Çarşamba, Ağustos 01, 2007

Hayrettin KARACA: PARAM VAR AMA TÜKETMEYE HAKKIM YOK!

TEMA Vakfı kurucusu Hayrettin Karaca ile yapılan bir röportajı buldum. Yazıyı aldığım yerde kaynak belirtilmediği için kaynak gösteremeyeceğim.

Geçen gece NTV'de yayınlanan Yorum Farkı programında, Emre Kongar, Özal'ın Türkiye'de değiştirdiği en önemli şeyin ahlak olduğunu belirtti. "Özal Türkiye'nin ahlakını bozdu" dedi. Bunun içindir ki biz 80 kuşağı, aşağıdaki yazıda belirtildiği gibi zengin, fakir çocukların bir arada sokakta oynayıp, mutlu olduğu son kuşağız.

Ve biz 80 kuşağı yetişkinleri hızla kirleniyoruz...

- - - - - - - - - - - - - - - -

Hayrettin KARACA: PARAM VAR AMA TÜKETMEYE HAKKIM YOK!


Kırmızı süveteri delik deşik olmasına rağmen hala üzerinde; ayakkabısı da
yamalı. Sökük paltosunu, pantolonunu, yakalarını ters-yüz ettiği
gömleklerini yıllardır kullanıyor. 10 yıldır hiçbir şey almamış üzerine.
Karaca markasının ve TEMA Vakfı'nın kurucusu Hayrettin Karaca "param var
ama tüketmeye hakkım yok" diyerek 'al tüket ve yok et' diyen tüketim
toplumuna açtığı savaşla gurur duyuyor.

KOMŞUYA VER...

Dünyada tüm insanları doyuracak kadar yiyecek olduğunu ama gözü aç
olanları doyuracak hiçbir şeyin olmadığını söyleyen Karaca, Türkiye'de bir
zamanlar fakirleri aç bırakmayan kültürün nasıl yok olduğunu hüzünlenerek
anlattı. Televole kültürünün karşısında birtakım değerlerin yok olduğunu
söyleyen Karaca, çocukluk günlerinin "komşuyu aç bırakmayan" kültürünün
yeniden dirilmesiyle, açlıkla savaşılabileceğini söyledi. "Dünya ikiye
bölünmüş artık. Gözü açlar ve karnı açlar. İşte o gözü açları
doyurmayacağız. Bunların farkına küçükken vardım. Dilim kültürüm gidiyor.
Bağımsız bir Türkiye değiliz artık. En büyük acımız geri getiremediğimiz o
kültürümüzdür." diyen Karaca şöyle konuştu:

"Ben bir kasaba çocuğuyum. Varlıklı bir ailenin çocuğuydum. Ama herkes
eşit şartlarda oynardı sokakta. Bütün çocuklar gibi ben de yalınayak
oynardım. Akşam olduğu zaman annem seslenirdi, avucuma bir kap sıcak yemek
koyarlardı. Kulağıma eğilip, 'Komşu anneye götür' derdi. Etrafımızda bizi
duyacak kimse yoktu ama, bu bana verilen 'Aman kimse görmesin Hayrettin'
mesajıydı. Komşu annenin yağını,odununu kim alır, kimse bilmezdi. Paylaşma
düzeni vardı, o kültürdü. Savaştan çıkmış bir Türkiye'de 'fakirim' diyen
çoktu ama 'açım' diyen yoktu. Oradan aldım bu kültürü. Kaybolan budur,
giden budur. Ama Anadolu'yu gezerken görüyorum ki, bu değerleri hala
yaşatanlar var."

UTANIYORUM...

Tüketim toplumunun rezalet hale geldiğini Karaca:

"Akmerkez'in önünden geçmeye utanıyorum, nedir bu ışıklar, bu rezalet.
'Yılbaşı' demek, 'Al, tüket, yok et, yaşamı mahvet' demek. O yüzden bu
yırtık kazağı gururla taşıyorum üzerimde. Global ekonomi insanları
kullanıyor. Ama bakın beni kullanamıyor, çünkü izin vermiyorum. Çok da
mutluyum. Bunu elimden hiç bir güç alamaz. İnanç herşeyi halleder"dedi.

"Açlıktan ölen her çocuğun katilleri vardır"diyen Karaca, ihtiyacından çok
tüketerek sınıf atlamaya çalışanları suçladı. Karaca, "Bugünkü tüketim iki
katına çıktığı gün, belki dünyada yaşam olmayacak. En büyük tehlike
gıdada. Bir Amerikalı çocuk doğduğunda 30 çocuğa eşdeğerde dünya
nimetlerini alıp götürüyor" diyerek dünyanın düştüğü durumu gözler önüne
seriyor.

TV SEYRETMİYOR...

Cep telefonu kullanmadığını, 5 yıldır TV izlemediğini belirten Karaca
şöyle devam etti:

"Okumakla mükellefim. Olanın olmayana, bilenin bilmeyene borcu var. Malını
mülkünü verirsin orada biter borcun. Mesela Yalova'daki botanik bahçemi
vakıf yaptım ama borcum bitmedi topluma. Şimdi borcumu bilgi sahibi olarak
ve bunu aktararak ödüyorum. Okumak ibadettir. Okumamak cumhuriyete
ihanettir."

Oğlunu, eşini ve annesini kaybeden Hayrettin Karaca, "acılar karşısında
isyan ederek hiçbir şey kazanamazsınız, elde olan bir şey değil çünkü bu.
Ben acıyı da, mutluluğu da kabulleniyorum. Ama acılar hafızadan hiç
çıkmaz" dedi.

185 MİLYON AFRİKALI HERGÜN AÇLIKTAN ÖLME RİSKİ İLE YAŞIYOR...

Dünyanın durumunu değerlendiren Karaca şu yorumlarda bulunuyor:

"Birleşmiş Milletler 2004 Kalkınma Raporu'na göre, Afrika'da 323 milyon
insan günde 1 dolardan az bir gelirle geçimini sağlıyor. Temiz su
kaynağından mahrum 273 milyon kişi bulunmakta. İlkokul çağında okula
gidemeyen 44 milyon çocuk var. Yetersiz beslenmeden kaynaklanan ölüm riski
altında yaşayan Afrikalıların sayısı 185 milyon. Her yıl beş yaşının
altında ortalama beş milyon çocuk ölüyor. Zengin ülkeler yıllık
gelirlerinden yüzde 0,7'sini kurtarma amaçlı projelere yönlendirseler bu
sorunların hepsi ortadan kalkabilir."

"BİR" ÇOK GÜÇLÜDÜR.....

"Benim de vardı 40 tane kravatım. O zaman 30 yaşındaydım. Ben de tükettim,
ama bilerek yapmadım bunu." diyen Karaca, "Artık farkına vardım bunun. Ne
zamandır alışveriş yapmadığımı hatırlamıyorum, kendime sadece kitap
alıyorum. Nedir benim ihtiyacım? Doymam, sağlığım, barınmam, kuşanmam;
bunun dışında hiçbir şey tüketmeye hakkım yok. Gömleklerim var, yakası
çevrilmiştir, ayakkabılarıma bakarsanız, altı yamalıdır. Dokuz senedir bu
pantolonu giyerim, paltom yırtıktır. Param var ama tüketmeye hakkım yok!
Bunu herkes yapabilir. "BİR" çok güçlüdür. Atatürk bir kişiydi. Herşey
"bir" ile başlar. Bir yoksa iki olmaz. Ben de yakınlarıma örnek olmaya
çalışıyorum" diyor.

BİR ALYANS İÇİN 3 TON ZEHİRLİ ATIK...

TEMA Vakfı Yayınları'ndan çıkan "Dünyanın Durumu 2004" raporlarını
yorumlayan Karaca şu tespitlerini aktarıyor:

a.. Dünyada makyaj malzemesi için yapılan harcama 18 milyar dolar.
Dünyadaki tüm
kadınların üreme sağlığı için gerekli para 12 milyar dolar.
b.. Avrupa ve ABD'de evde beslenen hayvanların mamasına harcanan para 17
milyar
dolar. Dünyada açlığın ve yetersiz beslenmenin sona erdirilmesi için
gerekli para 19 milyar dolar.
c.. Parfüme harcanan para 15 milyar dolar. Evrensel okur-yazarlığın
sağlanması
için gereken yıllık ek yatırım 5 milyar dolar.
d.. Deniz seyahatlerine harcanan para 14 milyar dolar. Dünyada herkese
temiz içme
suyu sağlanması için gerekli para 10 milyar dolar.
e.. Avrupa'da dondurmaya harcanan para 11 milyar dolar. Her çocuğun
aşılanması
için gerekli miktar 1,3 milyar dolar.
f.. Satışa hazır 1 ton altın elde etmek için 300 bin ton atık üretilir.
Başka bir
deyişle altın bir alyans için ortaya çıkan atık miktarı 3 tondur. Bu
atıkların çoğu siyanür ve kimyasal maddeler içerir.

4 yorum:

güç&onur dedi ki...

"param var ama tüketmeye hakkım yok" bunu söyleyebilene ne mutlu.. umarım bu cümleyi söyleyebilmek hepimize nasip olur.

müzi dedi ki...

ben bu roportaji daha once atlamisim, burada okuma imkani yarattiginiz icin cok tesekkurler. olabildigince cok insanin okumasi gereken bir yazi bu. o yuzden ben de ilerleyen gunlerde blogumda yayinlamak isterim. biraz sizden kopya cekiyor olacagim ama madem ki Tesla'yiz, o halde bir sakincasi yoktur diye dusunuyorum (kopya cekmenin degil, paylasmanin bir sakincasi yok anlaminda kullandim)

sevgiler

Adsız dedi ki...

ilk okuduğumda "işte budur..." demiştim ancak daha sonra düşündüğümde bunun pek de yüzdeyüz doğru olamıyacağını düşünmeye başladım .
kimse tüketmezse üreten işçilerin durumu ne olacak !!! . hadi her kes bir paltoyu 20 sene bie gömleği 10-20 sene giysin ve bu misalleri çoğaltalım...
bana göre her durumun ideal denge noktasına yaklaşılması gerekiyor . eskilerin dediği gibi ifrat kadar tefrit de kötüdür... ne aşırı tüketim ne de aşırı tüketmeme .

yin&yang

Adsız dedi ki...

bir proje için kendilerinden destek istedğimde vakıf benden 25000 lira istedi. fidan dikme parası olarak(!). ben anlayamıyorum bu insanları. parayı veren bunlardan onayı alır mı demek oluyor bu