki arazilerde,
c) Gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyet ve tasarrufu altındaki alanlarda,
yapılabilir.
5.2- Özel Ağaçlandırmaya Konu Edilemeyen Yerler:
a) İlan edilen turizm alan ve bölgeleri,
b) Doğal veya tarihi sit alanları,
c) Deniz kıyı kenar çizgisine 2000 metre, tabii göl kıyı kenar çizgisine 500 metreden az mesafede bulunan alanlar,
d) Verimli orman niteliği kazanmış alanlar,
e) Teknik açıdan ağaçlandırmaya uygun olmayan sahalar,
f) Toprak muhafaza karakteri taşıyan muhafaza ormanları,
g) Milli Park alanları,
h) Ulaşım imkanı olmayan alanlar,
ı) Mülkiyet belgesinde mera olarak belirtilen sahalar,
i) Maden arama veya işletme izni devam eden sahalar,
j) Başka kişi ve kuruluşlara tahsisli olan sahalar,
k) 2/B uygulaması ile orman dışına çıkarılan yerler,
h) Çaplı tapu vesikasına ve zilyetliği mahkeme kararına dayanmayan yerler,

6-) SAHA BÜYÜKLÜKLERİ
Özel Ağaçlandırmaya konu sahanın;
a-Ormanlık alanlarda en az 30 dekar,
b-Hazine Arazilerinde en az 20 dekar,
c-Sahipli arazilerde en az 5 dekar,
büyüklüğünde olması gerekmektedir.
Özel Ağaçlandırmaya 1 defada en fazla 3000 dekar saha için izin verilmektedir. Verilen alanda başarılı ağaçlandırma yapıldığı tespiti halinde yeniden Özel Ağaçlandırma izni verilebilir.
Odun hammaddesi işleyerek faaliyetini sürdüren kuruluşların kendi ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla yapacakları özel ağaçlandırmalarda, maden sahalarında ve Devlet ormanlarında fiilen fındık ve çay bahçesi olarak kullanılan yerlerde alt ve üst sınır aranmaz.

7 -) ÖZEL AĞAÇLANDIRMA BAŞVURUSU
a) Devlet ormanlarında;
Gerçek ve tüzel kişiler, özel ağaçlandırma yapmak istedikleri ormanlık alanın koordinatlarını belirten kroki ile birlikte ili, ilçesi, köyü, ve mevkiini belirten dilekçeyi Çevre ve Orman Bakanlığının merkez veya taşra birimlerine başvurabilir.
b) Hazine arazilerinde;
Özel ağaçlandırma yapmak isteyen gerçek ve tüzel kişiler sahanın koordinatlı haritası ile birlikte söz konusu sahanın yer ve mevkiini belirten dilekçe ile birlikte illerde valiliklere, ilçelerde Kaymakamlıklara müracaat edebilirler. Milli Emlak Genel Müdürlüğünce müracaat uygun görülerek 3 ay süreli “ön izin” verilmesi durumunda ön izin yazısı ile birlikte ilgili gerçek ve tüzel kişi orman idaresine başvurur.
c) Sahipli arazilerde;
Gerçek ve tüzel kişilerce yapılacak özel ağaçlandırmalarda, arazi müracaatçıya ait ise sahanın çaplı krokisi, tapu senedi ve dilekçe ile birlikte en yakın orman idaresine, eğer özel ağaçlandırmaya konu saha başka bir şahsa ait ise sahanın koordinatlı krokisi, dilekçe ve kira kontratı (ağacın idare müddeti kadar süreli) ile birlikte en yakın orman idaresine başvurulur.

8-) PROJELENDİRME
100 dekar dan büyük sahalar için Köy Tüzel Kişiliklerinin uygulama projeleri Bakanlığımız taşra teşkilatınca, diğer gerçek ve tüzel kişilerin uygulama projeleri ise Orman Mühendisleri Odasından alınan Serbest Müşavirlik Mühendislik belgesi bulunan serbest orman mühendislerince düzenlenir.
Sahanın 100 dekardan küçük olması durumunda uygulama projesine gerek olmayıp Bakanlıkça düzenlenen ön etüt raporu yeterlidir.
Uygulama projesi tanzim süresi 3 aydır.
Uygulama projeleri Bakanlık Bölge Müdürlüklerince onaylanır. Onaylı projeler saha tahsisi için ormanlık alanlarda Orman Bakanlığına, hazine arazilerinde ise Maliye Bakanlığına iletilir.
Çevre ve Orman Bakanlığınca saha tahsisleri idare müddeti süresince ücretsiz olarak tahsis edilir.
Hazine arazileri ise yine idare müddeti süresince Maliye Bakanlığı tarafından ilgiliye kiraya verilir.

9-) ORMANLIK ALANLARDA İZİN ÖNCELİĞİ
Ağaçlandırma izni verilecek sahalar için birden fazla talep olması halinde öncelik sırasına göre ;
Köy ve Belde Köy Tüzel Kişiliklerine,
Orman Köylerini Kalkındırma Kooperatiflerine,
O yer nüfusuna kayıtlı ve orada ikamet eden kişilere,
Odunu hammadde olarak kullanan en yakın sanayi kuruluşuna,
Diğer Tüzel Kişilere,
izin verilir.

10-) ÖZEL AĞAÇLANDIRMA ÇALIŞMALARINDA KULLANILABİLECEK TÜRLER
10.1- Devlet Ormanlarında;
Kavak, sedir, çam, göknar, kayın, okaliptüs, kızılağaç, meşe, akasya v.b türler ile gelir getirici türlerden olan ceviz, kestane, antepfıstığı, menengiç, sakız, mahlep, hünnap ve harnup türleri.
Asli türün altında alt tür olarak;
Kapari, biberiye, kekik v.b. tıbbi, aromatik ve soğanlı yumrulu bitkilerin yetiştirilmesine izin verilir.
10.2- Hazine ve Sahipli Arazilerde;
Orman sayılan yerlerde kullanılan bütün türlere ek olarak zeytin ile alt tür olarak tıbbi, aromatik, soğanlı ve yumrulu bitkilerin yanında tarım ürünleri yetiştirilmesine izin verilir.

11-) ÖZEL AĞAÇLANDIRMA SAHALARINDA YAPILAŞMA
a-Ormanlık alanlardaki özel ağaçlandırmalarda yapılaşmaya izin verilmez. Ancak bakım ve koruma amaçlı taşınabilir konteynır ve karavan konulmasına izin verilir.
b-Hazine arazilerinde tesis edilen alanının % 0,1 (binde biri), Sahipli arazilerde de % 6’sı kadar alanda koruma ve bakım amaçlı bina yapılabilir.

12-) ELDE EDİLECEK ÜRÜNÜN DEĞERLENDİRİLMESİ
Özel ağaçlandırma sahaları işletme planına göre işletilir. Tesis edilen ormanlardan proje süresi sonuna kadar elde edilecek her türlü ceviz, zeytin, kestane gibi meyveler ile kesim çağında elde edilecek tüm ürünler talep sahibi tarafından hiçbir izne tabii olmadan istenildiği gibi değerlendirilir.

13-) AĞAÇLANDIRMA SAHALARININ TABİ OLACAĞI HÜKÜMLER
Özel ağaçlandırma yolu ile tesis edilen ormanlar 6831 sayılı orman kanunu hükümlerine tabidir. Bu sahalarda ilgili suçlar orman kanunu hükümlerine göre işlem görür. Tesis sahibinin bu ormanlarda izinsiz yapacağı her işlem hakkında 6831 sayılı yasa gereği işlem yapılır.

14-) ÖZEL AĞAÇLANDIRMA SAHALARINDA DEVİR
Arazi hazırlığı ve dikim çalışmaları tamamlanan sahaların izin irtifak hakları üçüncü şahıslara veya ortaklar arasında birbirlerine devredilebilir.

15-) ÖZEL FİDANLIKLAR
a- Hazine arazilerinde ve sahipli arazilerde özel fidanlık kurulabilir.
b- Hazine arazilerinde özel fidanlık kurmak isteyenler İllerde Valiliklere, İlçelerde Kaymakamlıklara başvururlar.
c- Özel fidanlıklara konu olacak sahanın en az 10 dekar olması gerekir.
d- Özel fidanlıklar, serbest orman mühendisi tarafından tanzim edilen özel fidanlık kuruluş raporuna dayanılarak tesis edilir.
e- Kredi talebi halinde; uygulama projesi gideri kadar düşük faizli kredi verilebilir.
f- Özel fidanlıklarda çıplak köklü, tüplü, çok yaşlı, boylu, formlu fidanlar ve süs bitkileri yetiştirilebilir. Fidanlıklarda yetiştirilen fidanların %70’ inin orman ağaç ve ağaççık fidanı olması zorunludur.

16-) HİBE VE KREDİLENDİRME
Özel ağaçlandırma yapmak isteyen;
a- Köy tüzel kişiliklerine hibe verilmektedir.
b- Diğer gerçek ve tüzel kişilere,
c- Belediyelere,
d- Tarımsal kalkınma kooperatiflerine,
e- Köylere hizmet götürme birliklerine,
f- Şirketlere,
g- vakıflara,
h- derneklere,
kredi tahsisi yapılmaktadır.

17- KREDİ VERİLEN İŞ GRUPLARI
Özel ağaçlandırma kapsamında projede belirtilen;
a- arazi hazırlığı,
b- ekim veya dikim,
c- fidan veya tohum bedeli (aşı kalemi),
d- ahşap ihata kazığı ve dikenli tel,
e- üç yıllık bakım,
tutarı kadar hibe yada kredi verilir.
Fidanlıklarda ise ödeneklerin imkan verdiği ölçüde proje bedeli kadar kredi verilebilir.

18- TAHSİS EDİLEN KREDİ KARŞILIĞI BORÇLANMA
a- Hibe yapılan köy tüzel kişilerinden saha tahsisleri yada projelerinin iptal edilmesi durumunda aldıkları hibeyi yasal faizi ile birlikte geri ödeyeceklerine dair taahhütname alınır. Taahhütname için noter onayına gerek yoktur.
b- Kredi tahsis edilen tarımsal kalkınma kooperatifleri, köye hizmet götürme birlikleri ile belediyeler adlarına düzenlenecek noter onaylı borç senedi veya gayrimenkul ipoteği,
c- Diğer gerçek ve tüzel kişiler ise iki muteber müşterek müteselsil kefil tarafından imzalanacak noter onaylı borç senedi veya gayrimenkul ipoteği,
karşılığında borçlandırılır.
Kefiller, Ticaret Odasına veya Esnaf ve Sanatkarlar Odasına kayıtlı olmalıdır.
Kredi tahsisi yapıldığının ilgilisine tebliğinden itibaren en geç 30 gün içinde borç senedinin veya gayrimenkul ipoteğinin idareye verilmesi zorunludur.

19- KREDİ FAİZ ORANLARI
a- Asli orman ürünü veren ağaç ve ağaççıklar ile yapılacak özel ağaçlandırmalara verilen krediler faizsizdir.
b- Hızlı gelişen türler ile odun dışı orman ürünü veren Ceviz, Kestane, Antepfıstığı, Zeytin, Mahlep ve Harnup türleriyle yapılacak ağaçlandırmalar için verilecek kredi ile özel fidanlık, özel imar-ihya, özel enerji ormanı çalışmaları için verilen krediye faiz uygulanmaktadır.
Faiz, Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankasının küçük ölçekli tarımsal işletme tanımına giren üreticilere uyguladığı kredi faizinin yedide biri oranındadır.

20- KREDİNİN GERİ DÖNÜŞ ZAMANI
a- Asli orman ürünü veren ağaç ve ağaççıklar ile yapılacak ağaçlandırmalar için verilen kredi, otuzuncu yılın Ekim ayında bir defada geri alınır.
b- Hızlı gelişen türler ile odun dışı orman ürünü veren türler için verilen kredi ile özel fidanlık, özel imar-ihya, özel enerji ormanı çalışmaları için verilen kredi on beşinci yılın Ekim ayında faizi ile birlikte bir defada geri alınır.