Sinek Sekiz Yayınevi ekolojik yaşam üzerine Türkçe'ye çevrilmiş kitap eksiğini gidermek için kolları sıvamış. Sonbahar aylarında kitap raflarında olması planlanan kitaplar:
- Permakültür’e Giriş Bill Mollison
- Şehirde Sürdürülebilir Yaşam Kılavuzu Scott Kellog & Stacy Pettigrew
- Ekoloji; Bir Cep Rehberi Ernest Callenbach
- Petrol değil Toprak Vandana Shiva
- Slow Food Devrimi Carlo Petrini & Giggi Padovani
- Gıdanın ve Tohumun Geleceği için Manifestolar Vandana Shiva, Carlo Petrini, Michael Pollan
Kitaplar ve Sinek Sekiz web sitesi hakkında detaylı bilgiye bu linkten ulaşabilirsiniz.
Gönüllü sadeliğin ve kendine yeterliliğin planlaması. http://www.youtube.com/user/faikmuratunel
Cuma, Mayıs 22, 2009
Cuma, Mayıs 08, 2009
Bahçe Düzenlemesi
Meyvelitepe sayfaları uzun süredir atıl durumda bıraktığım arka bahçemi düzenlemek ve kullanmak için güzel bir fikir verdi...
Arka bahçemi üç senedir düzenlemiyorum. Temel neden foseptik odası ve bugün yarın bağlanacağı söylenen kanalizasyon. Sokağımızda trajik komik bir nedenle kanalizasyon bağlanmayan altı evden biri benim evim. Üç yıldır kanalizyon çalışmaları sırasında bahçenin kırılıp, döküleceğini, kazılacağını düşündüğüm için arka bahçede bir düzenleme yapmıyordum.
Bahçe düzenlemesi için; tamamen kayalık olan bahçe zeminin 35-45 cm kadar kırılması, foseptik odasının doldurulması ve zeminin 50-60 cm ye kadar toprak ile doldurulması gerek diye düşünüyordum. Meyvelitepe’de çuvallara ekilen patatesleri görünce, çözümü bulduğumu düşündüm: Kanalizasyon bağlantısı ne zaman yapılırsa yapılsın, kanalizasyon çalışma alanı üzerinde bulunan çuvalları bir kenara alır, çalışmanın tamamlanmasından sonra çuvalları keser, bitkileri eski yerlerine dikerim diye düşünüyorum.
İşe bahçe zeminini düzelterek başladım. Foseptik odası üzerinde bulunan karoları kırdım. Bahçe kenarından su giderini açtım. İleride foseptik odasını doldurmakta kullanabileceğim mıcırı bahçeye serdim ve zemini düzelttim. Kemeraltın’dan 70x100 cm ebadında keten çuvallar aldım. Daha dayanıklı olması için iki çuvalı içiçe geçirdim. Çuvalları koyacağım tahta platformları hazırladım. Çuvalların diplerine bir miktar mıcır koydum ve üzerlerini elli santimetreye kadar elenmiş, gübreli bahçe toprağı ile doldurdum.




Bu hafta içinde iş çıkışı, çuvalların önüne koyacağım tahta sandık saksıları hazırlamakla uğraştım. Bu haftasonu sandık saksıları tamamlayıp, boyayacağım. Sandık saksıların içlerine de keten çuvallar koyacağım.
Düzenlemeyi bitirdiğimde kırkbeş metrekarelik bahçemde çiçeklerin yer aldığı bir bölüm ve sebzelerin olduğu bir başka bölümün olmasını planlıyorum. Yoğun iş temposu içinde projeyi 19 Mayıs tatilinde bitirmeyi hedefliyorum.
Düzenlemeye başladığım bahçemdeki çuvallara ilk ektiğim fideler, iki senedir yetiştirmeyi planladığım şeker otu bitkisi fideleri oldu. Şeker Otu üzerine bir yazıyı daha önce yayınlamıştım, ilgilenenler linkinden yazıyı okuyabilirler. Fideleri Mine Flora’nın (Istanbul) internet sitesinden sipariş ettim. Siparişim bir gün içinde elimde oldu. Fideler kargo ile gelişleri sırasında hasar görürler mi diye endişelendim. Kargo paketini açtığımda korktuğum gibi fidelerin boyunları büküktü. Hemen bol güneş gören çuvallardan birine üç fideyi dikip, suladım. Fideleri dikeli 3 gün oldu ve üç fide de gayet sağlıklı görünüyorlar. Bu sezon içinde Şeker Otu üzerine uygulamalı pek çok bilgi verebilmeyi umuyorum.

Bahçe ile ilgili yeni haberlerde görüşmek üzere...
Arka bahçemi üç senedir düzenlemiyorum. Temel neden foseptik odası ve bugün yarın bağlanacağı söylenen kanalizasyon. Sokağımızda trajik komik bir nedenle kanalizasyon bağlanmayan altı evden biri benim evim. Üç yıldır kanalizyon çalışmaları sırasında bahçenin kırılıp, döküleceğini, kazılacağını düşündüğüm için arka bahçede bir düzenleme yapmıyordum.
Bahçe düzenlemesi için; tamamen kayalık olan bahçe zeminin 35-45 cm kadar kırılması, foseptik odasının doldurulması ve zeminin 50-60 cm ye kadar toprak ile doldurulması gerek diye düşünüyordum. Meyvelitepe’de çuvallara ekilen patatesleri görünce, çözümü bulduğumu düşündüm: Kanalizasyon bağlantısı ne zaman yapılırsa yapılsın, kanalizasyon çalışma alanı üzerinde bulunan çuvalları bir kenara alır, çalışmanın tamamlanmasından sonra çuvalları keser, bitkileri eski yerlerine dikerim diye düşünüyorum.
İşe bahçe zeminini düzelterek başladım. Foseptik odası üzerinde bulunan karoları kırdım. Bahçe kenarından su giderini açtım. İleride foseptik odasını doldurmakta kullanabileceğim mıcırı bahçeye serdim ve zemini düzelttim. Kemeraltın’dan 70x100 cm ebadında keten çuvallar aldım. Daha dayanıklı olması için iki çuvalı içiçe geçirdim. Çuvalları koyacağım tahta platformları hazırladım. Çuvalların diplerine bir miktar mıcır koydum ve üzerlerini elli santimetreye kadar elenmiş, gübreli bahçe toprağı ile doldurdum.


Bu hafta içinde iş çıkışı, çuvalların önüne koyacağım tahta sandık saksıları hazırlamakla uğraştım. Bu haftasonu sandık saksıları tamamlayıp, boyayacağım. Sandık saksıların içlerine de keten çuvallar koyacağım.
Düzenlemeyi bitirdiğimde kırkbeş metrekarelik bahçemde çiçeklerin yer aldığı bir bölüm ve sebzelerin olduğu bir başka bölümün olmasını planlıyorum. Yoğun iş temposu içinde projeyi 19 Mayıs tatilinde bitirmeyi hedefliyorum.
Düzenlemeye başladığım bahçemdeki çuvallara ilk ektiğim fideler, iki senedir yetiştirmeyi planladığım şeker otu bitkisi fideleri oldu. Şeker Otu üzerine bir yazıyı daha önce yayınlamıştım, ilgilenenler linkinden yazıyı okuyabilirler. Fideleri Mine Flora’nın (Istanbul) internet sitesinden sipariş ettim. Siparişim bir gün içinde elimde oldu. Fideler kargo ile gelişleri sırasında hasar görürler mi diye endişelendim. Kargo paketini açtığımda korktuğum gibi fidelerin boyunları büküktü. Hemen bol güneş gören çuvallardan birine üç fideyi dikip, suladım. Fideleri dikeli 3 gün oldu ve üç fide de gayet sağlıklı görünüyorlar. Bu sezon içinde Şeker Otu üzerine uygulamalı pek çok bilgi verebilmeyi umuyorum.

Bahçe ile ilgili yeni haberlerde görüşmek üzere...
Cuma, Nisan 24, 2009
Çalınan Minareye Kılıf Mı Hazırlanıyor?
Bir komplo teorisi yazayım:
Bir grup insan, Aralık 2012'de Marduk'un geleceğini kesin olarak biliyor. Ve bu bir grup insan Marduk'un gelişine bağlı olarak giderek artan sıklıkta ve kuvvette felaketlerin olacağını, bu felaketlere bağlı büyük kitlesel ölümlerin olacağını da biliyor. Bu bir grup insan, kaçınılmaz olan büyük kaosu olabildiğince geciktirmek için şimdiden yanlış bilgilendirme (Dezenfarmasyon:Bireyleri ve toplumu yönlendirmek için, yanlış haber ve bilgi verilmesi.) çalışmalarına başlıyor. Bu çerçevede tüm dünyaya aşağıdaki haberi geçiyor.
Eylül 2012 de ortalık toz duman olmaya başlayınca; "Sakin olun biz bunun olacağını çok önceden biliyorduk, paniğe gerek yok, Marduk falan yalan" diyecekler.
Minareyi çalan kılıfını hazırlıyor mu acaba? diye sormadan edemiyor insan.
- - - - - -
Kötü bir kehanet gibi rapor
NASA'nın yeni ortaya çıkan raporu, ilk kez farklı bir felaketi öngörüyor ve olası bir tarih de veriliyor: 12 Eylül 2012...
Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi'nce (NASA) hazırlanan raporda, şimdiye kadar pek de düşünülmeyen, farklı bir felaketten söz ediliyor. Raporda ne küresel ısınma, ne depremler, ne süper-volkan, ne göktaşı çarpması var.
Raporda, Güneş'te meydana gelmesi beklenen büyük bir fırtınadan söz ediliyor. Bunun, Dünya'da yaratacağı etkiler ise "kötü bir kehanet" ya da bir korku filmi senaryosundan farksız...
Güneş yüzeyinde meydana gelen büyük fırtınalarla ortaya çıkan plazma toplarının Dünya'daki enerji şebekelerini çökerterek insanlığı mutlak bir çöküşe sürükleyebileceği uyarısı yapılıyor.
NASA'nın Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi'yle ortaklaşa hazırladığı raporda, Güneş'te meydana gelen enerji patlamalarının bugüne kadar Dünya'daki enerji ve iletişim hatlarında görece kısa süreli ve küçük çaplı hasarlara yolaçtığı, ancak büyük çaplı bir patlamanın Dünya'nın manyetik alanına muazzam bir hasar verebileceği kaydedidildi.
Bahsi geçen patlamalardan bugüne kadar kayıtlara geçen tek örneğin 1859'da yaşanan "Carrington Olayı" olduğu belirten uzmanlar, benzer bir patlamanın Kuzey Amerika, İskandinavya, Avrupa ve Çin üzerinde on yıllarca onarılamayacak tahribata yolaçabileceğini söylüyor.
Güneş yüzeyindeki olası bir büyük patlamanın, Dünya'da saatler içerisinde tüm enerji hatlarını eriterek kullanılamaz hale getirebileceği, bunun sonucunda da altyapının çökeceği ve insanlığın Taş Devri'ne dönüş yaşayacağı öngörülüyor. NASA'nın raporunda böyle bir felaket için olası bir tarih de veriliyor: 12 Eylül 2012...
Kaynak : (HURRİYET)
Bir grup insan, Aralık 2012'de Marduk'un geleceğini kesin olarak biliyor. Ve bu bir grup insan Marduk'un gelişine bağlı olarak giderek artan sıklıkta ve kuvvette felaketlerin olacağını, bu felaketlere bağlı büyük kitlesel ölümlerin olacağını da biliyor. Bu bir grup insan, kaçınılmaz olan büyük kaosu olabildiğince geciktirmek için şimdiden yanlış bilgilendirme (Dezenfarmasyon:Bireyleri ve toplumu yönlendirmek için, yanlış haber ve bilgi verilmesi.) çalışmalarına başlıyor. Bu çerçevede tüm dünyaya aşağıdaki haberi geçiyor.
Eylül 2012 de ortalık toz duman olmaya başlayınca; "Sakin olun biz bunun olacağını çok önceden biliyorduk, paniğe gerek yok, Marduk falan yalan" diyecekler.
Minareyi çalan kılıfını hazırlıyor mu acaba? diye sormadan edemiyor insan.
- - - - - -
Kötü bir kehanet gibi rapor
NASA'nın yeni ortaya çıkan raporu, ilk kez farklı bir felaketi öngörüyor ve olası bir tarih de veriliyor: 12 Eylül 2012...
Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi'nce (NASA) hazırlanan raporda, şimdiye kadar pek de düşünülmeyen, farklı bir felaketten söz ediliyor. Raporda ne küresel ısınma, ne depremler, ne süper-volkan, ne göktaşı çarpması var.
Raporda, Güneş'te meydana gelmesi beklenen büyük bir fırtınadan söz ediliyor. Bunun, Dünya'da yaratacağı etkiler ise "kötü bir kehanet" ya da bir korku filmi senaryosundan farksız...
Güneş yüzeyinde meydana gelen büyük fırtınalarla ortaya çıkan plazma toplarının Dünya'daki enerji şebekelerini çökerterek insanlığı mutlak bir çöküşe sürükleyebileceği uyarısı yapılıyor.
NASA'nın Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi'yle ortaklaşa hazırladığı raporda, Güneş'te meydana gelen enerji patlamalarının bugüne kadar Dünya'daki enerji ve iletişim hatlarında görece kısa süreli ve küçük çaplı hasarlara yolaçtığı, ancak büyük çaplı bir patlamanın Dünya'nın manyetik alanına muazzam bir hasar verebileceği kaydedidildi.
Bahsi geçen patlamalardan bugüne kadar kayıtlara geçen tek örneğin 1859'da yaşanan "Carrington Olayı" olduğu belirten uzmanlar, benzer bir patlamanın Kuzey Amerika, İskandinavya, Avrupa ve Çin üzerinde on yıllarca onarılamayacak tahribata yolaçabileceğini söylüyor.
Güneş yüzeyindeki olası bir büyük patlamanın, Dünya'da saatler içerisinde tüm enerji hatlarını eriterek kullanılamaz hale getirebileceği, bunun sonucunda da altyapının çökeceği ve insanlığın Taş Devri'ne dönüş yaşayacağı öngörülüyor. NASA'nın raporunda böyle bir felaket için olası bir tarih de veriliyor: 12 Eylül 2012...
Kaynak : (HURRİYET)
Pazartesi, Nisan 13, 2009
Sürdürülebilir Yaşam Gezici Festivali
İzmir'de 7-10 Mayıs 2009 tarihleri arasında Sürdürülebilir Yaşam Gezici Festivali var. İlgilenenlere duyurulur.
Çarşamba, Mart 25, 2009
SES
Uzun süredir sesim çıkmıyor. Şimdilik "ekonomik kriz beni de vurdu" diyelim.
Bir fıkra paylaşmak istiyorum:
Devlet bir gün geniş ve boş bir araziye geceleri göz kulak olacak, 500 TL maaşla, bir bekçi işe almaya karar verir.
Bir süre sonra düşünülür ;
‘’Peki talimatlar olmadan bekçi işini nasıl yapacak’’
Bir planlama birimi kurulur ve planlamayı yapmak üzere, 750’şer TL maaşla, iki kişi işe alınır.
Bir süre sonra
‘’İşleri yapıp yapmadıklarını nasıl kontrol edeceğiz’’ diye düşünülerek, 1.000’er TL maaşla, iki denetmen işe alınır, biri denetim yapar diğeri raporları yazar .
Bir süre sonra
‘’ Bunların maaşları hesaplanıp nasıl ödenecek ‘’ diye tartışılır ve 1.500’er TL maaşla, bir muhasebeci şefi, bir katip, bir de istatikçi işe
alınır.
Bir süre sonra ;
‘’Peki bunlardan kim sorumlu olacak.’’ Diye düşünülür ve 5.000 TL maaşlı bir müdür ve 3.000’er TL maaşla iki de müdür yardımcısı işe alınır.
Bir süre sonra,
ülkede ekonomik kriz çıkar ve bütçedeki masrafları kısmak için bekçi işten çıkartılır...
Bir fıkra paylaşmak istiyorum:
Devlet bir gün geniş ve boş bir araziye geceleri göz kulak olacak, 500 TL maaşla, bir bekçi işe almaya karar verir.
Bir süre sonra düşünülür ;
‘’Peki talimatlar olmadan bekçi işini nasıl yapacak’’
Bir planlama birimi kurulur ve planlamayı yapmak üzere, 750’şer TL maaşla, iki kişi işe alınır.
Bir süre sonra
‘’İşleri yapıp yapmadıklarını nasıl kontrol edeceğiz’’ diye düşünülerek, 1.000’er TL maaşla, iki denetmen işe alınır, biri denetim yapar diğeri raporları yazar .
Bir süre sonra
‘’ Bunların maaşları hesaplanıp nasıl ödenecek ‘’ diye tartışılır ve 1.500’er TL maaşla, bir muhasebeci şefi, bir katip, bir de istatikçi işe
alınır.
Bir süre sonra ;
‘’Peki bunlardan kim sorumlu olacak.’’ Diye düşünülür ve 5.000 TL maaşlı bir müdür ve 3.000’er TL maaşla iki de müdür yardımcısı işe alınır.
Bir süre sonra,
ülkede ekonomik kriz çıkar ve bütçedeki masrafları kısmak için bekçi işten çıkartılır...
Cuma, Eylül 19, 2008
Ceviz, Aspirin Üretiyor
Bugünkü Cumhuriyet Haber Portalından aldığım haberi aşağıya kopyalıyorum.
- - - - - - - -
Küresel ısınmayla birlikte dünyada bir çok bitki türü yok oluyor ya da dünya üzerindeki yayılış alanı değişiyor. Ancak ceviz ağaçlarının kuraklığın ya da aşırı sıcakların etkilerini en aza indirmek için aspirine benzer bir ilaç salgıladığı ortaya çıktı.
Amerikan Atmosfer Araştırmaları Merkezinden Thomas Karl, ateş ya da iltihaba karşı aspirin alan insanlardan farklı olarak bitkilerin, biyokimyasal savunmayı canlandıran ve zararları en aza indiren proteinlerin oluşumunu sağlayarak, kendi aspirinlerini üretme becerileri bulunduğunu belirtti.
Karl, yapılan ölçümlerin, ceviz ağaçlarının kuraklığa, aşırı sıcaklara ya da başka stres etkenlerine tepki verdiğinde büyük miktarda bu kimyasal maddeden salgıladığını gösterdiğini ve bunun atmosferde saptanabildiğini söyledi.
Bilim adamları uzun zamandır, bitkilerin laboratuvar ortamında, aspirinin bir tür kimyasal şekli olan metil salisilat üretebildiğini biliyordu. Ancak bugüne dek ekosistemde bu madde saptanmamış ve bitkilerin atmosfere metil salisilat yayıp yaymadığı araştırılmamıştı.
Böylece bitkilerin çevreye tepkisi ve bitkilerin hava kalitesine etkisine ilişkin yeni araştırmaların yolu açılmış oldu. Bu olayın, ayrıca çiftçilere ürünleri konusunda da ipucu verebileceği belirtildi.
Ulusal Bilim Vakfının maddi destekte bulunduğu araştırma, "Biogeoscience" dergisinin son sayısında yayımlandı.
- - - - - - - -
Küresel ısınmayla birlikte dünyada bir çok bitki türü yok oluyor ya da dünya üzerindeki yayılış alanı değişiyor. Ancak ceviz ağaçlarının kuraklığın ya da aşırı sıcakların etkilerini en aza indirmek için aspirine benzer bir ilaç salgıladığı ortaya çıktı.
Amerikan Atmosfer Araştırmaları Merkezinden Thomas Karl, ateş ya da iltihaba karşı aspirin alan insanlardan farklı olarak bitkilerin, biyokimyasal savunmayı canlandıran ve zararları en aza indiren proteinlerin oluşumunu sağlayarak, kendi aspirinlerini üretme becerileri bulunduğunu belirtti.
Karl, yapılan ölçümlerin, ceviz ağaçlarının kuraklığa, aşırı sıcaklara ya da başka stres etkenlerine tepki verdiğinde büyük miktarda bu kimyasal maddeden salgıladığını gösterdiğini ve bunun atmosferde saptanabildiğini söyledi.
Bilim adamları uzun zamandır, bitkilerin laboratuvar ortamında, aspirinin bir tür kimyasal şekli olan metil salisilat üretebildiğini biliyordu. Ancak bugüne dek ekosistemde bu madde saptanmamış ve bitkilerin atmosfere metil salisilat yayıp yaymadığı araştırılmamıştı.
Böylece bitkilerin çevreye tepkisi ve bitkilerin hava kalitesine etkisine ilişkin yeni araştırmaların yolu açılmış oldu. Bu olayın, ayrıca çiftçilere ürünleri konusunda da ipucu verebileceği belirtildi.
Ulusal Bilim Vakfının maddi destekte bulunduğu araştırma, "Biogeoscience" dergisinin son sayısında yayımlandı.
Pazartesi, Eylül 08, 2008
Evde Biber Salçası Yapımı
Biber salçası güney mutfağının önemli bir parçası. Ev yapımı biber salçası ile bakkallarda satılan konserve biber salçaları arasında dağlar kadar fark var. Domates salçasında bu durum söz konusu olmadığı için önceliği biber salçası yapımına verdik.
40 kilo tatlı kırmızı biber ve 3 kilo kırmızı acı biber aldık. Tüm aile (Derin, üstünü başını ıslatarak) biberleri teker teker yıkadık. Biberleri tepesinden, tohum bölümlerinden, keserek tohumlarını çıkartık. İçinde kalan tohumlarını da temizlediğimiz biberleri ortalarından ikiye keserek naylon bir örtünün üstüne, içleri güneşe bakacak şekilde, serdik. Naylon örtü yerine delikli çuval daha sağlıklı olacaktır ama elimizde olmadığı için naylon örtüye serdik.
Güneş, serdiğimiz biberleri bir ölçüde kurutarak daha az sulu ve lezzetli olmalarını sağladı. Eylül ayı içinde olduğumuz için biberleri iki gün güneş sergisinde bıraktık. Agustos ayı ortalarında bu işlemi yapıyor olsaydık bir günlük sergi de yeterli olabilirdi.
Biber salçasını çekmek için el ile çevrilen kıyma makinası kullandık. Kaliteli, el ile çevrilen kıyma makinası için 100 tl istediler ama Kemeraltı'nı biraz araştırınca 15 tl ye Çin malı bir makina bulduk. İlk başlarda kolu çevirerek 43 kilo biberi kıyma makinasından çekmek zor göründü ama tekniğini kapınca 45 dakikada tüm biberleri çektik.
Kıyma makinasında çekilen biberleri ince tepsilere koyduk. Tepsilerin bir yanını yukarı kaldırarak, biberin suyunun tepsinin bir tarafında toplanmasını sağladık. Biberin fazla suyunu süzüp, çok kalın olmayacak şekilde tepsilere koyduk.
Tepsileri güneş gören temiz bir yere koyup, bir iki saatte bir karıştırarak kabuk bağlayan üst bölüm ile alt bölümü karıştırdık.
Üç gün boyunca biberleri üstleri kabuk bağlayıp kuruyunca karıştırdık. Suyu azalan ve rengi koyulaşan biberleri üçüncü günün sonunda tuzladık. 43 kilo biber için 1 kilo ince tuz kullandık. Tuzladığımız salçayı üstü koyulaşınca düzenli olarak karıştırmaya devam ettik.
Kıyma makinasında çekimini yaptığımız biberler altı gün içinde lezzetli biber salçası haline geldi.
43 kilo biberden, tuzladıktan sonra 5.4 kg biber salçası elde ettik.
Afiyetle yemeyi planlıyoruz....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)