Permakültür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Permakültür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Mayıs 29, 2013

Adım Adım Ekolojik Ev Yapımı

-  - A L I N T I D I R - -
http://www.bianet.org/biamag/cevre/138629-adim-adim-ekolojik-ev-yapim-rehberi adresinde okuduğum Adım Adım Ekolojik Ev Yapım Rehberini paylaşmadan edemedim.  
Yazının sonundaki e-posta adresinden yazıyı yayınlamak için izin aldım. Alakır Nehir Kardeşliği inisiyatifi üyelerinin eline, emeğine sağlık.   
--------------------------------------------------------------------------
Antalya'nın Alakır Vadisi HES projeleriyle tehdit altındaki doğa harikalarından biri. Vadiyi HES'lere karşı savunan Alakır Nehir Kardeşliği inisiyatifinin iki üyesi inşa ettikleri "ekolojik ev"in yapım aşamalarını bir rehber olarak paylaştı.
Alakır - BİA Haber Merkezi
26 Mayıs 2012, Cumartesi
Alakır Nehri Kardeşliği antikapitalist mimari yaklaşımıyla inşa ettiği "ekolojik ev"in yapım aşamalarını adım adım gösteren bir rehber yayınladı. "Başka bir mimari mümkün" mottosuyla yola çıkan iki "Alakırlı" yuvamızı "Yuva" adını verdikleri evlerini arazilerinden elde ettikleri taş, toprak, çalı, gübre, ağaçtan ve en yakın yerleşimin atıklarından topladıkları kapı, pencere, tahta, lavabo, lastik, musluk, camlarla yaptılar. Zaman darlığından bir miktar hazır malzeme de kullandılar. Malzeme seçerken "en yakın malzeme, en doğru malzemedir" prensibine uydular. İki kişi günde sekiz saat çalışarak 74 günde inşaatı tamamladılar.

Yerin seçimi

Yuva'nın sırtını kuzey-güney doğrultusundaki bir vadide bulunan arazinin kuzeyindeki tepeciğe vermişler. Böylece kuzeyden gelen soğuğa karşı korunaklı ve güneyden gelen kış güneşine karşı açık olarak yerleşerek, ısınma, havalandırma ve aydınlatma tüketimini en aza indirmişler.

1- Yer tefsiyesi

Kuzey sırtına yerleştireceğimiz 'yuva'nın su basmanı için, kuzeydeki eğimi kazdığımızda çıkan toprağı, yakınlardaki büyükçe taşlarla ördüğümüz güney yamacındaki sete doğru sererek kotu eşitledik. Tefsiye (temizlik) sırasında kestiğimiz çalıyı ve artan taş ve toprağı inşaatımızda kullanmak üzere ayırdık. Kuzey yamacının açılan toprak yüzünü taşla örerek sabitledik.

2- Yer planı

Beş metre çapında bir daire (yaklaşık 20 mt²) olarak tasarladığımız Yuva'nın oturacağı yeri, yönleri ve direklerin yerlerini külle işaretledik. Banyo ve tuvaletin dışarıda olduğu yuvamızın büyüklüğünü, hem inşa hem de yaşam aşamalarında, çocuklu bir ailenin, maksimum huzuru ve sağlığı ile minimum enerji ve ürün sarfiyatı ölçütleri belirledi.

3- Direklerin yerleştirilmesi

Kesilerek kabukları soyulan, yörenin hakim ağaçlarından pırnal meşe direklerinin toprağa girecek 60-70 cm'lik kesimleri, yine yörenin hakim ağaçlarından kızılçamların çırasının ateşiyle kararacak kadar yakıldıktan sonra, açılan çukurlara etrafları taşlarla iyice sağlamlaştırılarak yerleştirildi.

4- Su basmanı

Etraftaki büyükçe taşlarla, direkler hizasından 20-30 cm yüksekliğinde oluşturulan çemberin içi, önce büyükçe taşlarla, sonra çakılla ve son olarak da çakılların arasını dolduracak şekilde toprak serilip tepilerek tesfiyelendi.

5- Duvar kalınlaştırıcı direklerin yerleştirilmesi

Duvarları istediğimiz kalınlığa getirmek için, kesilerek kabuğu soyulan meşe pırnalı ağaçları, 2-3 yerlerinden telle bağlanarak direklere sabitlendi.

6- Duvar kalıbının oluşturulması

Etraftan kesilen zakkum dalları,  direklerin arasına paralel olarak 20-30 cm aralıkla, içten ve dıştan olmak üzere, çatı direkleri hizasına kadar (kapı ve pencere yerleri hariç) çakıldı.

7- Duvar kalıplarının çalıyla doldurulması

Tesfiye için kesilen çalılar ve direkler için kesilen ağaçlardan kalan dallar, pencere ve kapı yerleri kabaca açık bırakılacak şekilde, zakkumlarla oluşturulan duvar kalıplarının içine iyice sokuşturuldu.

8- Pencerelerin yerleştirilmesi

En yakın yerleşim yerinin atıklarından (yıkılan bir bina, hurdalık, çöplük...) bulunan uygun pencereler, yataklarında teraziye getirilerek, tahta ve dal parçalarıyla direklere çakılıp sabitlendi.

9- Duvar çamurunun hazırlanması

Tesfiyeden çıkan toprağı (elenmeden, sadece büyük taşlardan ayıklanmış), mercimek hasadından kalan sap ve samanla (buğday... samanı da olur) ve etraftaki çam iğneleriyle (benzerleri de olur) karıştırıldıktan sonra su ekleyerek, iyice yapışkan (ne çok sulu ne çok katı) hale gelinceye kadar ayakla çiğneyip 1 gece demlenmeye bıraktık.

10- Çalı duvarlarının çamurla sıvanması

Çalılar, içten ve dıştan, gerekli görünen boşluklar taş parçalarıyla dolgulanarak, çamurla sıvandı. Böylelikle iç ve dıştan yapılan sıvanın ortasında kalan çalıdan boşluk, iç etkenlerin dışarıya, dış etkenlerin de içeriye olan etkisine karşı yalıtım görevi görür.

11- Çatı direklerinin yerleştirilmesi

İnce uçlarının çapı en az 15 cm olacak şekilde kesilip kabukları soyulan çam direkler, 'mandala' çatı sistemine göre yerleştirildi. Mandala çatı sistemi, yuvarlak formlu yapılarda, orta direk kullanmadan ağır toprak çatıları taşıyabilecek imkan sunar. Ayrıca mandala çatı, isteğe bağlı olarak, istenilen büyüklükte, tepeden ışık girişini sağlayacak bir cam yerleştirme olanağını da verir. Biz, atık olarak bulduğumuz bir kamyon lastiğini ölçü olarak kullanarak cam yerleştireceğimiz tepe boşluğunu ayarladık.
İstenilen çatı yüksekliği boyundaki bir destek direk, istenilen tepe açıklığının izdüşümünün kenar çizgisine yerleştirilerek, çatı direkleri sırayla tepe açıklığının dairesini oluşturacak şekilde birbirinin üstüne yerleştirilir. Direklerin her biri diğerinin üstüne yerleştirildiğinde bir telle kaymaması için sıkıca bağlanır. En son direk, ilk direğin altına sokulduktan sonra taşıyıcı direk çekilip alınarak mandala çatı direklerinin sıkışarak oturması sağlanır. İyice sıkışarak oturan direkler isteğe bağlı olarak büyük bir çiviyle birbirlerine çakılabilinir. Son olarak, saçaklarda ve tepede fazladan uzayan direklerin uçları kesilir.

12- Çatı tahtalarının çakılması

Kısıtlı zamanımızdan dolayı biz hazır tahta almak zorunda kaldık. Ancak atık inşaat tahtaları ve benzer malzemelerle de çatı örülebilinir.

13- Duvarların son sıvası

Son sıvadan önce pencereler gibi kapımızı da yerleştirip sabitledik. Duvarlar tamamen kuruduktan sonra oluşan çatlakları kapatarak son rötuşları yapmak için, dış duvarları sadece elenmiş topraktan hazırladığımız çamurla sıvadık. İç duvarlarının sıvasını ise üç birim elenmiş toprağa, bir birim taze inek gübresi, bir birim yanımızdan akan nehrin kenarlarında bulunan kilden ve ¼ birim de bulunduğumuz yöreye özgü bir toprak çeşidi olan aktoprağı ekleyip suyla karıştırarak elde ettiğimiz bulamaçla yaptık. Bu sıva kuruduktan sonra duvarları hafifçe ıslatarak bir deri parçasıyla sırladık. İç sıva için, elenmiş toprakla taze inek gübresi karışımı yeterli olmakla beraber, yöreye özgü tutucu ve sağlamlaştırıcı doğal malzeme ve tekniklerle sıva zenginleştirilebilinir.

14- Çatı izolasyonu

Çatıya döşeyeceğimiz malzemeleri tutması için önce çatının saçaklarına kapak tahtaları çaktık. Çatı malzemelerini sermeden önce, son olarak da tepe penceremiz için bulduğumuz atık kamyon lastiğini, çatı direklerini içine alacak şekilde yerleştirip direklere vidalayarak sabitledik. Üzerine de, lastiği kaplayacak büyüklükte bulduğumuz atık kalın bir camı silikonla yapıştırdık. Tavan tahtalarının üzerini ilk olarak, bir nalburda bulduğumuz ve elinde kaldığı için ucuza verdiği (120tl), hava geçirgen bir su yalıtım malzemesiyle döşedik. Bu, şartta olmamakla beraber, üzerine döşeyeceğimiz doğal malzemelerde oluşabilecek bir soruna karşı, deneyimsizliğimizden ötürü bir sigorta olarak düşünüldü.
Bu malzemenin üzerine etraftan kestiğimiz sazları, onun üstüne topladığımız çam iğnelerini, onun üzerine de aynı duvarın ilk sıvasında olduğu gibi hazırladığımız çamuru 5-10 cm kalınlığında olacak şekilde serdik. Çamur tamamen kuruduktan sonra oluşan çatlakları kapatıp son rötuşları atmak için, iç duvarların son sıvasında kullandığımız karışımla çatıyı sıvadık ve kuruduktan sonra su yalıtımı için atık sıvı yağla fırçaladık. Çatı, ideal olarak her yıl, yaz sonu kışa girmeden bir bezle son sıva karışımının bulamaç haliyle bir kez silinmelidir.

15- Yer tahtasının çakılması

Tesfiyelenen toprak zemine 50 cm aralıkla yerleştirilen 5 cm x 10cm tahtaların araları toprakla doldurulup tepildikten sonra haşerata karşı meşe külüyle kaplandı ve yer tahtaları çakıldı.
Ahşap yerine, iç duvarlar için kullanılan son sıva karışımı serilerek de zemin toprak bırakılabilinir.

16- Kuzey duvarının gömülmesi

Yuva'nın kuzey duvarıyla arkasında kalan taş duvarın arası, drenaj oluşturacak şekilde taşla doldurulup üzerine toprak serilerek tepildi. Böylece kuzeyden gelen soğuklara karşı ev korunmuş oldu. Oluşabilecek rutubet, taş drenajla engellendi. Tercihen, dolgu yapılmadan, bir soba borusu, yere paralel olarak, bir ucu evin içinde yerden 20-30 cm yüksekliğe denk gelecek şekilde hafifçe çıkartılıp, diğer ucu ise haşeratın girmesini önleyecek şekilde sineklik teliyle kapatılmış olarak taş drenajın içine doğru yerleştirilirse, borunun evin içindeki ucuna takılacak olan bir kapağın yazın açılmasıyla sağlanacak serin hava akımı havalandırma görevi görecektir.

17- İç yerleşim

Kış gündoğumu ve batımı ışığına göre yerleştirdiğimiz kapı ve pencereler, bize iç kullanım için yol gösterici oldu. Vadiye hakim rüzgarlara karşı güneybatı yönünde yerleştirilen kapıdan girişin hemen soluna mutfak tezgahını ve lavaboyu yerleştirdik. Böylelikle batı penceresinin önüne oturan mutfak tezgahına gelen akşamüstü ışığı, akşam yemeği hazırlıkları sırasında doğal aydınlatma sağlamış oldu. Lavabodan çıkan atık su, kimyasal bir temizlik malzemesi kullanılmadığından, bir boru aracılığıyla evin önündeki  bahçe sulamasına yönlendirildi. (permakültür)
Mutfak tezgahının sağına, kuzey duvarının önüne, mutfak tezgahı hizasına kadar yükseltilmiş bir kaidenin üstüne, kuzine soba yerleştirildi. Böylelikle hem yemek hazırlığı sırasında kolaylık hem de yuva'nın kış güneşine maruz kalamayan kuzey tarafının da ısınması sağlanmış oldu. Sobanın sağındaki küçük bir alan odunluk olarak düzenlendi.Odunluğun sağına, kuzeydoğu cephesine, elbise dolabı/kitaplık çakıldı.Doğu penceresinin önüne yatak konuldu.
Kış güneşini en çok alan güney pencerelerinin önüne oturma yeri ve yemek masası yerleştirildi. Kapının soluna askılık/ayakkabılık çakıldı. Müzik aletleri, çatı direklerinin arasına çakılan tahtaya asıldı. Çatıyla duvarın birleşim yerleri raf olarak değerlendirildi. Mutfak tezgahının altı mutfak malzemeleri için ayarlandı. Yuvanın ortasına, tepe penceresinin altına, bebeğin beşiği konuldu.

Maliyet

Yaklaşan doğum ve kış koşulları nedeniyle kısıtlı zamanımızdan dolayı, atık olarak bulmak için fazla zaman ayıramayıp satın almak zorunda kaldığımız bazı malzemeler dışında bu ev '0' maliyetle de yapılabilinir.
Biz, hazırdan aldığımız tahtalara yaklaşık 1.000 TL ödedik. Yuva'nın kabası için 1.500 TL, toplamda ise iç/dış her şey dahil 2.250 TL (1000€) para harcamış olduk.
* Alakır Nehri Kardeşliği, 2012, alakirnehri@gmail.com


Mandala Çatı Yapımı Eğitimi


Haziran sonunda İmece Evi'nde Mandala Çatı yapımı eğitimi var. Ben katılamayacağım ama imkanı olanların haberi olsun istiyorum.



Mandala Çatı yapıyoruz; 25-30 Haziran
10m çapında yaklaşık 100 kişinin toplanabileceği şimdilik yaz-bahar aylarında kullanacağımız yanları açık üstü “Mandala”  tekniği ile kapatacağımız yeni bir alan inşaa ediyoruz.
90 yaşındaki Köylümüz Şerif Ahmet Dedenin  söylediğine göre bizim “Akçabulut” arazisinin eski harman yerinde daha önce taşlık,kayalıkmış. Bu araziye ekin eken köylü bu alanın üstünü kapatıp düzleyerek harman yerine çevirmiş. Arazimizin bu yerine her gelişimizde içimizi kaplayan huzurdan dolayı burayı hep bir “odaklanma,konsantrasyon”  alanı,huzur alanı olarak  tasarlayalım demiştik.  İmece Evinde farklı doğal inşaat tekniklerini uygulayarak somut örnekleri paylaşma vizyonumuz gereği bu alanın adeta bir yelpazenin tamamen açılıp birbirine kilitlenmesini andıran,ortasında herhangi  bir taşıyıcı direk,kolona gerek olmayan,birbirinin üstüne binen sırıklardan oluşan “Mandala Çatı” sistemi ile oluşmasını planladık.
Bu inşaatta en kritik malzeme olan 6m lik çatı sırıklarını kavakçıdan alıp dikleyerek kurumaya bıraktık. Taşıyıcı yan direkleri ise meşeden hazıladık. 25 haziranda sizlerin katılımı ile direkleri çimento kullanmadan toprağa dikip üzerine sırıkları dizeceğiz. Zeminide önce büyük sonra küçük taşlarla su basmanı haline getirip üzerinede killi toprak döküp düzleyeceğiz. En son zemine bulacağımız hasır ve halıları sereceğiz. Çatıya da gölge versin diye meşe dalları atacağız.
Bu süreçlere tanık olmaya karar verirsen sadece inşaatta çalışmayıp bazen mayasını dahi senin yapacağın ekmek,yemek, bahçe ve birazda buğdayın hikayesine de katılabilirsin.Permakültür, Fukuoka,Biyodinamik uygulama ve sohbetlerininde parçası olabilirsin.
Katılmaya karar vermeden önce burada seni bekleyen koşulları öğrenmek için internet sitemizin “ziyaret” sayfasını okuyup beklediğimiz başvuru mektubunu bize yollamalısın ;-)




Salı, Ocak 01, 2013

Petrol Bitti. Şimdi Ne Olacak?


Gaia Education'daki eğitmenim izlememiz ve yorumlamamız için sınıfa bir belgesel önerdi. Belgeselin adı : The Power of Community. How Cuba Survived Peak Oil. (Toplumun Gücü. Küba Peak Oil krizinden nasıl kurtuldu.) 4 Ocak'a kadar belgesel hakkında bir yorum yazıp, sunmam gerekiyor. 

Bir sabah kalktınız ve artık petrolün ülkenizde olmadığını öğrendiniz. Nasıl olur? Birden petrol mü biter? diyeceksiniz. Petrol birden bitmemiş ama 1990 yılında Rusya'nın Küba'ya petrol vermeyi durdurmasıyla Küba için zorunlu petrolsüzlük dönemi bir anda ve hazırlıksız başlamış. Belgesel 1990 - 2004 arasında,  petrolsüz dönemde Küba'da neler yaşandığını anlatıyor. İngilizce bilenler filmi Youtube'dan izleyebilirler. Belgeselin Türkçe alt yazısı var mı diye biraz araştırdım ama bulamadım.

Belgeseli İngilizce izleyemeyecek olanlar için belgeselden bazı çarpıcı noktaları bu yazıda paylaşmak istiyorum.      

Belgeseli izlerken Türkiye'de aynı şey olsaydı diye düşündüm ve belgeseli izlerken bir yandan da kafamda bu hayali filmi izledim. Kara mizah keyifli bir film izledim kafamda.

1989 yılına kadar Rusya, Küba'ya yılda 13-14 milyon ton petrol veriyor. Değişen ve dağılan Rusya yönetimi, ani bir kararla, bundan böyle Küba'ya eskide olduğu kadar petrol vermeyeceğini ve bundan sonra yılda 1 milyon ton petrol verebileceğini belirtiyor. Bir anda %93 lük azalma. Bu noktadan sonra Küba'da neler olduğunu, petrol bağımlılığının hangi sektörleri ne şekilde etkilediğini, Küba halkının durumu nasıl çözüme dönüştürdüğünü anlatıyor belgesel.
Şimdi Küba'da olanların Türkiye'de olsaydı ne olurdu düşüncesiyle yazdıklarımı okuyun. Ben belgeseli bu gözle izledim ve trajik komik bir tat aldım.

Petrol girişi durunca ilk ve en önemli sorun beslenme oluyor. Traktörlerde kullanılacak petrol bulunmuyor, tarımda kullanılan gübre ve ilaçlar petrol türevli olduğu için üretimleri önemli ölçüde düşüyor. Kırsal alanda yetiştirilen ürünlerin şehirlere taşınması mümkün olmuyor ve şehir halkı açlıkla mücadele etmeye başlıyor. Bebeklerde ve hamilelerde ciddi sağlık sorunları görülüyor. 1994 yılına gelindiğinde Küba'daki insanların ortalama kilosu kriz öncesine göre 9,5 kilo azalmış oluyor.
Ülke elektiriğinin büyük bölümü petrolden sağlandığı için ülke genelinde 14-16 saat süren elektirik kesintileri oluyor. Tropikal bir iklimde olan Küba'da bu kadar süre elektiriksiz kalmak buzdolaplarındaki birçok gıdanın bozulmasına yol açıyor.
Toplu taşımada ve az sayıdaki özel araçta kullanılacak yakıt olmadığı için insanlar işlerine gidemiyorlar. Çin'den birbuçuk milyon bisiklet getiriliyor, kendi kaynakları ile de beşyüzbin bisiklet üretip, halka bisiklet dağıtıyorlar.
Küba petrolsüzlüğün getirdiği sorunlar ile uğraşırken Amerika'nın baskısıyla 1992 yılında Küba'ya uygulanan ambargo daha da sıkılaşıyor. Küba limanlarına uğrak yapan bir gemi altı ay boyunca Amerikan limanlarına giremez kuralı getiriliyor. Bu yasak konteyner gemilerinin Küba'ya uğraklarını durdurmasına yol açıyor. Konteyner gemilerinin bir ülkeye uğramaması demek 15-20 ton gibi küçük ölçekli yüklerin ülkeye girememesi ve ülkedeki ürün çeşitliliğinin olmaması anlamına geliyor. Küba'ya gelen gıda ithalatı %80 azalıyor. Tohum, hayvan yemi, yedek parça, gübre, tarımsal ilaç ithalatı duruyor.
Para alım gücünü kaybediyor ve karne günleri başlıyor.
Beslenmeye çözüm olmak için şehirlerde yaşayan halk bulabildiği her alanda tarım yapmaya başlıyor.   Kimyasal gübre ve tarım ilacı bulunamadığı için herkes zorunlu olarak organik tarım yapmak zorunda kalıyor. Ve fakat şehirli halkın tarım bilgisi olmadığı için yetiştiricilikte ciddi sorunlar yaşıyorlar. Öğrenmenin tek yolu deneme, yanılma.
Devlet, sınırlı alanda doğal yollar ile tarım yapmayı öğretmek için Avusturalya'dan iki permakültür eğitmeni getirtiyor. 400 Küba'lı permakültür eğitmeni eğitimi alıyor ve öğrendiklerini halka öğretiyorlar. Evlerin damlarında, sokak aralarında, bahçelerde bulabildikleri her yerde tarım yapıyorlar. Çiftçilik birden en itibar gören meslek haline geliyor. Tüm bu süreçte herkes bildiğini ve öğrendiğini birbiri ile paylaşıyor.
Ürünler şehirde ve şehrin kenarında yetiştirildiği için taşınma zorunluluğu olmadan yerel pazarlarda satılıyor.
Yıllar boyunca kimyasal gübre ve tarım ilaçları ile bozulan toprağı düzeltmek ve verimli hale getirmek beş yıl zamanlarını alıyor. Evsel atıklar kompost ve verikompost (solucan kullanılarak yapılan kompost uygulaması) olarak değerlendirilip, gübre olarak kullanılıyor.
Tarım için sınırlı alanları olduğu için birçok ürünü yan yana ekiyorlar. Ürün çeşitliliği beraberinde canlı çeşitliliğine getirdiğinden zararlılar ile mücadele eden doğal düşmanları da aynı ortamda yer alıyor. Kimyasal ilaç kullanmaya gerek kalmadan ürün zararlılarını doğal düşmanları yok ediyor. (Bizim Uğur Böceği olarak bildiğimiz sevimli böcek, yaprak biti düşmanıdır ve bulunduğu ortamdaki zararlıları yer.)
Zamanla üretilen biogübre (kompost, solucan toprağı) diğer Latin ülkelerine ihraç edilecek kadar artıyor. 1980 yılında Küba'da yılda 21.000 ton tarımsal ilaç kullanılırken, 2004 yılında sadece 1.000 ton tarımsal ilaç kullanılmaya başlanıyor.
Traktör kullanamadıkları için yeniden öküz kullanarak toprağı işlemeye başlıyorlar.
Ülkede toprak reformu yapılıyor ve hazineye ait olan çiftliklerin %40'ı halk tarafında oluşturulan tarım kooperatiflerine veriliyor. Binlerce dönüm hazine arazisi küçük çiftçilere veriliyor. Kendilerine verilen arazide ekim yaptıkları sürece bu araziler sahiplerinde kalıyor.
Ülkede bisiklet kullanımı ve yürüme arttığı için Küba halkının genel sağlığı iyileşiyor.      
--------------------------------------------------------------------------
Belgeselden çarpıcı bir cümle ile devam edeyim: Bir gün hepimizin karşılaşacağı sorunla ilk karşılaşan ülke Küba oldu. 

Belgesel Peak Oil kavramının ne olduğunu açıklayarak başlıyor. Peak Oil'in ne olduğunu bu bağlantıdan öğrenebilirsiniz. Yaşadığımız dönem ucuz petrol dönemi olarak biliniyor. Petrol üretimi tepe noktasına ulaştıktan sonra geçen her gün petrol bitimine doğru gideceği için petrol fiyatları her geçen gün artacak. Küba'nın zorunlu ve erken olarak yaşadığını bir gün hepimiz yaşayacağız.

Bu noktada kaos senaryoları yerine petrolün sınırlı bir kaynak olduğunun bilinci ile yukarıda örnekleri verilen bir çok uygulamayı şimdiden hayatımıza geçirerek petrole olan ihtiyacımızı azaltmak ve kalan petrolü çok daha uzun süre kullanmak önemli.

ODTÜ 'de yapılan toplantıda Prof Dr Ali Gökmen, Ankara halinden alınan istatistiklere dayanarak, Ankara'nın  %95 gıda ihtiyacının Ankara dışındaki illerden taşınma yolu ile Ankara'ya geldiğini belirtmişti.

Bizler sonu bilenen bir oyunda nelerin peşinde koşuyoruz? Neleri öğreniyoruz? Çocuklarımıza neler öğretiyoruz? (Alternatif Yaşam Planlaması okurları, kardeş siteler yazarları ve emek verenleri hariç...)        

Salı, Aralık 25, 2012

Permakültür Kitapları ve Dergileri


Gaia Education Ecovillage Desing Education, Ekoljik Boyut eğitiminde iki modülü geride bıraktım. Her iki modülün sunumlarından eğitmen Ezio Gori'den "well done" aldım. Eğitmen Ezio Gori Güney Afrika'da yaşıyor. Permakültür konusunda uzman kişilerden biri. Permakültür hakkındaki sitesine bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz.   

Eğitimde üçüncü modülün son teslim tarihi 9 Ocak 2013. Üçüncü Modülün konusu permakültür, sürdürülebilir tarım ve doğal yaşam. Her modül için ders notları otuz sayfa kadar. İlk modülde otuz sayfayı görünce, bunu okumam ne kadar sürer ki diye düşünmüş, tembellik yapmıştım. Meğer eğitim notları SADECE bakmamız gereken yerleri gösteren kılavuzlarmış. Otuz sayfa içinde verilen bağlantı, referans, araştırma konularını inceleyinceye, ucu bucağı olmayan bir okyanusta yüzdüğümü anladım. Her modülün sonunda o modül hakkında düşündüklerimizi eğitmenlere anlattığımız bir bölüm var. Birinci modülün sonundaki değerlendirme bölümüne aşağıdaki paragraf ile başladım. 
---------------------------------------
Module 1 took more time than I expect since I need to understand and adapt myself to UOC and GAIA’s learning system. Module 1 in Ecological Handbook is only 30 pages which guided me wrongly. I was thinking that book will be enough to understand the concept. I did lots of Google search and Youtube search to better undestand the topics. There is a famous jazz song called “How deep is the ocean?” (http://www.youtube.com/watch?v=VNb-2XISoGY) Each topic under Module 1 (such as resilience, industrial ecology, economical ecology, peak oil, energy decent) are like an ocean. The more you know,  the more you need to dive deeper. I could not guess how much I need to dive for each topic but I can surely say I learned a lot of new dimensions.           
-------------------------------------
Özetle yukarıda anlattığım okyanus benzetmesini yaptım. How deep is the ocean (Okyanus ne kadar derin?) isimli meşhur bir caz şarkısı vardır. Bu şarkıya gönderme yaparak, "Her konu bir okyanus, daldıkça daha derine dalmak gerekiyor ve ne kadar derine dalmam gerektiğini belirlemekte zorlanıyorum." dedim. 

Tüm bu anlattıklarım üçüncü modül içinde gördüğüm iki bağlantının bende hissettirdiklerini size aktarabilmek içindi. 

Birinci bağlantı Permaculture Activist dergisinin sitesiydi. Siteye bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz.  
İkinci bağlantı da yine bir permakültür dergisi sitesi. Derginin adı Permaculture Magazine. Siteye bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz. 
Siteleri inceleyince, permakültür hakkında yazılmış kitapları görünce, okunması, denenmesi ve öğrenilmesi gereken ne kadar çok şeyin olduğunu görüyorum. Sevindirici olduğu kadar korkutucu bir durum bu.

Yine yapılacak çok iş var.... Artık yardım almamın vakti geldi ve fakat henüz doğru kişiyi bulamadım.